ODTÜ İşletme Topluluğu Glokal Komitesi, aylık bültenimiz olan GlokalPack ile karışınızda! İzlemeniz gereken filmleri, okumanız gereken kitapları ve gezmeniz gereken yerleri sizler için araştırdık. Her ay birbirinden güzel önerilerle karşınızda olacağımız bu ekimize filmler ile başlıyoruz!

Film Kataloğu

Vizyondan

  • Ayla ( 27 Ekim 2017 ) 

Can Ulkay’ın yönetmen koltuğuna oturduğu bu dram ve savaş filminde 1950 yılında Kore Savaşı’nda yaşanan gerçek ve dramatik bir hikayeyi izliyor olacağız. Filmde Süleyman Astsubay savaş alanında 5 yaşında Koreli yetim bir kız bulur ve ona Ayla ismini verir. Ancak 15 ay sonra Türkiye’ye dönmesi gerektiğinde Kore kanunlarını aşamadığı için küçük kızı bir yetimhaneye bırakmak zorunda kalır. 90. Oscar Ödül Töreni’nde ülkemizi temsil etmek için ‘En İyi Yabancı Film’ dalında aday adayı olan bu film, kesinlikle bu Ekim ayında görmeniz gerekenlerden! 

Nostalji

  • Café Society (2016) 

Bu kez de karşımızda Woody Allen’ın yazıp yönettiği Café Society var. 1930’lu yıllarda Hollywood’da film sektörüne girmeye çalışan hevesli gencimiz Bobby’nin  kendini hem aşka hem de devrin hızlı hayatına kaptırmasını büyülü bir atmosfer içinde seyrediyoruz. Galası 2016 Cannes Film Festivali’nde yapılan film aynı zamanda Woody Allen’ın ilk kez dijital kamerayla çalıştığı film olma özelliğini de taşıyor. 

 

İstanbul Etkinlikleri Atlası 

  • 15. İstanbul Bienali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 15. İstanbul Bienali, bu yıl “iyi bir komşu” başlığı altında, ev ve mahalle kavramlarını ele alıyor. 40 soru etrafında şekillenen 15. İstanbul Bienali, birbirine yürüme mesafesinde altı komşu mekânda ziyaretçilerini ağırlıyor. Bienal bu yıl İstanbul Modern, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Pera Müzesi ve Küçük Mustafa Paşa Hamamı gibi daha önce de İstanbul bienallerine ev sahipliği yapan mekânların yanı sıra, Cihangir’deki ARK Kültür ile Asmalımescit’te yer alan sanatçı stüdyosu gibi konut özelliği taşıyan mekânlarda yer alıyor. Kesinlikle görülmesi gereken bu sergiyi 16 Eylül – 12 Kasım 2017 tarihleri arasında ziyaret edebilirsiniz. 

  • Filmekimi

Her yıl büyük ilgi gören filmekimi, bu yıl da İstanbul’da 29 Eylül – 8 Ekim tarihlerinde düzenleniyor. Festivaldeki filmler arasında Onur Ünlü’nün son filmi olan ‘’Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’’, son zamanların yükselen ismi Jennifer Lawrance’ın başrolünü oynadığı ‘’Anne!’’ ve Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un The Lobster’dan sonra İngilizce olarak çektiği ikinci film ‘’Kutsal Geyiğin Ölümü’’ yer alıyor. Program hakkına detaylı bilgiye http://filmekimi.iksv.org/tr ‘dan ulaşabilirsiniz. 

Ankara Etkinlikleri Atlası

  • MilyonFest Ankara

Türk müziğinin en önde gelen sanatçıları 12-15 Ekim tarihleri arasında Odtü Vişnelik’te sahne alacak. İki farklı sahnenin bulunduğu etkinlikte Selda Bağcan, Şebnem Ferah, Teoman, Athena, Hayko Cepkin gibi isimlerin de yer aldığı 48 sanatçıyla müziğin ritmine kaptıracağız kendimizi. Zakkum, Pamela, Grup Seksendört ve Ezhel gibi kariyerine Ankara’da başlamış sanatçılar da ev sahibi olarak boy gösterecek. 4 gün sürecek festivalde kamp imkanı da bulabilirsiniz. Biletler ise kombine olarak 90 Tl iken günlük alanlar için 45 Tl.

