Hiç şüphesiz herkesin görmesi gereken şehirlerin başında geliyor Moskova. Eğer sen de gezmeyi, farklı kültürler ve şehirler tanımayı seviyorsan şimdi söyleyeceklerim tam sana göre gezgin dostum.

İlk önce Moskova’yı tanıyalım seninle. Moskova, Rusya’nın başkenti ve on milyonu geçkin nüfusu ile de en büyük şehri. Moskova nehrinin içinden geçtiği bu şehir Dünya’nın en yoğun işleyen metro sistemine de sahip. Gotik tarzda binaları ile de adeta bir ortaçağ şehri havası veriyor bu soğuk memleket.

Moskova’ya gitmek için vizeye de gerek yok artık. Size düşen tek şey çantanızı hazırlamak ve aşağı yukarı 750 lira tutarındaki gidiş dönüş biletinizle yola koyulmak. İstanbul’dan dört saatlik bir uçuşla Moskova’nın dört havaalanından birine iniyorsunuz. Havaalanları şehir dışında olmasına rağmen hepsinden Moskova’nın merkezine banliyö seferleri yapılıyor.

Moskova’ya vardığınızda ise iki sorun ortaya çıkıyor. Bunlardan ilki ve en önemlisi Kiril alfabesi. Tüm tabelalar Kiril alfabesi ile yazıldığı için size tavsiyem gitmeden önce bir iki gününüzü bu kolay alfabeyi ezberlemeye ayırın. Ben gittiğim zaman bilmediğim bir yazı ile baş başaydım ve bir günde ezberlemiştim mecburiyetten. İkinci sorun ise dil problemi. Rusya’da orta yaşlıların çoğu İngilizce bilmiyor ama genç kuşak bu dile oldukça hakim. Yani gittiğinizde yardımı gençlerden istemeniz daha yararlı olacaktır sizin için.

Moskova’da yaşam ise birçok Avrupa şehrine göre oldukça pahalı. Para birimi olarak Ruble kullanılsa da hemen hemen her yerde Dolar ve Euro da geçiyor. Merkezi ve orta kalitede bir otelde konaklamak için ise günlük 150 lira gibi bir meblağı gözden çıkarmak gerek. Restorantlar pahalı olduğu için genelde çok yaygın olan Mc Donalds tercih ediliyor. Açıkçası ben de hemen hemen her gün Mc Donalds’ın kapısını aşındırdım aynı sebepten. Konaklama ve yemek sorununu çözdüğümüzde ise tam anlamıyla bu güzel kentin tadını çıkarabiliriz artık.

Ulaşımın sorun olmadığı bir şehir olan Moskova’da en yaygın ve ucuz ulaşım aracı ise 1931 de yapılan, 180 istasyonu ile dünyanın en büyüklerinden birisi olan ve adeta her durağının bir müze olduğu meşhur metrosu. Yaklaşık olarak bir lira gibi cüzi bir miktara kolay ve hızlı bir şekilde istediğiniz her yere gidebiliyorsunuz bu sayede.


Gezilecek yerlere geldiğimizde ise adeta derya deniz bu güzel şehir. Bu yerlerin başında ise Kremlin Sarayı, Kızıl Meydan, Aziz Vasil Katedrali, Arbat Caddesi, Gorki Parkı ve Nazım Hikmet’in de mezarının bulunduğu Novodevichy Mezarlığı yer alıyor.

 

Moskova’nın en büyük avantajlarından birisi de bu güzel yerlerin çoğunun iç içe olması. Kızıl Meydan’a vardığınızda karşınızda Aziz Vasil Katedrali ve yan tarafınızda Lenin Mozalesi ile Kremlin Sarayı size selam veriyor. Birçok tarihi yapıyı içinde barındıran Kızıl Meydan’ı gezmek için ise bir gününüzü ayırmanız gerekiyor. Eğer Lenin ve Stalin ile fotoğraf çekilmek isterseniz de Kızıl Meyda’nın girişinde çok benzeyen iki kişi belirli bir ücret karşılığı fotoğraf çektiriyor.

Gorki Parkı’na girerken ise sizi SSCB zamanından kalma bir uzay mekiği karşılıyor. Moskova nehrinin yanında yer alan ve çok büyük olan bu parkta günün belirli saatlerinde de piyano resitali veriliyor benim gibi klasik müzikseverler için. Dinlenmek için bire bir olan parkta ister bisiklet kiralayabilir, ister parkın içindeki gölette gezinmek için pedallı deniz aracı kiralayabilir ve eğlenceli zaman geçirebilirsiniz.

Arbat Caddesi ise Moskova’nın en eski ve tarih kokan yerlerinden birisi. Trafiğe kapalı olan bu cadde hediyelik eşya dükkanları ile dolu. En ilginci ise bu dükkanların çoğunun Türklere ait olması. Bu sebepten alışverişiniz hem eğlenceli hem de kolay geçiyor. Pazarlık yapabilmeniz de cabası. Alınacak hediyelik eşyaların başında ise tabi ki de matruşka yer alıyor. El yapımı olan ve çeşitli boyları olan matruşkaların fiyatı ise 15 liradan başlıyor. Ayrıca kalpaklar da en çok tercih edilen hediyelik eşyaların başında geliyor.

Ben elimden geldiğince paylaştım sizlerle gezimden notlarımı. Klasik bir deyişle ise ‘Anlatılmaz, yaşanır.’ bir şehir Moskova. Eğer siz de gezgin bir ruha sahipseniz yolunuz kesinlikle düşmeli Avrupa’nın en büyük şehrine.

Son olarak değinmeden edemeyeceğim. Rusya’nın kızları güzel değil, çok çok güzel. Bence sırf bunun için bile gidip gezebilirsiniz. 😀

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Samet Mert MUSABEYOĞLU – ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

Pusula kategorisinden benzer yazılar:

Boston’da Yağmur Yağınca Kaldırımda Ortaya Çıkan Şiirler

Yağmurlu bir güne en iyi giden şey nedir? Tabii ki şiirler! Boston Belediyesi ve Mass Poetry bizim için bunu gerçekleştirmiş gibi görünüyor- yani en azından Boston’a gidenlerimiz için.Bu proje hepimizin duymuş olduğu #şiirsokakta…devamı için tıklayın.

2 Responses

  1. Selin

    Çok güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık hocam