Merhabalar Fidan Hanım, Finans Kongresi davetimizi ve röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kısaca kendinizden ve neden finans alanını seçtiğinizden bahsedebilir misiniz ?

Alman Lisesi mezunuyum, daha sonra da Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun oldum. Finans ile ilk tanıştığım yer P&G oldu, orada işe başladım, başka bir şirket tanıma şansım olmadı açıkçası.
Finans seçimini yaparken biraz kararsızlıklarım vardı çünkü ne istediğimi tam olarak bilmiyordum. Bizim zamanımızda şirketler bu tür aktivitelere katılıp tanıtımlarını yapmazlardı, öyle olunca stajdan tanıdığınız kadarıyla karar veriyordunuz. Finans seçtim ve 16 senedir burada devam ettiğime göre doğru bir karar vermişim. Finansın içindeki çeşitli rotasyonlarla finansın bir çok görevinden geçtim, şu anda da kategori finanstan sorumlu olarak çalışıyorum.
Neden Finans diyorsanız, aslında şu an bir buz dağı görüyoruz, öğrencilerin yaşadığı şey de tam olarak bu. Buz dağının görünen kısmı %10 ve altta %90’lık görünmeyen bir kısım var. Görünen kısımda ne diyoruz, kurumsal bir firma hatta uluslararası daha ne istersiniz. Maaşı iyi ve garantili, onun dışında kariyer yönetimi yapar. Ama altta daha bir sürü sebep var, bu şirket hangi sektörde çalışıyor, çalıştığın fonksiyon tam olarak ne istiyor bunlar o işin size uygun olup olmadığını ölçüyor. Şirketin kültürü çok önemli. Öyle şirketler var ki doğru yapmak için para kaybetmeyi göze alır. Yani ne yapmak istediklerimle yapmak istemediklerimi filtreden geçirip en son elimde ne kaldığına baktım. Bütün bunları düşününce Procter&Gamble’ın benim için çok doğru bir seçim olduğu aşikar.

 

P&G hakkında bir soruyla devam edelim. İçten terfi sisteminiz belki de size prestij kazandıran en önemli unsur, fakat hiç değişikliğe gitmeyi düşünmediniz mi?

Gerek duyulduğunda yetiştirme şansımızın olmadığı yerlerde çok nadiren alım yapıyoruz. Ama aslında 1.5 ya da 2 senede bir görev değiştirdiğiniz için devamlı yeni bir işe başlıyormuşsunuz gibi oluyor ki zaten ilk 6 ayınız öğrenme grafiğinizin inanılmaz dik olmasıyla başlıyor. 6 ay sonra grafik biraz yavaşlıyor, bundan sonraki süreçte siz bir şeyleri yapabilmek için heyecanlanıyorsunuz, hatta o pozisyondan ayrılmadan önce damganızı vurmak istiyorsunuz. Bir yandan da yeni görevin ne olacağı hakkında merakla beklemektesiniz, yani oldukça heyecanlı bir süreç sizi bekliyor. Bunların yanı sıra ‘diversity’ dediğimiz fikir farklılaşmasına çok önem veriyoruz. Mesela giyim olsun, stil olsun farklılığımız her zaman üst seviyede. Zaten bütün işe alım sürecimiz buna yönelik. Gerek Türkiye’de gerek yurt dışında çeşitliliği sergileyecek insanlara ihtiyacımız var. Bir diğer önemli nokta ise ‘MFC’ dediğimiz multi fonksiyonel takımlarla çalışıyorsunuz. Dış dünyayı daha iyi bilmek adına bu ekiplerle sürekli sahaya çıkıp marketleri gözlemlemek sizleri farklılaşma yönünde de ilerletiyor.

fidan2

Bir öğrenci P&G kültürüne en kısa ve en güzel yoldan nasıl adapte olabilir?

Bu da aslında sıkça konuştuğumuz konulardan bir tanesi. Bizde işe başlamadan önce çeşitli eğitim programları yoktur, ilk gün gelirsiniz ve masanız her şeyiyle hazırdır. İlk günden sizden iş yapmanız beklenir yani. Böyle deyince insana korkutucu gelebiliyor, aslında değil çünkü arka tarafta inanılmaz bir koruma sistemi var. Bir kere her şeyden önce görevi bir arkadaşınızdan devralıyorsunuz ve bu süreç bizde çok önemlidir. Tek tek üzerinden geçilmesi gereken tüm konular tespit edilir ve her iki tarafında konuyu iyi anlamasıyla devir teslim süreci sona erer. 2. sistemimiz de kendinden sadece 1 yıl daha tecrübeli bir arkadaşın, işe yeni başlayanlara yardım etmesi, onların buddy’si olarak sürekli destek halinde olmasıyla alakalı. Yine bu sistemimize benzer bir şekilde mentorluk sistemimiz var. Burada yeni çalışanımız kendinden çok daha tecrübeli insanlardan kendine uygun mentor seçiyor ve sürekli yardım halinde çalışma imkanı oluşuyor. Tabii ki son olarak müdürlerimiz, hata payını en aza indirgemek adına müdürlerimiz olayı dizayn eder. Hata olduğu taktirde bundan kesinlikle müdür sorumludur, yeni başlayan değil. Dolayısıyla ilk günden itibaren sorumluluk başlar ama arkada her zaman koruyan kollayan bir sistem mevcuttur.

Kurumsal kimliği en erken nerede kazanabiliriz?

En büyük tavsiyem tabii ki de stajlar çünkü bir şirketi ve onun kültürünü en iyi tanıma yolu budur. Öğrencilikten kurumsal yapıya geçişte bir adaptasyon dönemi var, o yüzden bütün bunlarda tecrübe kazanmak adına staj çok önemli, hatta ders planınız uygunsa part-time çalışmanızı da öneririm. Bunların dışında tabii ki çok yönlü olmaktan bahsettik. Çoğu zaman Türkiye’deki eğitim sistemini eleştiriyoruz ama aslında sistem çok faydalı. Bizleri analitik açıdan çok kuvvetli yetiştiriyor. Üniversiteye gelene kadar süreç böyle ilerliyor fakat asıl bundan sonra kendimizi çok iyi yetiştirmeliyiz. Bunun için yabancı literatürleri takip etmeniz lazım. Erasmus’u da çok tavsiye ederim, şart değil ama farklı kültürleri tanıma açısından çok şey katacağına inanıyor.

Sohbetimize herkesin en çok merak ettiği soruyla nokta koyalım; işe alım sürecinde özellikle nelere dikkat ediyorsunuz?

Hakikaten çok spesifik bir şeyimiz yok, sadece success driver dediğimiz birkaç beklenti var. Bunları ortaya çıkarmak için de sizlere ona göre soru yöneltiyoruz, zaten mülakata gelmeden önce sizlerle soruları paylaşıyoruz. Mülakatta neler soracağımız rutine girdi artık. Ama sorular bilindiği halde hala standart cevaplar geliyor. Mesela liderlik gösterdiğiniz bir olayı anlatmalarını istediğimizde, hiç abartmıyorum %90’ı proje çalışmasındaki düzene sokma işlerinden bahseder. Az önce dediğim gibi donanımlı olmak çok önemli. Sizi farklılaştıran bir şey gerekiyor, bu da sizin akademik olarak veya öğrenci kulüplerinde yaptığınız farklılıklar, kendinizi geliştirme boyutudur. Şimdi empati yapın ve kendinizi mülakatı yapan kişi olarak düşünün. Bir yanda bir grup çalışmasındaki planı anlatan kişi, bir yanda böyle bir etkinliği düzenleyen kişi. Takdiri size bırakıyorum. Sonuç olarak; evet, sizden bir iş tecrübesi beklemiyoruz ama o zamana kadar olabildiğince imkanlarınızı iyi kullanıp tecrübe kazanmış olmak çok önemli. Bir diğer sorumuz da etrafınızla ne kadar ilgilisiniz, ne kadar gözlemlersiniz tarzında bir soru. Yine hiç abartmıyorum, hikayelerde bir tane profesörün örnek alındığına dair hikayeler döner durur. Yani anladığınız üzere daha zengin örnekler bekliyoruz. Hakikaten bu kadar iyi fırsatlara sahipken bunları iyi kullanarak kendinize bir şeyler kattığınızı görmek istiyoruz. Şu an düzenlediğiniz bu event, bir gün P&G mülakatına gelirseniz sizin için anlatacağınız çok güzel bir örnek. İşte bu tür olaylardan ötürü kulüplerle çok yakın ilişki kurmaya çalışıyoruz ve sizleri her zaman daha da yakından tanımak isteriz.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Tuba Çurman | ODTÜ İşletme
Neşe Çaykenarı | ODTÜ İşletme

”Röportajlar” kategorisinden benzer yazılar:

PwC Yönetici Ortağı: Murat Sancar

ODTÜ’de okurken ileride olmayı hayal ettiğiniz yerde misiniz? ODTÜ İktisat gibi bir bölümden mezun olduğum dönemde iş adamı ya da bir yerde üst düzey yönetici olmayı düşünen bir öğrenciydim. Ancak mezuniyet sonrası ilk hedefim askere gidip … devamı için tıklayın.