 

 

  • Notre Damme Quasimodo Müzikali

Fransa İhtilali’nden sonraki Fransa’nın karanlık günlerinden kesitler sunan bu müzikal Quasimodo ve Esmeralda’nın aşkı üzerine yoğunlaşıyor. Victor Hugo’nun bu ölümsüz eseri izleyicilerine keyif vermeye geliyor Ankara’ya! 22 Ekim’de MEB Şura Salonu’nda yer alacak bu müzikalin fiyatı 57 Tl.

Ayın Öne Çıkan Sanat Eseri

  • İpek Keylansoy- İstanbul’u Fethetmeliyim

İpek Keylansoy kaleme aldığı bu tabloyla hayallerini gerçekleştiriyor. Resmin onun için önüne geçilemez bir tutku olduğunu söylediği gibi, bu tutkuyu Fransız Devrimi’nin liderlerinden olan Robespierre’in hayatına aktararak resmediyor. Zorluklardan bunalmış ve pes etmek üzereyken yere serilmek yerine bir fil gibi cüsselenmiş yıkılması güç bir çılgınlığa ulaşıyor Robespierre, sevgilisinin ise onun görkemi karşısında yaptığı tabloları sergilemesi ne denli bir tutkuya sahip olduğunu gösteriyor.
Diğer önemli nokta ise bu tablonun sürrealitesi. Önemli bir mesaj taşıyor bize tarihten İpek Keylansoy. Önceki yüzyıllarda savaşların vazgeçilmeziydi filler. Ölen fil sayısı veya hayatta kalan fil sayısı savaşın galibini belirlerdi. Resme bakacak olursak, Robespierre’in üstünde olduğu fil ihtişamıyla tabloyu süslerken sevgilisinin yanındaki kadınlar da fili temizlerken şatafatı altında eziliyor.

Ayın İsmi

  • Barkın Özdemir

“Üniversiteyi kazan, güzel bir ortalama ile 4 senede mezun ol, beyaz yakalı olarak bol maaşlı bir işe gir…” Tek seçeneğimiz buymuş gibi görünse de aksini ispat eden ilham verici insanlar da var aramızda. Bunlardan biri, belki de en genci: Barkın Özdemir. Onun hikayesi, Özyeğin Üniversitesi’nde bir İşletme öğrencisi iken dünyayı keşfetmek için yola koyulması ile başlamış.

Hikayenin herkesi hayrete düşüren kısmı ise şu; 9 ay içinde gördüğü 6 kıtada, 10’larca ülkede yaptığı harcamalarının çoğunu 400 TL’lik KYK bursu oluşturuyor. Söylediğine göre onu en çok etkileyen yerlerin başında dans etmek için bir sebebe ihtiyaç duymayanların coğrafyası; Güney Amerika geliyor.

Barkın yalnızca gezmekle sınırlamamış bu kendini bulma yolculuğunu; keşfetmiş, öğrenmiş, öğretmiş. 2,5 ay boyunca Şili’de bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında çocuklara İngilizce Öğretmenliği yapmış.

Şu anki büyük hedefi ise Antarktika’ya giderek 7 kıtaya ayak basmış en genç insan ünvanına kavuşmak, bizi hayallerimize ulaşmaktan alıkoyan şeyin yine kendi korkularımız, endişelerimiz olduğunu herkese kanıtlamak.

Sosyal medya hesapları için: Instagram / Twitter / Blog

Biraz da Edebiyat

  • Brave New World (Cesur Yeni Dünya) / Aldous Huxley / 1931

Cesur Yeni Dünya sosyal hicivci Huxley’in magnus opusu’u, bir başka deyişle Huxley’ı Huxley yapan başyapıtıdır. Romana kimine göre ütopya havası hakim olsa da, literatürde distopyadır. Eser 26.yy’da insanların karakterlerinin ve zekalarının onlar doğmadan önce belirlendiği, bebelerin anne karnı yerine kavanozda yetiştiği katı bir sistemde geçmektedir. Tanımlanan dünya bir ütopya gibi görünür, herkes mutludur, tüm ırklar eşittir. Ancak ironik yanı şudur ki, bu durum bireysel değerlerin yol edilmesi; aile, kültürel çeşitlilik ve sanat gibi bizi biz yapan kavramların kaldırılması ile elde edilmiştir.

Eserin günümüz dünyası ile paralelliği, öngörülü oluşu yadsınamaz bir gerçektir. Yazıldığı dönemde henüz bilim insanlarının bile aklına gelmeyen klonlama teknolojisi, kapitalizmin yarattığı kast sistemi, teknoloji bağımlısı tüketim toplumu, bunlardan yalnızca birkaçı.

Kitabın asıl amacı bize şu soruyu sormaktır: “Tüm insanlığın mutlak mutluluğa sahip olduğu tek renkli, çeşitliliğin olmadığı bir ütopya mı; yoksa acıyla, sevgiyle, duygularla yoğurulmuş, her bireyin gökkuşağın ayrı bir rengi olduğu bir distopya mı?”

George Orwell’in ünlü distopik kitabı 1984 de bu kitaptan ilham almıştır. 1984’deki karakterler Cesur Yeni Dünya’da anlatılan gelecepe özlem duyar ve onun gibi olmak isterler.

Romanın adına ilham olan Shakespeare’in Fırtına’sından o kesit:

“Bu kadar bunca yakışıklı varlık varıp gelmiş buraya
Ne güzel şeymiş meğer insanlık
Böyle dünyalıları olan
Yaşasın bu yaman, bu cesur yeni dünya.”

 

  • The Spy (Casus) / Paulo Coelho / 2016

Dünyaca sevilen Simyacı kitabının yazarı Paulo Coelho’nun yeni kitabı: Casus. Roman gerçek bir hikayeye, 20.yy’ın başında casus olmakla suçlanarak idam edilen Mata Hari’ye dayanıyor. Mata Harı Paris’te bir cezaevinde idam edilmeyi beklerken son arzularını, düşüncelerini kağıda dökmüş, geçtiğimiz seneler içerisinde de bu mektuplar kamuya açıldı ve Coelho’nun bu romanı kurgulamasına yardımcı oldu. Bu nedenle Casus, Coelho’nun diğer kitaplarının aksine günlük türünde sayılabilir.

Avukatına yazdığı mektupta şöyle diyor Mata Hari: “Yanlış devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltemez bunu. Gelecekte hatırlanacak mıyım, bilmiyorum ama şayet hatırlanırsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan ödemiş biri olarak görülmek istiyorum.” Mata Hari kurnaz bir casus muydu? Yoksa özgür olmak için her şeyi göze alan, yaşamın anlamını arayan bir kadın mı? Suçu sadece yanlış kişilerle ittifak kurmak mıydı? Hayata karşı dik duruşu, abartılı hayatı, yoku var edişi ve varken yok oluşu…

Coelho’nun akıcı üslubu ile bu sorulara cevap arıyor, kimi zaman Mata Hari’ye acıyıp kimi zaman kendimizi onun yerine koyuyoruz.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

ODTÜ İşletme Topluluğu Glokal Komitesi 17/18

  • İrem Güler | ODTÜ İşletme
  • Su Aydoğdu | ODTÜ Uluslararası İlişkiler
  • Elvan Utkulu | ODTÜ İşletme
  • Numan Büyükköken | ODTÜ İnşaat Mühendisliği

“Kültür & Sanat” kategorisinde benzer yazılar:

Her Girişimcinin Okuması Gereken 7 Kitap

Girişimci olmak istiyorsanız, hayata geçirmek istediğiniz fikirleriniz varsa ya da zaten bir girişimin içindeyseniz aklınızı kurcalayan soruların yanıtlarını bulabileceğiniz, aynı zamanda size ilham kaynağı olacak… devamı için tıklayın.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın