Almanya deyince akla ilk gelen şehir olan Berlin tarih, sanat, eğlence keşfedilmek için bekleyen sokaklar ve müzelerle karşınızda olacaktır. Bonus olarak başarılı metro sisteminden kaynaklı ulaşım kolaylığını ve gece hayatının inanılmaz eğlenceli oluşunu da unutmamak gerek. 180 ülkeden insanın yaşadığı bu muazzam multi kültürel şehir adeta uyumuyor, sabah akşam size eşlik ediyor. Avrupa şehirlerindeki kaybedilen hareketlilik, bu sevimli şehirde can buluyor sanki. Siz sevgili okuyuculara daha gitmeden çok eğleneceğinizin garantisini veriyorum.

Kozmopolit şehrimizde 4 milyondan fazla insan yaşamakta. Bir Türk gurbete gider Türk bulmadan döner mi? TABİİ Kİ HAYIR. Hiç merakınız olmasın burada çok fazla vatandaşımız var. Hatta kendilerine has semtleri bile var, onun için yabancı dil bilmiyorum derdine girmek zorunda değilsiniz. Birçok büfe, bakkal Türklere ait.

Hem mimarisiyle hem de sokaklarıyla sizi etkileyecek olan Berlin hem yerüstü hem yeraltı şehirlerine sahip. Nasıl mı? Nazi dönemlerinden kalma sığınakları ve Ankara’ya kıyasla devasa büyük metro sistemiyle yeraltında da ayrı bir şehir diyebiliriz.

Gittiğiniz yerlerde kesinlikle bir sanatçı göreceğinize emin olabilirsiniz, kimi portre yapıyor, kimi resim çiziyor, kimisi grafitiyle uğraşıyor.

Madem geldik, önem yerleri gezmeden dönmeyelim:

 

Berliner Mauer / Berlin Duvarı

 

Gelmişken şehrin en önemli simgesini söylemeden olmaz. 30 sene aşkları ve dostlukları ayıran bu duvar, 3.6 m yükseliğinde, tam 46 km uzunluğunda. Berlin’in ikiye bölünmesi, II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluyor ve 1990 yılına kadar devam ediyor. Savaştan sonra Batı Berlin, Amerika, İngiltere ve Fransa’nın, Doğu Berlin ise Sovyetler Birliği’nin kontrolüne geçiyor. Savaş sonrasında Almanya da tıpkı Berlin gibi Batı ve Doğu Almanya olarak ikiye ayrılıyor. Ama Batı Berlin, birçok kişinin sandığı gibi aslında Batı Almanya’nın sınırları içinde yer almıyordu. Duvarın önünde durdukça düşünmeye başlıyorsunuz: Aynı şehir iki kutup…

 

Brandenburger Tor/ Brandenburg Kapısı

 

 

Berlin yazınca önümüze çıkan ilk görselden biri daha. II. Friedrich Wilhelm tarafından 1791 yılında yaptırılan bu kapı, hem Berlin’in hem de yeniden birleşen Almanya’nın sembolü. Birçok etkinliğe ev sahipliği yapan bu yer, şehrin tam kalbinde yer alıyor.

Reichstag

 

 

Brandenburger Kapısı’nın tam çaprazında kalan meclis, binası muazzam mimarisi ve Türkçe destekli sesli rehberiyle çimlerine uzanabilip gökyüzünü seyredebileceğiniz duraklarımızdan biridir.
NOT:Girmek için randevu almanız gerekiyor.

Unter den Linden

 

 

Unter den Linden, Brandenburg Kapısı’nın önünden Müzeler Adası’na kadar uzanan bir bulvar. Anlamı “Ihlamur Ağaçlarının Altı”. Tahmin edebileceğiniz üzere bu ismi, caddenin ortasında bulunan ıhlamur ağaçlarından alıyor. Özellikle Brandenburg Kapısı’na yakın kesimlerinde hediyelik eşya dükkanları var. Hediyelerinizi buralardan alabilirsiniz, zira şehrin hemen her yerinde fiyatlar benziyor. Alışveriş aramızdan sonra hemen kültür gezimize devam ediyoruz. Albert Einstein ile Karl Marx gibi önemli isimleri mezun eden Humboldt Üniversitesi’ni, Alman Tarih Müzesi’ni ve 1740’tan 1786’ya kadar Prusya Hükümdarı olan Büyük Friedrich’in atlı heykelini burada görebilirsiniz.

Museum Island

 

 

Nehirmizin tam ortasında yer alan bu adada Eski Ulusal Galeri, Bergama Müzesi, Eski Müze, Yeni Müze ve Bode Müzesi gibi Berlin’in en önemli müzeleri bulunuyor. Giriş için, tüm müzelere giriş hakkını kapsayan biletten almanızı tavsiye ediyorum.
Bergama Müzesi, her yıl bir milyonun üzerindeki ziyaretçisiyle Almanya’nın en çok ilgi gören müzesi. Başta Türkiye’de Bergama ve Milet’ten olmak üzere Antik Yunan coğrafyasından, Ortadoğu’dan ve İslam dünyasından getirilen, tarihi değeri yüksek mimari ve sanatsal eserler sergileniyor. Açıklamalarda ise yazan ifade aynen şöyle :“Osmanlı Devleti ile yapılan anlaşma ile taşınmıştır.” Bergama Müzesi’nde gelmiş geçmiş en ünlü ressamlardan olan Osman Hamdi Bey’in 1888 yılında yaptığı Halı Tüccarı tablosu da bulunuyor.

 

Berliner Dom / Berlin Katedrali

 

 

Berlin’in en büyük kilisesi, 1905 yılında inşa edilmiş. Müzeler Adası’nın hemen yanında yer alıyor. Yüksekliği tam 114 metre. Aynı zamanda Berlin denince akla ilk gelen yapılardan birisi.

NOT:Ücret ödeyerek tepesine çıkabilirsiniz.

 

Alexanderplatz / Alexander Meydanı

 

 

Berlin’de bu ismi görmeme ihtimaliniz yok denecek kadar az. Şehrin en uğrak yerlerinden biri olan Alexanderplatz, Berlin’in en kalabalık meydanlarından birisi. Hem ulaşım ağlarının kalbinde yer alıyor, hem de alışveriş imkanları sunuyor. Ayrıca mutlaka gitmeniz gereken Fernsehturm burda yer alıyor.

 

Potsdamer Platz  / Potsdamer Meydanı

 

Gökdelen ve modern binalarla, mağazalarla dolu kalabalık bir meydan. Tam bir Avrupa’nın New York’u diyebiliriz.
1999 yılında yapımı tamamlanan Kollhoff Tower, Potsdamer Meydanı’nda yer alıyor. Avrupa’nın en hızlı asansörüne sahip. Her gün 10:00-18:00 saatleri arasında kulenin seyir terası olan Panorama Punkt’a yalnızca 5.50 Euro ödeyerek çıkabilirsiniz.

Check Point Charlie / Charlie Kontrol Noktası

 

 

Soğuk Savaş boyunca duvarla ikiye bölünmüş olan Berlin’de, iki bölge arasında geçişi sağlayan geçiş noktalarının en ünlüsü diyebiliriz. Friedrichstrasse üzerinde yer alıyor. Check Point Charlie, yabancıların geçiş yapabildiği tek kapıdır. Önünde duran askerler ve kulübe ile fotoğraf çektirebilirsiniz.

 

East Side Gallery / Doğu Yakası Galerisi

 

 

East Side Garllery, Friedrichshain-Kreuzberg bölgesinde Mühlenstrasse’de yer alıyor. 1961 yılında örülen ve 1989’da yıkılan 155 km’lik Berlin Duvarı’nın, 1.3 km’lik bölümünü sanat galerisi olarak kullanmak üzere bırakmışlar. Duvarın her iki tarafında da duvar resimleri ve grafitiler var.

 

Friedrichstrasse / Frederick Caddesi

 

Berlin’in alışveriş caddesi. Unter der Linden ile kesişiyor. H&M, Zara gibi dünyaca ünlü markaların mağazaları bulunmakta.
ÖNEMLİ NOTLAR!
Almanların brezel denilen simitleri meşhur. Mutlaka bir kahvaltınızı bununla yapmalısınız. Ayrıca currywurst (curry 36) yemenizi tavsiye ederim. Malum artık döner de Berlin’in yerel lezzetlerinden birisi sayılıyor. Berlin’in en ünlü dönercisi de Mustafa Gemüse Kebab. Ünlü dediysem, sadece Türkler ya da Almanlar arasında değil, Berlin’e gelen turistlerin de ismini önceden duyduğu, mutlaka uğradığı yerler arasında.
Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Can Yücel | ODTÜ İşletme

 

“Pusula” kategorisinde benzer yazılar:

Günümüzde filmlerde gördüğümüz şeyler yavaş yavaş gerçekleşiyor. Tarihin ilk uzay ülkesi Asgardia’nın planları geçtiğimiz dönemde Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen bir etkinlik çerçevesinde uluslararası bilim insanları tarafından açıklanmıştı… devamı için tıklayınız.

Yorum Yazın