“Bu yaz kesin yapıyoruz!” diyenler, Interrail heveslilerinden biriydim ben de. Yapıyor muyuz, yapıyoruz derken bir anda pasaportumuzu çıkartmış, uçak biletlerimizi almış halde bulduk kendimizi. Rotaydı, konaklamaydı derken her şey hazırdı, gerçekten gidiyorduk. Tüm bunların ardından biri çıkıp deseydi ki yolda onlarca kişiyle karşılaşıp hayat boyu unutamayacağız anılar biriktireceksiniz, herhalde biraz abartıyor falan derdim.

Ancak daha ilk durağımızda ne kadar da haklı olduğunu anlamış olduk. Roma’ya gittik ve daha konaklayacağımız kamp alanına giriş yaptığımız anda “Amanın Türkçe konuşuyorlar, hoop birader!!!” nidaları eşliğinde karşılaşıp tanıştık birkaç kişiyle. Saatlerce muhabbetin ardından, tanıştığımız arkadaşlardan biri heyecanla, “Benim bir fikrim var.” diye atıldı. “Kaldığımız yerden bir çarşaf alalım ve gidip Kolezyum önünde Sezar pozu verelim.” İlk başta güldük falan ama hepimizin de aklına yattı. Ertesi gün cidden attık çantalara çarşafı, gittik Kolezyum’a. Yol üzerinde üç beş çalı çırpıdan kendimize bir de kral tacı yaptık, iyice havaya girdik. Öyle bir havaya girmek ki, “Roma’nın sahibi benim, yakarım bu Roma’yı!!!” demeye başlarken buldum kendimi elimde ufacık çakmakla.

Aradan geçen birkaç dakikadan sonra fark ettik ki herkes bize bakıyor. Gelip fotoğraf çektirmek için ricada bulunanlar mı dersiniz, “Bunu biz de denemeliyiz!” diyenler mi?.. O an fark ettim ki cidden seyahat eden insanın karşısına ne çıkacağı, aklına neler eseceği belli olmuyor. İyisiyle kötüsüyle, yüzünüzde tebessümle hatırlayacağı anılar birikiyor. Demem o ki, durmayın yerinizde. Dünya küçük ama keşfedilecek şey çok.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Oğuz Kaan Tosun

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın