Ben her yaza girmeden önce içimi bir heyecan kaplar, “Bu yaz en güzel olacak!” diye. Daha yaz bize güzel yüzünü göstermemişken, yağmurlu havalarda başlarım ben tatil planları yapmaya, hayaller kurmaya. Bu sene de her sene olduğundan daha farklı yerlere gitmek, farklı lezzetler keşfetmek istiyordum. Listenin başında daha önce gitmediğim ve hep büyük bir merakla fotoğraflarını incelediğim, Türkiye’nin en güzel cennetlerinden biri Kaş vardı.

Gerekli araştırmalar yapıldı, notlar alındı. Küçük bir yer olduğundan bayram tatillerinde gitmememiz önerildi. Bizde dört arkadaş gözümüzün nuru yıllık izinlerimizi Kaş için kullanmaya karar verdik. Tarih ağustosun ikinci haftası olacaktı. Otel rezervasyonumuzu çok uygun bir fiyata yaptırdık. Genel olarak ucuz bir tatil beldesi olduğunu duymuşsak da bu kadar uyguna kalabileceğimizi biz de hayal etmemiştik.

Daha önceden gidenler “Hayatımın en güzel yeri, girdiğim en güzel denizler” diye tabirlerde bulununca biraz abartıldığını düşündüm. Dünyanın birçok yerini gezme fırsatım olmuştu önceden, mutlaka daha güzelleri vardır diye düşündüm.

Valizleri hazırladık, İzmir’den yola koyulduk Kaş’a doğru.

Sabah 7 sularında Kaş’a vardık. Önce bir dolandık etrafta bakındık. Aslında küçücük bir yer ama gerçekten sevimli. Sonra topladık plaj çantalarını, doğru denize.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk gün Küçük Çakıl’da girelim dedik. Küçük Çakıl’daki işletmelerden birine girdik. Sandık ki şezlong, şemsiye kiralayacağız, yediklerimize içtiklerimize çok para vereceğiz. Meğersem buralarda şezlonga şemsiyeye para alınmazmış. İçeri adımı atmamla turkuaz-mavi, harika bir deniz beni karşıladı. Biraz da soğuktu Küçük Çakıl’ın denizi ama soğuk deniz severseniz bayılacağınız türden.

Akşamına hazırlandık, Kaş’ı keşfetmeye. Çarşısı, renkli ve lezzetli restoranları, takıcıları, dükkanları ile gerçekten kendine has bir yermiş Kaş. Gündüz normal bir yer gibi gelmişti ama ben Kaş’ın akşamlarını çok sevdim. Size tavsiyem önce akşamını görün.

Bir sürü meyhane bulduk, bayıla bayıla oturacağımız, bir tane seçtik. Masada beni “Burnuna çarpan rakı kokusuyla irkileceksin masada… Bir şarkı ‘bırak ay gitsin, sen kal bu gece’ diyecek. Bütün gidenler gözünün önünde belirecek.” notu karşıladı. Neye içeceğimiz belli oldu o akşam.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Rengarenk bir sürü lezzetli meyhane, etrafınızda kimse yokmuşçasına rahat rahat dans edebileceğiniz bir sürü güzel müzikleri ve kokteylleri olan barlar var burada. Hepsini keşfedebilmeniz için en az bir 4-5 gün ayırmalısınız Kaş’a. Biz her akşam farklı bir yer denedik ve inanın çoğundan memnun kaldık.

Ertesi günlerde denize girmek için Hidayet Koyu ve Limanağzı’na gittik. Yine turkuaz rengi, berrak bir deniz. Gerçekten burası cennetin bir başka hali olmalı.

Kaş’la vedalaşmaya yakın otogardan kalkan otobüslerle yaklaşık 20 dakika mesafedeki Kaputaş Plajı’na gittik. Kaputaş Plajı’nda çok güzel fotoğraflar çekilebilirsiniz evet ama hem kalabalığı, hem de çok sıcak olması nedeniyle akşam saatlerinde gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Ağustos ayında gittiğimden midir bilemem ama denizi oldukça sıcaktı. Kaputaş’ta önceden hiçbir işletme olmadığını, bu sebeple ziyaretçilerin yanlarında şemsiye, yiyecek götürdüklerini öğrendik. Ancak şu anda belediye plaja bir işletme kurmuş ve oradan şemsiye kiralayıp, bir şeyler yiyebiliyorsunuz. Ancak ben yine de Kaş’ın diğer yerlerindeki denizlere oranla en az Kaputaş’ı beğendiğimi söyleyebilirim.

Kaş’taki son gecemizde, çok güzel bir jazz barda, hafif müzik eşliğinde dedim ki “Kaş hayatımın bir yerinde olmalı ve ben her yaz en az bir kere buraya gelmeliyim.” Dünyanın belki de birçok yerine gitmiştim ama derler ya “burası bana iyi geldi.” diye işte öyle bir yer oldu artık benim için. Şimdilik ayrılıyorum ama tekrar döneceğim. Seneye yaza görüşürüz, hoşçakal Kaş!

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Selin Ece Özgen (@gurme_izmir)

”Pusula” kategorisinden benzer yazılar:

Letonya Rehberi: Riga

Yakın mesafe yurt dışı tatili dendiğinde, aynı yerleri görmekten sıkıldınız mı?

O zaman size bir Letonya tatili öneriyorum. Genelde tur şirketlerinden bu coğrafyada tur baktığınızda, “Baltık Turu” olarak geçer. Litvanya-Letonya-Estonya ve bazen buna Finlandiya da ekleniyor. Evet Letonya ufak bir ülke… devamı için tıklayın.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın