Abraham Maslow, 1943 senesinde geliştirdiği “gereksinimler hiyerarşisinde” insan davranışlarına yön veren gereksinimleri; fizyolojik gereksinimler, güvenlik gereksinimi, sevgi ve ait olma gereksinimi, saygınlık gereksinimi ve kendini gerçekleştirme gereksinimi olarak 5 ana kategoriye ayırmıştır. Bu teori son yıllarda geliştirilse hiç kuşku yok ki internet ve sosyal medya kullanımı bu hiyerarşiye ilk sıradan eklenirdi.

Yıldan yıla yükselen internet ve sosyal medya kullanım trendi ile insanlar artık yemek yerken, çalışırken, gece uyumadan önce, sabah uyandıktan sonra, eğlenirken, karşıdan karşıya geçerken, birbirleri ile sohbet ederken, tuvaletteyken, hatta ve hatta araba kullanırken bile internet ve sosyal medyadan vazgeçemiyor. Rakamlara göre günümüzde global internet kullanıcı sayısı 3.77 milyarı buluyor ki bu da genel nüfusun yarısını oluşturuyor. Bu nüfusun 2.80 milyarı ise aktif olarak sosyal medya kullanıyor. Türkiye’de bu rakamlar nüfusun %60’lık penetrasyonu oluşturuyor ki bu da 48 milyonluk kullanıcı demek. Ülkemizde aktif sosyal medya kullanıcı sayısı da 48 milyonu oluşturuyor (tekil değil). Büyümeye baktığımızda Türkiye’de 2016 Ocak ayından bu yana internet kullanıcı sayısının %4 ile 2 milyon, aktif sosyal medya kullanıcısı sayısının ise %14 ile 6 milyon arttığını görüyoruz. Ve bu sayı her yıl katlanarak devam edeceğe benziyor.

İnternet ve sosyal medya kullanıcı sayısının bu denli yüksek rakamlara ulaşması, haliyle farklı pazarlama trendlerin yaranmasına da olanak sağlıyor. Bu trendlerden en önemlisi de Influencer Marketing stratejisi. Günümüz pazarlama dünyasında, markalar tarafından yapılan direk reklamları kullanıcıların 68%’i gizliyor veya hiç bakmıyor. Bu nedenle influencer marketing stratejisi markalar için son dönemlerde çok büyük bir öneme sahip olmuş durumda. Influencer marketing stratejisi sayesinde şirketler kendi pazarlama stratejileri ve hedef kitleleri doğrultusunda influencerlarla (kanaat önderleri ile) iş birliği yaparak potansiyel müşterilerine etkili yoldan ulaşabiliyorlar. Bu strateji sayensinde sosyal medyayı aktif kullanan insanlar yani influencerlar da yaratıcı içerikler üreterek etki güçlerini gelire çevirebiliyorlar.

“Peki kim bu influencerlar?”

Hazırladığı lezzetli yemeklerin tariflerini takipçileri ile paylaşan Tuba Teyze de, spor salonunda çalışırken kullandığı protein tozu, giydiği atlet markasının paylaşımını yapan “Kaslı” Faruk da bir influncer. Dünyanın dört bir tarafını tek bir sırt çantası ile dolaşıp, paylaştığı kaliteli fotoğrafların hangi fotoğraf makinasıyla çekildiğini yazan gezgin Oğuzhan da, oynadığı oyunun bug’larını Youtube kanalında paylaşan “Oyun Canavarı” İsmail de bir influencer. Yazdığı kitaplar ve anlattığı deneyimleri ile insanların kişisel gelişimine ışık tutan Kılıç Bey de, yemeklerini deneyip tadını beğendiği restoranın paylaşımını yapan “Gurme” İbo da bir influencer.

Milyonlar tarafından sevilen, Türkiye’nin en komik insanı Cem Yılmaz, Periscope’ta çektiği bir video ile ünlenip şu an milyonlarca takipçiye ulaşmış Kerimcan Durmaz, sevgilisiyle birlikte video çekip günlük hayatından videolar paylaşarak yediği abur cuburların, kullandığı makyaj malzemelerinin reklamını yapan Youtuber Banu, sosyal medya kullanıcısı siz değerli okucum ve aktif sosyal medya kullanan diğer tüm insanlar; hepsi birer influencer. Neden diye sorarsanız; sosyal medya kullanıcıları olarak hemen hemen hepimiz en az bir kere; gittiğimiz kafe veya restoranı, giydiğimiz kıyafeti, yediğimiz yemeği, içtiğimiz kahvenin markasını, gördüğümüz bir promosyonu ve daha bir çok farklı şeyi farkında olarak veya olmaksızın kendi hesabımızdan paylaşıyoruz ve kulaktan kulağa yayılmasına yardımcı oluyoruz. Aklınıza, “milyonlarca takipçisi olan Cem Yılmaz ile 500 takipçisi olan benim sosyal medya hesabımı aynı kefeye mi koyuyorsun” diye bir soru gelebilir. Influencer Marketing uzmanları bu soruyu influencerları kategorilere ayırarak cevapandırıyorlar. Ayrılan bu kategorilere göre de şirketler, oluşturacakları kampanyalarının hedef kitlelerine en uygun influencerlar’ı seçip markalarına değer katıyorlar. Bu kategoriler hangileri? Şirketler kendileri için en uygun influencerı binlerce aday arasından nasıl seçebilirler? Seçilen bu influencerlar ile anlaşma nasıl sağlanır? Ve daha bir çok farklı soru oluşmuş olabilir kafanızda. Bu soruların tek cevabı ise, Keepface.

“Keep mi face, o da ne, daha önce hiç duymamıştım,” diyebilirsiniz. Duymamanız normal, çünkü Keepface henüz Türkiye pazarına yeni giriş yaptı. Zaman geçtikçe ise adından çokça söz ettireceğe benziyor.

“Çok uzattın ama, merak ediyoruz, nedir bu Keepface” diye soruyorsanız, işte cevabı:
Keepface markalar ve influencerlar arasında köprü kurarak markalara değer katmayı hedefleyen, Dubai merkezli bir platform. Ocak 2018’de MENA bölgesinde faaliyet gösteren Dubai merkezli özel bir yatırım fonundan 300 bin dolar yatırım alan Keepface, şu an için Türkiye, Tacikistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızstan ve Gürcistan gibi ülkelerde hizmet veriyor ve MENA, İran ve Rusya‘da da faaliyet göstermeyi hedefliyor. Sahip olduğu 2000’in üzerinde influencer sayısı ile Keepface, markaların hedef kitlelerine en uygun influencerları rahatlıkla bulup, kampanyalarını oluşturabilmesine olanak sağlıyor.

“Onlarca influencer ajansı var, Keepface’in ne farkı var ki?” diye soru işareti oluşmuş olabilir kafanızda.

Keepface, influencer ajanslarından farklı olarak, big data kullanarak influencerları kategorize ediyor ve markaların hedef kitlelerine en uygun influencerları otomatik olarak öneriyor. Mesela; hedef kitlesi, sağlıklı beslenme ve spor olan bir marka, A kategorisinden 2 influencer, B kategorisinden 4 influencer ve D kategorisinden 20 influencer ile iş birliği yapmak istiyor. Bu influencerların hepsini tek tek arayıp bulmak, profillerini incelemek, onlarla iletişime geçmek, iletişime geçtikten sonra anlaşma sağlamak, içeriklerin takibini yapmak, ödemenin yapılması ve sözleşme imzalanması aylarca süren bir süreç. Kampanyanın nasıl ilerlediğini takip etmek ve bunu raporlamak da ayrı bir dert. Ama bundan sonra, Keepface ile çalışacak şirketler aylarca süren bu işi iki saat gibi kısa bir sürede, hedef kitlelerine en uygun influencerları seçerek gerçekleştirebilecek. Kampanya devam ederken de kampanyanın hangi aşamada olduğunu, nasıl ilerlediğini ve kaç kişiye ulaştığını gerçek zamanlı raporlama ile markaya iletebilecek. “A, B, D kategorilerinden bahsettin, bunlar nedir” diye düşünüyor olabilirsiniz. Yazımın ortalarında “milyonlarca takipçisi olan Cem Yılmaz ile 500 takipçisi olan benim sosyal medya hesabımı aynı kefeye mi koyuyorsun” sorusunun cevabı işte bu kategorilerde saklı;

  • A kategorisi: şarkıcılar, aktörler, TV ve radyo sunucuları: Bu kategorideki influencerlar, halkın çoğunluğu tarafından bilinen ünlü insanlar.. Yazıda anlattığım Cem Yılmaz bu kategoriye dahil.
  • B kategorisi: Yaratıcı insanlar, bloggerlar, eğitimciler, fotoğrafçılar. Bu kategorideki influencerlar, takipçileri için yarattıkları heyecan verici içerikler ve benzersiz içerik stilleriyle en çok tercih edilen influencer kategorisi. Bu yaratıcı insanlar birkaç gün içinde orijinal, çekici ve profesyonelce düşünülmüş içerik oluşturabiliyorlar.
  • C Kategorisi: uzmanlar, analistler, rehberler, yazarlar:.Endüstri uzmanları, analistler ve sosyal açıdan aktif bu kişiler, kendi ve sanal arkadaşlarıyla çevrili bir izleyici kitlesine sahipler. Bu kategori, B2B ürünlerin pazarlaması için en uygun kanal olarak kabul ediliyor.
  • D kategorisi: Sıradan insanlar, yani Mikro-influencerlar. Sayfa beğenileri, check-in, değerlendirmeler ve tavsiye gibi içeriklerin dağıtımında oldukça yararlıdırlar mikroinfluencerlar. Etkileşimi oldukça yüksek olmasından dolayı içerikleri organik olarak performans gösteriyor. Evet, 500 kişilik takipçi sayınızla siz de bir influencersınız. Keepface.com sitesinden siz de mikro-influencer olarak kayıttan geçip, sosyal medya kullanımızı gelire çevirebilirsiniz.
  • E kategorisi: Sosyal medya sayfaları, grupları ve kanallar: Sayfalar ve gruplar, hazır içeriği geniş kitlelere dağıtmak için vazgeçilmez kanallardır.

Aldığı yatırımla birlikte Keepface, 2018 senesi itibarı ile Türkiye pazarında büyümeyi, yeni pazarlara açılmayı ve ekibini büyütmeyi planlıyor. Nisan ayında mobil aplikasyonunu çıkarmak da hedefler arasında. Sahip olduğu big data sayesinde Keepface, ilerleyen zamanlarda adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Bekleyip, görelim.

Manaf Khudiyev

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın