Gönüllü çalışma kampları nedir dediğimizde: “Değişik ülke ve kültürlerden gelen gönüllülerin kamu yararına projelerde, günde ortalama 5-6 saat gönüllü çalışarak, bunun karşılığında konaklama ve yemek için herhangi bir ücret ödemeden kaldıkları kamplardır.” gibi bir cevap alacağız.

20160916_095253
Bu yaz ben de bu kamplardan birinde Sırbıstan’ın küçük bir sınır ilinde Zayeçar’da yaklaşık 2 hafta geçirdim. Ankara Esenboğa’dan gecenin dördünde bindiğim uçağım güneş doğmaya başladığı zaman Belgrad Nikola Tesla havaalanına indi. 2 gün burada kalıp daha sonra otobüsle Zayeçar’a geçtim. Aklınızda bulunsun kamplar genelde kırsal alanda ya da kasaba gibi yerlerde oluyor. Eğer şehir hayatını da görmek istiyorsanız kamp tarihinden önce o ülkeye gitmenizde fayda var.

20160913_115700

Belgrad Zayeçar arası yaklaşık 3 saat sürüyor. 3 saatin sonunda daha önce haberleştiğimiz gibi kamp liderimiz Militza otobüs terminalinde bekliyordu. Bu arada terminal yerine küçük bir park alanı desem daha doğru olur. Daha sonra yardım edeceğimiz insanlar yani izcilerin lideri olan Jumbo’nun arabasıyla izcilerin evine gittik. Tanışma faslından sonra etrafı bir gezdim. Tuvalet ve banyo binanın dışında, yatacak yer gerçekten de yerdi. En başta bu zor şartları görünce kampı bırakmayı,ülkemize geri dönmeyi düşündüm. Tabi zamanla bu düşünce kayboluyor.

Zayeçar, 60 bin nüfusa sahip küçük bir il. Her şey küçük ve eski, arabalar, evler, marketler, meydanlar… Ancak bunun aksine her yer olabildiğince yeşil, geniş bir ormanı var. 2 tane göl ve yüzülebilen bir nehirleri var. Tabi kamp süresi boyunca bunların her birine gittik, nehirde de gölde de yüzdük.

20160912_211917

Peki kamp boyunca neler yaptık? Kampın konusu, Zayeçardaki gençlerin bir araya gelip sosyalleşebileceği, eğlenebileceği, bir şeyler öğrenebileceği bir alan inşa etmekti. İlk birkaç gün alanın temizlenmesi ile uğraştık; tırpanlarla eski,kurumuş otlardan arındırdık araziyi. Daha sonra ağaçları budadık. Bunları yaptıktan sonra yemyeşil bir arazimiz olmuştu. Önce güvenli bir şekilde kamp ateşi yakabilsin diye, daire şeklinde bir alanı kazdık ve biraz da tümsek vererek kamp ateşi için bir alan oluşturduk, daha sonra bu alanın etrafına oturabilsinler diye ağaçlardan oturaklar yaptık. Gençler için yapacağımız bu alanın etrafını çitlerle çevreleyecektik. Bunun için önce delikler kazdık, daha sonra ağaçları bu deliklere yerleştirip sağlamlaştırdıktan sonra daha önce kesilmiş tahtalarla çivi yardımı ile çitler yaptık. Bir de tabi seyir kulesi yapacaktık ancak 2 metreden yükseklikte çalışmamız yasak olduğu için bunun yapımına sadece yardım edebildik. Zoki takma adında yaşlı bir marangoz yaptı bu kuleyi ancak pek ayık dolaşan bir tip olmadığından çatısı biraz yamuk olmuştu kulenin.

20160913_161535

Yemekler konusuna gelince, evet biraz sıkıntı oluyordu. Eğer benim gibi zengin kahvaltı alışkanlığına sahipseniz izci kahvaltısı büyük ihtimal size yetmeyecektir. Çünkü bir sabah sadece paşteta, diğer sabah sadece fındık ezmesi yemeye şahsen ben kahvaltı demiyorum. Öğlen yemeklerinde ya sosis ya da yumurtalı bir şey oluyordu. Akşam ise yine aynı şekilde. Sırpların nasıl böyle beslenebildiğini anlamıyordum. Ancak zaten böyle beslenmediklerini öğrenmem çok uzun sürmedi. Bir gün eski izcilerden birinin eşi geldi ve öğle yemeğini o yaptı. İnanın ben o kadar güzel bir tavuk suyu çorbası içmemişimdir ve o yemekleri 2 gün yedik. Aslında Sırplarla bizim yemek kültürlerimiz çok benziyor. Osmanlıdan kaynaklanan bir benzer kültür var. Çoğu yemek adı aynı ve bunun dışında da çok fazla ortak kelime var. Örneğin; çay, çorba, sarma, keser, burgu ve daha birçokları. Yerel arkadaşların söylediklerine göre özellikle güney Sırbistan ile çok daha fazla ortak kelime ve kültürel özellikler var.

20160914_113712-copy-1

Kampın sonuna doğru, artık gayet samimi bir ekip olmuştuk. 4 Sırp, 1 Rus ve 2 Türk’ten oluşan gönüllü takımımız hem kendi içinde hem de yerellerle çok samimi olmuştu. Zaten bu tür kampların da asıl amacı bu samimiyeti sağlamak. Bunu sağlamak için de kampın her günü bir takım etkinlikler oluyor. Akşamları kamp ateşinde gitar çalıp şarkı söylemekten, sezona ve bulunduğunuz şehre bağlı olarak geziler düzenlemeye kadar. Kültürel gezi demişken burada bir parantez açmak istiyorum. Felix Romulıana, UNESCO kültür mirası olan gerçekten Zayeçar için büyük bir potansiyel. Maddi imkansızlardan dolayı henüz tam olarak ortaya çıkarılamasa da Sırbistan’a gittiğinizde anlatmanız gereken bir yer olduğunu düşünüyorum. Daha sonra yukarıda da bahsettiğim göl ve nehire de yüzmeye gittik. Su gerçekten çok temizdi. Tüketim çılgınlığı henüz Zayeçar’ın kapısını çalmadığından her yer yeşil ve temiz. Öyle yüksek yüksek binalar da çok fazla yok. Sakin bir kasaba gibi Zayeçar. Neredeyse bütün bir şehir birbirini tanıyor ya da izcileri tanıyorlar. Fark ettiğim kadarıyla izcilere çok saygı duyuyorlar bu şehirde.

20160919_094838-copy

Kampın sonu geldiğinde bir Rus bir Sırp iki Türk küçük bir Zayeçar plakalı arabanın içinde Montenegro’ya doğru yola çıkıyorduk ve arkamızda gerçekten üzgün ifadelerle bizi izleyen en az 20 kişi vardı. İşte kampın bize kattığı en büyük şey bu samimiyet ve dostluklar oldu. Montenegro’da neler yaşadığımızı da bir sonraki yazımızda anlatırım.

Burhan Şebin  | ODTÜ İşletme 2.Sınıf

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

AIESEC Deneyimi ile Farklı Bir Bakış Açısı : Hindistan

İnsan gezmeyi sever. Biraz genelleme gibi kokan bir cümle olsa da herkes az çok gezmeyi sever, ben ise gezmeyi çok seven ancak bunu geç fark eden bir insanım. Hayatımdaki en değişik tecrübe şuan için şüphesiz ki Hindistan. Peki dünyanın diğer ucuna gitmeye nasıl karar…devamı için tıklayın.

About The Author

Related Posts

Leave a Reply

Your email address will not be published.