Bundan tam 3 yıl önce 17 ocak 2013 günü ünlü gazeteci, yazar, sunucu Mehmet Ali Birand aramızdan ayrıldı. Birçoğumuz onu Kanald’de kendine has konuşmasıyla sunduğu haberleriyle hatırlıyoruz ya da adını duyduğumuz anda aklımıza gelen 32.Gün programıyla. Peki bunların dışında kimdi Mehmet Ali Birand ?

9 Aralık 1941 gecesi Alman Hastanesinde dünyaya gelen Birand 2 yaşında babasını kalp krizinden kaybetti, annesi ve ağabeyi ile birlikte hayatına devam etti. 3 yaşında annesiyle şakalaşırken sobada kaynayan suyun bacağına dökülmesi sonucu bacağından çoğu defa ameliyat oldu. O günden itibaren ne yazık ki Birand ameliyat masalarında çok vakit geçirdi.

İlkokulu Erenköy Zihnipaşa’da okuyan Birand 1955’te mezun oldu ve Galatasaray Lisesi’ne başladı. 1962 yılında da liseden mezun olup İstanbul Üniversitesi’nde Fransızca bölümüne başladı. Ancak maddi sıkıntılardan dolayı eğitimine ara vermek zorunda kaldı. Sonraları bacağından son ameliyatını olmak için İngiltere’ye giderken Galatasaray Lisesi’nde okurken tanıştığı ve hayatını değiştiren insanlardan biri olarak nitelendirdiği Abdi İpekçi tarafından Milliyet Gazetesi Londra muhabirliği kendisine verildi. 1964 yılında, geri döndüğündeyse Milliyet’te çalışmaya başladı, böylece gazeticilik hayatı başlamış oldu.

1974 yılında Cemre Güngören ile evlendi ve aynı yılda eşi ile birlikte Milliyet Gazetesi için Brüksel’e gitti ve orada 20 yıl kaldı. Bu 20 yılı kişisel üretiminin en üst seviyeye çıktığı dönem olarak nitelendirdi ve geldiği yerdeki etkisinin büyük olduğunu belirtti. ’30 Sıcak Gün’, ‘Diyet’, ‘Emret Komutanım’, ‘Bir Pazar Hikayesi’ adlı eserleri bu dönemde yazmıştı. 1972 yılında Milliyet’in Avrupa Temsilcisi oldu, 1977 yılındaysa Umur Ali adında bir oğlu oldu.

1985 yılında 32.Gün adlı aylık haber programını başlattı. 32.Gün uluslararası olayları anlatan programların öncüsü oldu ve 2013 yılına kadar da devam etti. Çeşitli liderleri konuk ettiği ve Can Dündar, Ali Kırca, Mithat Bereket, Rıdvan Akar, Cüneyt Özdemir gibi gazetecilerin yetiştiği bu program çok beğenildi ve tanınmasında etkili oldu.

1986’da Milliyet Moskova Bürosunu kurdu.1989’da belgeselciliğe başladı. 12 Eylül 04.00, Apo ve Pkk, Türkiye’nin Gümrük Birliği Macerası, 12 Eylül: Türkiye’nin Miladı, 12 Mart: İhtilalin Pençesinde bazı belgesellerindendir.

1988 yılında Lübnan’ın Beka vadisindeki PKK kampında Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği ilk röportaj, gazeteciliğini ve özel hayatını en fazla etkileyen olay oldu. Öcalan’la daha önce kimse konuşmamıştı, ilk defa Milliyet’e konuşması olay yarattı ve gazete toplatılıp röportajın yayını yasaklandı.

1991 Haziran’ında İstanbul’a dönen Birand, Milliyet’ten Sabah’a geçti, 32.gün programını da TRT’den Showtv’ye taşıdı. Bu dönemlerde muhalif yaklaşımları yüzünden davalarla uğraştı, 1997’de 28 Şubat sonrası Sabah’tan kovuldu ve Showtv’deki programı durduruldu. Aynı yıl Temmuz’da kendisine Aydın Doğan CNN Türk’te görev verdi ve posta gazetesinde yazmaya başladı. CNN’de ‘Manşet’ adlı günlük siyasi bir talk show yaptı.Bu başarılı programın ardından 2005’te de, Kanal D Ana Haber Bülteni’nin Genel Yayın Yönetmeni ve bültenin Anchor’u oldu. 2009’un Ocak ayında hem CNN’in, hem de Kanal D’nin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi ve ortak bir haber merkezi oluşturuldu.

Yüzlerce konferansa katılıp konuşmalar yapan, Avrupa Konseyinin “Yılın Gazetecisi” (1987) , TÜYAP kitap fuarının “Yılın Yazarı” (1976), Lion klüplerinin Melvin Jones Fellow ödülü ve Fransızlar Şövalye Nişanı (1993) ve daha çok ödüller alan Birand zor şartlarda yaptığı röportajlarla dünyanın önemli gazetecileri arasındaydı.

Canlı yayında zor bir ameliyat geçireceğini açıklayıp seyircilerle vedalaştıktan hemen sonra ameliyat oldu, 17 Ocak 2013 akşamı saat 18.29’da aramızdan ayrıldı. Şimdi biz onu o gülümsemesi kadar içten olan “Aman kimselere söz vermeyin de, yine beraber olalım…” sözleriyle hatırlıyoruz.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Nurdide ÖNDER | ODTÜ İşletme

 

“Yaşam” kategorisinde benzer yazılar:

Aziz Sancar, ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık zamanlarda yüreklerimizde bir umut ışığı yaktı. Peki kimdir Bu Aziz? Bir profesör, bir dost belki de bir eş. Sevgili glokal okuyucuları bu yazımda sizlere Nobel Kimya ödüllü bilim adamımız Prof. Dr. Aziz Sancar’dan bahsedeceğim… devamı için tıklayınız.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın