İslami terörizm, 20. yüzyıldan günümüze kadar gelen ve modern dünyanın hala kanamaya devam eden bir yarasıdır. Yıllardır farklı isimler altında bütün dünyayı sarsarken, en şiddetli darbesini ise İslam Medeniyetinin kalbine, Orta Doğu’ya vurmuştur. 2015’in son günlerini yaşadığımız bugünlerde, IŞİD dünyanın her yerinde yaptığı kanlı terör eylemleriyle ve yoğun sosyal medya kullanımıyla islami terörizm denince akla gelen ilk isim olmayı başarmıştır.

13 Kasım 2015 akşamı IŞİD militanları batı medeniyetinin kalbinde, Paris’te, altı farklı noktada eş zamanlı saldırılarla 130 kişiyi vahşice katlederek bütün dünyayı üzüntüye boğdu. Dünyanın her köşesinden insanlar Paris halkına destek çıkarken, islami teröre ve IŞİD’e öfke kustular. Bu yaşananlardan sonra ise, amaç hiç bir şekilde acıları yarıştırmak olmasa bile, akıllara kaçınılmaz bir soru geldi. Afrika’yı ve Orta Doğu’yu yıllardır kana bulayan islami terörizmin ciddiye alınması ve küresel bir sorun olarak görülmesi için gereken “Batı’nın” kanının akması mıydı? Çok değil bir kaç ay önce Ankara aynı terör örgütü tarafından kana bulanmış, 109 insan soğuk kanlılıkla katledilmişti. Daha öncesinde ise Suruç’ta, Diyarbakır’da yine aynı düşman, aynı şekilde kan akıtmıştı. Ölenler veya öldürenler değişmezken, dünyanın tepkisi neden değişti?

Avrupa merkezcilik, isteyerek veya istemeyerek, Avrupa ve “Batı” kültürüne, bu kültürün değerlerine ve sorunlarına, diğer kültürlerden daha fazla önem vermeye dayalı bir anlayıştır. Bu anlayışın kökenleri sömürgecilik dönemlerine dayanır. Bu anlayış sayesinde 7 Ocak 2015 “Charlie Hebdo Saldırısı” yine küresel bir kriz yaratırken, eş zamanlı olarak İslami terör örgütü Boko Haram tarafından yapılan ve 150’den fazla insanın katledildiği “Baga Katliami” küresel bir tepki çekmenin yanına bile yaklaşamamıştır. Bu durum, avrupa merkezci bakış açısına sahip insanların Avrupalı insanların hayatlarına Afrikalı insanlardan daha fazla değer verdiği anlamına hiç bir şekilde gelmez. Eğer küresel basın organları sadece Avrupalı insanların öldüğü terör saldırılarını yoğun bir biçimde haber yapmak yerine, her insanın hayatının aynı değerde olduğunu hatırlayıp her yaşanan olaya aynı değeri verirse, emin olabiliriz ki, dünya Paris için gözyaşı döktüğü kadar İslami terörün ateş düşürdüğü her yer için gözyaşı döker. Bu tepki değişikliğine sebep olan ortalama insan değil, algı yönetimi yapan küresel basın ve her saldırıya aynı sert tepkiyi vermeyen dünya liderleridir.

Bu seçicilik ne yazık ki dünyayı çok korkunç bir körlüğe itmektedir. Orta Doğu’da ve Afrika’da insanlar, her gün, İslami terör örgütleri tarafından katledilirken, dünya sadece görmek istediklerini görmektedir. Yeryüzünün görünmez insanları, var olan avrupa merkezci anlayışın içinde kaybolurken, kendi gözlerimizle görmeyi öğrenmeliyiz.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Emre Sepici | ODTÜ Sosyoloji

“Makaleler” kategorisinde benzer yazılar:

Göç Krizinin Avrupa’ya Etkisi

Avrupa’da hazırlanan birkaç rapora göre 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana, dünya en büyük göç dalgasını yaşıyor. Bu göç krizinin toplumsal ve ekonomik alanlarda sorunlara yol açtığını söylemeden geçemeyiz… devamı için tıklayınız.

About The Author

Related Posts

Leave a Reply

Your email address will not be published.