1.Unilever’deki hikayeniz nasıl başladı? Bugüne kadar hangi görevlerde bulundunuz?

– 2004 yılında Koç Üniversitesi’nden mezun oldum. Mezun olmadan bir ay kadar önce selection board’a girerek başarılı oldum ve ne şanslıyım ki Unilever’e kabul edildim. İşe başvururken finans istediğimi ve özellikle bir FMCG şirketinde çalışmak istediğimi biliyordum ve Unilever’de çalışmak, özellikle insana verdiği değer sebebiyle hayalimde hep vardı. FMCG sektörü ise çok dinamik, her gün rakip ve müşteri tarafından yeni bir haber geliyor ve farklı problemlerle karşılaşıyoruz, günümüz planladığımızdan çok farklı ilerliyor ve bu dinamizm bana çok büyük bir enerji veriyor. Şu an Unilever’in içindeki on ikinci senem ve bu süre içinde beş farklı görevde bulundum. İlk üç senem Gıda Kategorisinde asistan finans yöneticisi olarak geçti. Bu dönemde temel olarak gıda kategorisindeki markalarımızın kısa ve uzun dönemli büyüme ve karlılık tahminlerinin yapılması ve performansın strateji ile paralel ilerleyip ilerlemediğinin takibinden sorumluydum. Sonrasında bölgesel bir işe atanarak on iki ülkenin Saç Stratejisi’nden sorumlu finans müdürü oldum. Bu benim ilk müdürlük deneyimimdi, patronum Bangkok’ta, ekibim ise Singapur’da oturuyordu ve farklı kültürleri gözlemleme ve yöneticilik kabiliyetimi geliştirme fırsatım oldu. Oradan Türkiye Hazine ve Vergi finans müdürlüğü görevine atandım. Bu görevde şirketin finansmanının sağlanmasından, işletme sermayesi projelerine, vergi optimizasyon çalışmalarından, şirket değerleme çalışmalarına kadar çok farklı alanlarda deneyim kazandım. Daha sonra Kişisel Bakım Kategorisi’nde çalışmaya başladım ve bu görevde de Türkiye Kişisel Bakım Kategorisinin 5 yıl içinde karlı büyüme stratejisinin oluşturulup; pazarlama, satış ve tedarik zinciri ekipleriyle beraber performansa yansıtılmasından sorumlu oldum. Daha sonra görevim Ev ve Kişisel Bakım kategorisi olarak genişletildi ve son 2 senedir bu bölümün Finans Direktörlüğünü yapmaktayım.

20160109065107-576x1024

 

2.Unilever’deki kariyerinizde sizi en çok ne motive ediyor?

– Birinci etken gerçekten çok dinamik olması ve bana her gün yeni bir sorunla karşılaşma ve çözüm üretme imkanını sağlaması. Bunu çok yetkin ve kabiliyetli bir ekiple yapıyor olmak bana ayrıca bir heyecan ve motivasyon veriyor. İkinci olarak ise Unilever’in kariyer anlamında sağladığı olanaklar, çok genç yaşta ciddi sorumluluklar veriyor olması ve çalışanına verdiği değer geliyor diyebilirim.

 

3.Finans alanlında çalışmak için ne gibi özelliklere sahip olmak gerekiyor?

– Adaylarda aradığımız ilk özellik için analitik düşünme diyebilirim. Bu Unilever’de çalışan herkeste aradığımız olmazsa olmaz bir özellik ama finansta bir derece daha yüksek olmasını bekliyoruz. Bunun dışında adaptasyon yeteneğinin kuvvetli olması, her şeye yapıcı bir sorgulama içinde bakması, ekip çalışmasına uyumluluk, görüşlerini ekip içerisinde duyurabilme, dış dünyaya karşı meraklı olması, tüketici ve müşteri trendlerini takip etmesi aradığımız diğer temel özellikler.

 

 

4.Meslek hayatınız boyunca kadın olmanızın getirdiği zorlular oldu mu? Eğer olduysa bu sorunlarla nasıl başa çıktınız?

– Ben kadın olmamın getirdiği hiçbir zorluk yaşamadım. Tam tersine 2013 yılından beri Unilever’in çeşitlilik ve dahiliyetçilik ajandası kapsamında kadına verdiği önemin çok artması, kadın istihdamı ve kadın yönetici sayısını arttırmaya yönelik yaptığı çalışmalar oldukça ileri bir seviyeye geldi. Esnek çalışma saatleri, mentorluk ve anneyi destekleyen programlarıyla bu ajandaya çok olumlu katkıları oldu. Şu an Finans organizasyonumuzun 60%’ının kadın olması da bunun güzel bir göstergesi sanırı

5.Şu anda kendinizi olmak istediğiniz yerde mi görüyorsunuz?

– Aslında olmak istediğim yere oldukça genç bir yaşta ulaştığımı düşünüyorum çünkü bu işe ilk başladığımda hedefim donanımlı bir finans direktörü olmaktı. Tabi ki ileride şirketin yönetim kurulunda CFO olarak bulunmak bana çok zevk verecektir.

6.Kendinize örnek aldığınız biri var mı? Üniversite yıllarınızda bir idolünüz var mıydı?

– Üniversite hayatımdan ekonomi hocam Cevdet Akçay ve hayata hakimiyeti ve zamansızlığıyla ilham veren Betül Mardin’i sayabilirim. Cevdet Akçay birçok bankanın ve şirketin baş ekonomistliğini de yaptığından onun dersleri beni iş hayatına hazırlamaya başlamıştı çünkü dersleri bize gerçek hayatla, global ekonomiyle ve reel pazarlarla ilişkilendirerek anlatırdı. Betül Mardin ise yaştan ve zamandan bağımsız olarak sürekli birşeylerle meşgul olmanın, kendini geliştirmenin, çalışmanın ve bunun insanı nasıl canlı ve değerli kıldığının en güzel örneği benim gözümde.

7.En büyük hayaliniz nedir? İleride içinde bulunmak istediğiniz projeler nelerdir?

– Bir işle ilgili bir de işle ilgili olmayan iki hayalimi paylaşabilirim. İşle ilgili olanı ileride daha da büyük ekipler yönetmek, bu ekibi olabildiğince ileriye götürmek, vizyonumla fark yaratmak ve bu süreçte kendimi de geliştirerek CFO olarak yönetim kuruluna girmek. Diğeri ise psikolog olan kardeşimle birlikte hayata geçirmeyi düşündüğümüz daha sağlıklı ve eğitimli çocukların topluma katılması için annelerin bilinçlendirilmesi konulu bir sosyal sorumluluk projesi. Onun dışında her sene yapmayı hiç bilmediğim bir hobi edinmek, daha önce hiç görmediğim bir ülke görmek de hedeflerim arasında.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Serap Bozoğlu | ODTÜ

 

“Sektörel” kategorisinde benzer yazılar:

ODTÜ’de okurken ileride olmayı hayal ettiğiniz yerde misiniz? ODTÜ İktisat gibi bir bölümden mezun olduğum dönemde iş adamı ya da bir yerde üst düzey yönetici olmayı düşünen bir öğrenciydim. Ancak mezuniyet sonrası ilk hedefim askere gidip aradan çıkartmayı düşünüyordum ama kader… devamı için tıklayınız.

Yorum Yazın