Yaren: Kariyerinizde sosyal medyanın ne kadar etkisi oldu?

Mustafa Seven: Dijital dönemden önce sadece fotoğrafçılar ve fotoğrafla ilişkisi bulunan insanlarla sınırlı küçük bir topluluktuk aslında. Sosyal medya fotoğrafla ilişkisi sadece izlemekle sınırlı olan kitlelere de ulaşmamı sağladı ve ciddi bir oranda faydası oldu sosyal medyanın.

Yaren: Çalışma hayatınızda üniversiteler ve üniversite öğrencilerinin nasıl bir etkisi var?

Mustafa Seven: Öğrencilerle temas halinde olmayı, onlarla bir şeyler paylaşmayı, onların hayatına bir şekilde dahil olmayı çok önemsiyor ve seviyorum. Benim fotoğrafa başladığım yıllarda kaynaklara ulaşma ve fotoğraf üzerine sohbet edecek insanları bulma konusunda ciddi sıkıntılar yaşadım. Her şeyi kendi kendime çözmek zorunda kaldım. Dolayısıyla bunun birebir sıkıntısını yaşadığım için ben o sıkıntının bir parçası olma istemiyorum. Kaynaklar çok daha fazla ama amatör fotoğrafçılar işinde bir şeyleri başarmış insanlarla iletişim halinde bulunmayı, onlardan bir şeyler duymayı ve o duyduklarıyla bir şeyler yapmayı önemsiyorlar. O yüzden ben de bu isteklerine karşılık olarak ayda 2-3 üniversiteye gidip workshop, söyleşi, portfolyo değerlendirme gibi etkinliklere katılarak onlarla iç içe oluyorum.

Yaren: Geleneksel medyadan sosyal medyaya uzanan bir süreç yaşadınız, hangisinden daha çok keyif aldınız?

Mustafa Seven: Geleneksel medyada foto muhabir olarak 18 yıla yakın çalıştım. Orada bir alışkanlık şuydu ki yaptığımız işi birkaç gün içinde gazetede görüyorduk yani kitlelere ulaşma konusunda ciddi bir sıkıntımız yoktu. Çok hızlı biçimde insanlara gösterme şansımız ve bunun bir sorumluluğu vardı. Günlük hayatta her zaman tanık olunmayacak olaylara tanık oluyorduk ve insanlar bu olaylara bizim gözümüzden bakmaya başlıyorlardı bir süre sonra. Bu insana ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Başarılı olunduğunda da çok tatmin edici bir ruh halim oluyordu. Foto muhabirliği bıraktıktan sonra bunun sıkıntısını yaşadım çünkü işlerimi gösterecek yer bulmakta zorluk çekiyordum. Daha sonra dijital medyayı keşfettim ve işlerimi orada paylaşmaya karar verdim. İkisinin de matematiği ve aldığım hazlar farklı. Kıyas yapmak çok zor çünkü bir tanesinde çıktıya bakıyorsun ve bunun hissi çok daha başka. Gazetede etkileşimi mümkün değil ama sosyal medyada anında görüyorsun bu etkileşimi. İkisinin de keyfi çok başka, zaten bu yüzden hala geleneksel medyadan kopamadım hala bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

Yaren: Instagram’da bu popülariteye nasıl ulaştınız?

Mustafa Seven: Foto muhabirliği bıraktıktan sonra işlerimi ne yapacağım konusunda çok bir fikrim yoktu. Facebook, twitter kullanmaktan da çok hoşlanmıyorum. Twitter’da söyleyecek lafı olan insanlar var ben düşündüklerini konuşarak ifade eden bir insan değilim biraz konuşma özürlüyüm. Dolayısıyla oraları pek sevemedim. O arada instagram’ı keşfettim. Altı yedi ay nasıl kullanacağım konusunda çok emin değildim çünkü fotoğrafın direkt iletişim aracına dönüştüğü bir sosyal medya aracı. Daha sonra çok hoşuma gitti ve üzerine çok fazla kafa yordum. Nasıl geliştirebilirim, nasıl büyütebilirim diye çünkü orayı bir portfolyo mecrası yapmaya karar verdim. Artık oradan işlerimi insanlara ulaştırmaya karar verdim. Instagram’ın kendi içinde bir ekosistemi ve dengesi var. O ekosistem içinde hesabımı büyütmeyi hedefledim. Bunun için de bayağı emek verdim. İlk kullandığım dönemde en büyük kullanıcı kitlesi Amerika’daydı ve bu kitleye ulaşmak için saat kurup geceleri kalkarak paylaşım yapmaya başladım. 2.5-3 yıl gece gündüz çalıştım.

Yaren: İnsanların aklına direkt instagram fenomeni fotoğrafçı olarak gelmekten hoşlanıyor musunuz?

Mustafa Seven: Rahatsızlık duymuyorum ama fenomen lafından kişisel olarak çok haz duymuyorum. Ben foto muhabirim ve kimlik olarak bunu sahiplenmek daha keyifli benim açımdan. Sonuçta ben bir blogger veya instagrammer değilim. Kendini instagrammer olarak tanımlayan insanlardan biraz daha farklı bir dil oluşturmak istiyorum buranın üzerinden. Aynı zamanda fotoğraf üzerine kafa yorup, fotoğraf üzerine iletişim biçimlerimi geliştirip kitap yazıyorum, makaleler yazıyorum, workshoplar düzenliyorum, yurtdışında etkinliklere katılıyorum. Bunlar bir araya geldiğinde fenomen olmaktan çok hoşlanmıyorum çok da umurumda değil açıkçası bazısı fotoğraf sanatçısı diyor onlara da hayır foto muhabiriyim diyorum. Ama sana ne dedikleri, nasıl gördükleriyle ilgili insanlar ne derlerse o sizin gördüğünüz diyorum herkese tek tek itiraz edemem zaten.

Yaren: Çok seyahat etmenin işinize ve hayatınıza nasıl bir etkisi var?

Mustafa Seven: İşime şöyle bir etkisi var; fotoğrafı salt bir anı kayıt altına alma olarak sınırlarsanız büyük bir yanılgıya düşersiniz. Çünkü fotoğraf öyle bir şey değil. Ben neysem, benim bakışım neyse bu görüntüleri çerçeveleme biçimim ona göre değişiyor. Farklı hayatlara temas ettiğim zaman bu da fotoğrafın dilini etkiliyor ve ben de zenginleşiyorum. Ne kadar sınırlı bir alanda üretirsem fotoğraf dilim de o kadar sınırlandırılmış olur. Daha üzerine kafa yormamız gereken, iletişim kurmamız gereken çok fazla insan kitlesi ve çok fazla hayat var. Bu hayatları da görmeden fotoğraf dilini geliştirmek oldukça zor geliyor bana bu yüzden seyahat çok önemli.

20160118095312Yaren: 18 yaşınızdaki halinize ne tavsiye ederdiniz?

Mustafa Seven: Ters köşe oldu. Öyle devam et takıl derdim.

Yaren: Çok teşekkürler çok memnun oldum tanıştığımıza ODTÜ’ye de bekleriz.

 

Yaren UÇAR | ODTÜ İşletme

Elvin KÖKSAL | ODTÜ Uluslararası İlişkiler

 

 

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

 

”Röportajlar” kategorisinden benzer yazılar:

Röportaj : Güray Gürsel

1)Bir idolünüz var mı? Bunu hep düşünüşümdür aslında. Yani, belli bir idolüm yok. Küçükken de yoktu. Çok saçma bir dönemim var benim. Müzik, solistlik, ortaokul, lise, çok metalci olduğum zamanlar… Belki bir grubun solistine benzemeyi, büyüyünce öyle birisi olmayı istemişimdir. Ama asla benim idolüm şudur dediğim birisi yok ve arada… devamı için tıklayınız.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın