36.İKSV İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. 84’ten süre gelen bağımsız film festivali 5-15 Nisan tarihlerinde seyirciyle buluşacak. Yaklaşık 20 farklı salonda 200 farklı filmin gösterime gireceği düşünülürse hepsine katılmak oldukça zor olsa gerek. Peki bu yılki festivalde mutlaka izlememiz gereken 13 film hangileri?

1.Miss Sharon Jones! (Miss Sharon Jones!)

2016 SARASOTA En İyi Belgesel
2016 ULUSAL ELEŞTİRİ KURULU (ABD) İlk Beş Belgesel


Sahne enerjisi asla kaybolmayan, pek çok sanatçıya ilham kaynağı olmuş diva Sharon Jones, 2016’da hayatını kaybetti. Oscar ödüllü saygın belgeselci Barbara Kopple, dost olduğu Jones’un hastalıkla boğuşsa da sahneden inmediği, zorluolduğu kadar heyecan ve başarılarla dolu son üç yılını aktarmış beyazperdeye. Miss Sharon Jones, caz severler için kaçırılmaması gereken belgesellerden.

2. 14.Louis’in Ölümü (La Mort De Louis XIV)

2016 LUMIERE ÖDÜLLERİ En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetimi Jean Vigo Ödülü
2016 KUDÜS En İyi Uluslararası Film

Geçtiğimiz yıl en prestijli sinema dergilerinden olan Sight&Sound’un yılın en iyi 10 filmi arasında gösterdiği film, Jean-Pierre Leaud’un büyüleyici performansıyla öne çıkıyor. Geçmiş festivallerde de başka filmleriyle seyirciyi hayran bırakan Albert Serra, bu kez de Fransa tarihinin en güçlü krallarından olan 14.Louis’nin son günlerini gözler önüne seriyor. Film Fransa tarihine ışık tutmanın yanı sıra, renkleri ve kostümleriyle de izleyenler için bir görsel şölen niteliğinde.

3. Ben Madame Bovary Değilim (Wo bu shi Pan Jin Lian)

2016 SAN SEBASTIAN En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu
2016 TAİPEİ En İyi Yönetmen, İzleyicinin Seçimi
2016 TORONTO FIPRESCI Ödülü

Kara mizahıyla tanınan ünlü Çinli yönetmen Feng Xiaogang, tarz denemesiyle de öne çıkan filminde bir köylü kadınının yıllar boyu süren hak ve adalet arayışını anlatıyor. Hikaye Li Xuelian’in kocası tarafından onu aldatmayla suçlaması ile başlar ve olaylar gelişir. Ben Madame Bovary Değilim, bürokrasi, gelenekler ve sistem üzerine özgün bir taşlama.

4. ’93 Yazı (Estiu 1993)

2016 Berlin Jüri Büyük Ödülü (Generation), GWFF En İyi İlk Film Ödülü

Katalan yönetmen Carla Simon’un Dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nin Generation Kplus bölümünde Şubat ayında yaptığı duygusal filmi küçük bir kızın evlatlık gittiği ailedeki sıkıntılı günlerini anlatıyor. Otobiyografik öğeler taşıyan 93 Yazı, küçük Frida’nın iç dünyasını bir yaz süresince, duygu sömürüsüne kaçmadan gözlemliyor.

5. Paris Büyüsü (Paris Pieds Nus)

2016 PHİLADELPHİA İzleyici Ödülü–Mansiyon
2016 DENVER İnci Ödülü
2016 MİLL VALLEY İzleyici Ödülü

Rumba’yla kalpleri fetheden komedi ikilisi Fiona Gordon ve Dominique Abel, Paris Büyüsü’nde sevilen tarzlarını sürdürüyorlar. Paris Büyüsü yaşam sevincinin ve tesadüflere olan inancın beyazperdeye yansıdığı, rengârenk bir komedi.

6. Ateş Serbest (Free Fire)

2016 Toronto Halkın Seçimi

Tür sinemasının kalıplarıyla oynamayı seven Ben Wheatley, bu kez aksiyon ve polisiye filmlerin olmazsa olmazı çatışma sahnelerini alıyor ve bütün filmini bunun üzerine kuruyor. Sayısız kurşunun atıldığı, yavaş çekimde son derece göz alıcı koreografilerin art arda geçtiği, tek mekânda geçen ve komedi ve absürdlüklerle dolu bu alışılmadık aksiyon filminin esin kaynağı sert polisiye filmler.

7. Mulholland Çıkmazı (Mulholland Drive)

2001 CANNES En İyi Yönetmen
2002 BAFTA En İyi Kurgu
2002 CÉSAR En İyi Yabancı Film

Pek çok kişi için Lynch’in başyapıtı, hatta BBC Culture’a göre 2000’lerin en iyi filmi. Gösterime girdiği günden bu yana müthiş övgüler toplayan, kimilerinin hiçbir şey anlayamamaktan şikâyet ettiği ama herkesi büyüleyen, karşı konulmaz bir rüya/kâbus… Sayısız unutulmaz sahneye sahip olan bu modern klasiği, 4K restore edilmiş kopyasıyla sinema perdesinde izleme deneyimi kaçırılmayacak bir fırsat. Başrollerinde Naomi Watts, Justin Theroux ile Laura Harring’in yer aldığı, “kült” sıfatını hakkıyla taşıyan bu benzersiz film, Lynch’e Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü, bir de Oscar adaylığı getirdi.

8. 1984 (1984)

1985 İSTANBUL Altın Lale

“Büyük Birader seni izliyor.” George Orwell’in distopyanın en iyi tasvirlerinden biri olan klasik romanından beyazperdeye uyarlanan 1984  3. Dünya Savaşı’nın henüz sonlandığı dünyamızda geçer. Dünyanın en büyük devleti olan Okyanusya, günümüz Londra’sının yerine kurulmuştur. Okyanusya deyim yerindeyse tam bir korku imparatorluğudur. Kendine has görsel atmosferiyle sinema tarihine geçen 1984, İstanbul Film Festivali’nin 1985 yılında yapılan ilk Uluslararası Yarışması’nda festivalin ilk Altın Lale’sini kazandı. 1984, John Hurt anısına gösterilecek.

9. Percy Smith’in Özel Dünyası (Minute Bodies: The Intımate World Of F. Percy Smith)

Pek çok kişinin sandığının aksine film bir Tinderstrick belgeseli degil. Bu 55 dakikalık toplama film, bilim insanı F. Percy Smith’in 20’inci yüzyılın başında eğitim amaçlı çektiği mikroskobik polen, doğa, böcek ve benzeri görüntülerin, arkasında Tindersticksin müziğiyle dile gelmiş bir kolajı. Bu belgesel şiirsel bir müzik filmi; hem bilime hem de sinemaya bir saygı duruşu.  Tindersticks’in Thomas Belhom ve Christine Ott ile birlikte bestelediği özgün müziklerle seslendirilen filmin yapımı üç yıl sürmüş.

10. Safari (Safari)

Avusturya toplumunun en karanlık noktalarını günışığına çıkaran sıra dışı sinemacı Ulrich Seidl’ın Safari filmi önce 73.Venedik Film Festivali, ardından da 41.Toronto Fim Festivali’nde gösterildi. Seidl’in hem yazdığı hem de yönettiği son filmi Safari, yine rahatsız edici, kışkırtıcı ve şaşırtıcı. İmpalaların, zebraların, geyiklerin doğal ortamlarında öldürüldüğü Safari bir yanıyla av turizmi gibi tartışmalı bir konuyu ele alırken, Seidl’ın hep yaptığı gibi insan doğasının zihni zorlayan yönlerini da kurcalıyor.

11. Lady Macbeth (Lady Macbeth)

2016 SAN SEBASTIAN FIPRESCI Ödülü
2016 SELANİK FIPRESCI Ödülü
2016 ZÜRİH Eleştirmenlerin Seçimi, Mansiyon
2016 LES ARCS Cineuropa Ödülü

İngiltere’nin önemli genç kuşak oyun yazarlarından Alice Birch ile tiyatro yönetmeni William Oldroyd, Lady Macbeth’i modern bir yaklaşımla sinemaya uyarlıyor. Nikolai Leskov’un aynı “Lady Macbeth of the Mtsensk”  isimli romanından uyarlanan bu senaryoda 19. yüzyılda yaşayan genç bir kızın gelin olarak orta yaşta bir adama satılması anlatılıyor. Bu soğukkanlı gerilim filmi, Shakespeare’in tragedyasıyla doğrudan bağlantısı olmayan bir hikâye anlatıyor.

12. Rocky 2 Nerede? (Where is Rocky II?)

2016 LA ROCHE-SUR-YON Yeni Dalgalar Ödülü

Sil Baştan’ın (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) senaryosuyla Oscar kazanan yazar Pierre Bismuth’un ilk yönetmenliği programın en özgün filmlerinden biri. Belgesel ve kurmaca karışık filmde Bismuth, sanatçı Ed Ruscha’nın 1979’da, Mojave çölüne gizlediği reçineden sahte bir kayanın peşine düşüyor. Daha sonra bol sorulu, bir o kadar da cevaplı, sürprizlerle dolu, eğlenceli bir yolculuk başlıyor.

13. YOL (YOL)

1982 CANNES Altın Palmiye, FIPRESCI Ödülü, Kiliseler Birliği–Mansiyon
1982 ULUSAL ELEŞTİRİ KURULU (ABD) En İyi Yabancı Filmler
1984 LONDRA ELEŞTİRMENLER BİRLİĞİ Yabancı Dilde Yılın En İyi Filmi

Türk Sinema tarihinde kazanılan en büyük ödüllerden olan Altın Palmiye’nin sahibi film  Yol, Yılmaz Güney’in Sinop Hapishanesi’ndeyken yazdığın senaryodan Şerif Gören tarafından beyaz perdeye aktarılmıştır. Film, İmralı Açık Cezaevi’nden bayram iznine çıkan beş mahkûmun iç içe geçen öyküsünü anlatır. Her biri ülkenin farklı bir köşesine doğru yola çıkarak kendi sorunlarının peşine düşerler. Filmin merkezinde dondurucu soğukta ölüm yürüyüşüne çıkan mahkum Seyit Ali vardır Yurt dışında büyük ilgi gören film, Türkiye’de yasaklanmıştır. İzleyenlere cezalar bile verilmiştir. Türkiye, 17 yıl sonra izlenme yasağı kaldırılmış ve 1999 tarihinde Fatoş Güney‘in çabalarıyla gösterime girmiştir. Atilla Dorsay’ın tabiriyle “insanlık durumu üzerine görsel bir destan” anlatan Yol, Tarık Akan anısına gösteriliyor. Daha önce izlemeyenlere şiddetle bu yapıtı görmelerini tavsiye ederken, izlemiş olanlaraysa sinema perdesinde ikinci bir seyrin en az ilki kadar keyifli olacağını garanti ediyoruz.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Elvan Buse Utkulu | ODTÜ İşletme

 

“Kültür & Sanat” kategorisinde benzer yazılar:

Butch Cassidy and the Sundance Kid: Yakalanmamak için Bolivya’ya seyahat eden iki soyguncunun hikayesini anlatan Butch Cassidy and The Sundance Kid, bir batı klasiği. Aslında film Bolivya’da değil Amerika’nın batısında çekilmiş ama California… devamı için tıklayınız.

Yorum Yazın