Bu yıl 17-28 Mayıs tarihlerinde 70.si düzenlenen Cannes Film Festivali’nin ödül töreni, Cannes Festivaller Sarayı’nda yapıldı. Pek çok filmin damga vurduğu törende ödüller, 28 Mayıs gecesi sahiplerini buldu. Dikkat çeken konulardan birisi, yarışmada az sayıda kadın olmasına karşın kadın yönetmenlerin filmlerinin ödüllerde ön plana çıkmasıydı. Eleştirmenlerin filmleri ortalama seviyede olarak nitelendirdiği festivalde, bakalım Pedro Almodovar başkanlığındaki jüri hangi filmleri ödüle layık görmüş.

 

Altın Palmiye: The Square – Ruben Östlund

70. Cannes Film Festivali’nin büyük ödülü olan Altın Palmiye’ye “The Square” filmi ile cüretkar yönetmen Ruben Östlund hak kazandı. Östlund’ı ilk kez Cannes ana yarışmasında görmemizi sağlayan “The Square” , Stockholm’de üst sınıftan bir müze yöneticisi Christian’ın etrafında şekilleniyor. “Turist” ile ismini duyuran ve Avrupa sinemasının yeni ama güçlü isimlerinden olan Östlund’un Altın Palmiye kazanan bu filminin merkezinde sanat, özgürlük, iktidar ve “Force Majeure”de olduğu gibi erkeklik temaları var. Kara mizah ve toplumsal sorunların harmanlanmasıyla oluşan filmi izlemek isteyen pek çok seyircinin gözü sinema gösterim tarihlerinde.

 

 

Grand Prix: 120 Beats Per Minute – Robin Campillo

Ödül törenlerinde ikincilik demek olan Grand Prix’i (Jüri Büyük Ödülü), yönetmen Robin Campillo’nun kendi yaşantısından yola çıkarak çektiği “120 Beats Per Minute” kazandı. Jüri başkanı Almodovar’ın Altın Palmiye vermek istediği ancak diğer jürilerin etkisi ile vazgeçtiği konuşulan film, 1990’ların ilk yarısında geçiyor ve Fransız “Act Up” isimli AIDS aktivist grubunu konu alıyor. “120 Beats Per Minute”, aktivistlerin gençlere AIDS hakkında farkındalık kazandırmaya çalışmalarını ve sorunlara kayıtsız kalmış bir millete karşı verilen mücadeleyi gözler önüne seriyor. Filmde odak karakterlerinden Sean’i canlandıran Nahuel Pérez Biscayart etkileyici oyunculuğuyla izleyiciyi kendisine bağlıyor.

 

 

En İyi Yönetmen: Sofia Coppola – The Beguiled

 Sofia Coppola “The Beguiled” daki başarısı ile, 70 yıllık Cannes tarihinde en iyi yönetmen ödülü 2. kez bir kadının oldu. Sovyet yönetmen Yuliya Solntseva, 2. Dünya Savaşı’nda geçen drama filmi “Povest plamennykh let” ile 1961’de ödülün önceki ve ilk kadın sahibiydi. 1971 yapımı Clint Eastwood’un oynadığı aynı adlı filmin günümüz uyarlaması olan “The Beguiled”da Nicole Kidman, Kristen Dunst ve Elle Fanning gibi ünlü isimler yer aldı. Film, sivil savaş döneminde Virginia’daki bir kız okuluna yaralı bir askerin gelmesi sonucu yaşananları konu alıyor. Kariyerinin henüz başında ikinci filmi “Lost in Translation”(2003) ile Oscar kazanan ve “Marie Antoinette”(2006) ile Altın Palmiye’ye aday gösterilen Sofia Coppola ödül konuşmasında Altın Palmiye’nin tek kadın sahibi olan yönetmen Jane Campion’a bir rol model olduğu için teşekkür etti. Son yıllarda büyük bir hite dönüşen ve sinema camiasının gözlerinin üzerinde olduğu 46 yaşındaki yönetmen, aynı zamanda bugüne kadar Oscar’a aday olan dört kadın yönetmenden birisi.

 

En İyi Erkek Oyuncu: Joaquin Phoenix – You Were Never Really Here

Jonathan Ames’in 2013’te yayınladığı aynı isimli kitabından Lynne Ramsay’in beyaz perdeye uyarladığı gerilim filmi You Were Never Really Here’da bir savaş gazisini canlandıran Joaquin Phoenix, En İyi Erkek Oyuncu ödülüne hak kazandı. Radiohead gitaristi Jonny Greenwood’un müziklerini yaptığı film aynı zamanda yönetmenin We Need To Talk About Kevin‘dan bu yana çektiği ilk uzun metraj olan filmi. “You Were Never Really Here” geceden En İyi Senaryo Ödülü ile de ayrılarak öne çıkan yapımlardan biri oldu. Cannes’ın son günlerindeki gösterimden çok kısa bir süre önce tamamlan filmde Phoenix’in oyunculuğu görülmeye değer.

 

 

En İyi Kadın Oyuncu: Diane Kruger – In the Fade

Hamburg’da yaşanan bir saldırı sonrası eşini ve çocuğunu kaybeden bir kadının konu alındığı ve Türk asıllı Fatih Akın tarafından yönetilen “Solgun” filmindeki rolüyle Diane Kruger, Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu ödülünün sahibi oldu. Bu başarının sahibi Hollywood yıldızı Kruger, “Solgun” ile ilk kez anadilinde performans sergiliyor ve ödülü aldıktan sonra gençlik yıllarında izlediği Fatih Akın filmlerinin kendisinde iz bıraktığını ve Akın’ın her daim ona ilham veren bir sinemacı olduğunu belirtiyor. Fatih Akın bu kez pek çok yönetmenin hayalini gerçekleştiriyor ve “Solgun” filmi ile Cannes Film Festivali’nin kapanışını yapıyor.

 

 

Jüri Özel Ödülü: Loveless – Andrey Zvyagintsev

70.Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nün sahibi, Rus yönetmen Andrey Zvyangintsev’in “Loveless” isimli soğuk gerilim filmi oldu. Loveless, boşanma aşamasında ve hem birbirlerine hem de oğulları Alyosha’ya karşı umursamaz olan anne babanın, sevgisiz büyüyen bir çocuğun ortadan kaybolmasının hikayesi. Filmde ailesinin tartışması esnasında ortadan kaybolan Alyosha’nın hikayesi anlatılırken, bu durum ayrılık aşamasındaki çifti birbirlerine bağlamaktansa daha da uzaklaştırıyor. Eleştirmenlerce yönetmenin “The Return”, “Leviathan” gibi başka yapımlarının gölgesinde kaldığı düşünülen film, görünen o ki Zvyangintsev’in ele adlığı hikayeye yaklaşım biçimi ve güçlü anlatım dili ile jürinin aklını çelmişe benziyor.

 

 

 

En İyi Senaryo: The Killing of a Sacred Deer – Yorgos Lanthimos, Efthymis Filippou / You Were Never Really Here – Lynne Ramsey

Gecede En İyi Senaryo ödülü, The Killing of a Sacred Deer ile Yorgos Lanthimos – Efthymis Filippou ikilisi ve You Were Never Really Here filmiyle Lynne Ramsey arasında paylaşıldı. En son 2015’in en çok konuşulan filmlerinden biri olan The Lobster’la karşımıza çıkan Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un koltğunda oturduğu “The Killing Of Sacreed Deer”ın senaryosunu Lanthiamos ve Efthymis Filippou birlikte yazı. Filmde, bir gencin işlevsiz ailenin içine mükemmel bir cerrah getirme girişimi beklenmedik bir dönüş meydana getirir. Epey tüyler ürpertici olduğu söylenen filmde, Collin Farrel’In canlandırdığı cerrahın kanatları altına aldığı hasta bir gencin sapıtmasıyla yerle bir olan bir evlilik anlatılmakta. En İyi Senaryo ödülünün ötekü sahibi ise aynı zamanda yönetmenliğini de yaptığı “You Were Never Really Here” ile Lynne Ramsey. Film, geceden aynı zamanda En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ile de ayrıldı.

 

 

Altın Kamera Ödülü: Jeunne Femme/Montparnasse Bienvenue –  Leonor Serraille

Altın Kamera ödülü, Fransız yapımı Leonor Serraille yönetmenliğinde olan Jeunne Femme’ye gitti. Filmle ilgili en dikkat çekici özelliklerden biri, tüm ekibin baştan sona kadın olmasısıyla sinema dünyasındaki cinsiyetçi tutuma kafa tutması.

 

 

Kısa Film Dalında Altın Palmiye: Xiao Cheng Er Yue (A Gentle Night) – Qiu Yang

Kısa film dalında ise Qui Yang A Gentle Night ödüle layık görüldü. Romen yönetmen Cristian Mungiu başkanlığında kısa film jürisi, Kısa Film Yarışması’na seçilmiş 9 filmi ve sinema okullarının yapımlarına ayrılan ‘Cinefondation’ bölümüne seçilmiş 16 filmi değerlendirdi. Kısa Film Altın Palmiyesi, Çinli yönetmen Qiu Yang‘ın “Güzel Bir Gece“si olurken, Finli Teppo Airaksinen’in “Tavan” adlı kısa filmi bir mansiyonla değerlendirildi. Qui Yang, bu kategoride ödül alan ilk Çinli yönetmen oldu.

 

 

70. Yıl Özel Ödülü: Nicole Kidman

70. Yıl Özel Ödülü’nün sahibi, festivalde 4 ayrı filmle yarışan Nicole Kidman oldu. Festivalde bu yıl dört filmle yer alarak kariyerinin zirvelerinden birini yapan Kidman’ın 4 projesinden 2’si geceden ödülle ayrıldı.

 

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Elvan Utkulu | ODTÜ İşletme

 

“Kültür & Sanat” kategorisinde benzer yazılar:

1. CANNES FİLM FESTİVALİ: Adını Fransa’nın bir sahil kenti olan Cannes’dan alan festival, Venedik Film Şenliğine rakip olarak, 1946 yılında düzenlenmeye başlanmıştır. Festivalde her yıl ortalama 20 film yarışmaktadır. Verilen ödüller Altın Palmiye, Büyük Jüri… devamı için tıklayınız.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın