Yazımın konusu Türkiye-İran Ekonomik İlişkileri ama öncelikle size yakın gelecekte İran’da neler oldu onları anlatmam gerekiyor, eğer biliyorsanız başında “**” olan satırdan başlayabilirsiniz.
*
İran…

Orta Doğu diye adlandırılan bölgenin paşa babalarından en sert mizaçlısı..
Bütün dünyaya kafa tutacak cesareti kendinde bulabilen bir ülke…
İdi, ta ki geçtiğimiz haftalarda Dünya Atom Enerjisi Kurumu’nun şartlarını kabul edene kadar.

Neydi bu şartlar?

İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemek için nükleer faaliyetlerinin sınırlandıracak bir takım kurallar dizisiydi.
BM’nin 5 kurucu üyesi ve Almanya’yla aynı masaya oturan İran, ambargoların kalkması koşuluyla DAEK’nin şartlarını kabul etti ve batı karşısında adeta boyun eğdi diyebiliriz.

Yine bilmeyenler için bu ambargoların kapsamı oldukça fazlaydı, kendi kendine yetemeyen bir ülkenin maksimum bir sene dayanabileceği kısıtlamalardan oluşuyordu fakat İran büyük bir kararlılık gösterip bu şartlarda 3 seneye yakın yaşamayı başardı.

Peki, neden pes ettiler?

Dediğim gibi bu kısıtlamalar gıdadan bankacılığa, teknolojiden ulaşıma birçok sektörü negatif etkiliyordu. Bu duruma dur demek için İran yönetimi geri çekilmeye karar verdi.

**

Türkiye açısından ambargonun kalkması ne demek?

İran ile dış ticaret hacmimiz 2012 yılında 22 milyar dolarken günümüzde 13 milyar dolara kadar düşmüştü. Ambargonun kalkmasıyla bir iki sene içerisinde hacmin 30 milyarın üstüne çıkması bekleniyor. Ambargo sürecinde rakamlardan da anlaşılacağı üzere Türkiye İran’la ekonomik ilişkilerini kesmemeye özen gösterdi. 200’e yakın şirket süreç boyunca İran’da faaliyet göstermeye devam etti fakat yine sıkıntılar içerisinde. İran’da faaliyet gösteren şirketler ham madde tedarikinde sıkıntı yaşadıkları için gereken verime ulaşamadan üretim yapmak zorunda kalıyorlardı.

İran açısından bakarsak önce bir betimleme yapmak istiyorum. Bir ülke düşünün petrol ve doğalgaz üretebiliyor fakat bunu dünya pazarına süremiyor. Günümüz dünyasında Rusya ve Suudi Arabistan’ın eğer bir söz hakkı varsa bu da yukarıdaki ürünlere bağlıdır diyebiliriz. İran’ın da bu dünya sahnesine çıkmak için sahip olduğu en büyük kozu oynayamayışı onlar açısında büyük bir sıkıntıydı. Tabi bu petrol satılırken Türkiye coğrafi konumu yüzünden en karlı ülke olacak diyebiliriz. İstanbul-Tahran arası karayolu 3 gün gibi bir sürede alınabiliyor, bu aylar süren gemi yolculuklarına alternatif olacaktır. Bunun yanında Türkiye’nin gelişmiş karayolu ağı İran’ın kullanımına açıldığında lojistik sektöründeki birçok iş dalına ekonomik katkıları olacaktır.

Peki, neyi bekliyoruz? Hadi ticaret yapalım!

Diyenler olabilir. Ama Orta Doğu’nun siyasi kararsızlığı, Suriye ve Irak konularında Türkiye ve İran’ın zıt görüşleri, Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki terör ortamı, mezhep faktörü ve en önemli etken siyasi otoritelerin barışa yatkınlıkları değil bir ay bir hafta sonrasında bile ne olacağının garantisini kimsenin verememesine neden oluyor. Bu şartlar altında da büyük yatırımlar yapmak büyük holdingler açısından riskli yatırımlar olarak görülüyor.

Yani ne oldu şimdi ambargoların kalkması bizim açımızdan olumlu mu değil mi?

Ambargoların kalkması Türkiye açısından ikiye ayrılan bir yola benziyor denilebilir. Bir tarafta ekonomik olarak birbirini besleyebilecek iki ülke dururken, diğer tarafta ise birbiriyle rekabet edip birbirini tüketme potansiyeline sahip iki ülke duruyor. Bu seçimi iki ülke birlikte yapacak. Umarım siyasi ya da dini nedenlerle parlak bir gelecek vaat eden ilişkiler çöpe atılmaz.

 

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Muhammet Şahin | ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği

 

“Makaleler” kategorisinde benzer yazılar:

İslami Terör Örgütleri, IŞİD ve Avrupa Merkezcilik

İslami terörizm, 20. yüzyıldan günümüze kadar gelen ve modern dünyanın hala kanamaya devam eden bir yarasıdır. Yıllardır farklı isimler altında bütün dünyayı sarsarken, en şiddetli darbesini ise İslam Medeniyetinin kalbine… devamı için tıklayınız.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın