Bu yaz için yaptığınız veya yapacağınız tatil planlarını bir düşünün.Nereye gitmek isterdiniz? Roma? Paris? Viyana? Londra? Hepsi size cezbedici geliyor olmalı.Ancak benim şimdi önermek üzere olduğum şehir size bunlardan çok daha farklı ve doğal bir deneyim sunacak:Niş!

Peki nesi bu kadar güzel ki bu şehrin?

Nesi değil ki desem pekte yalan olmaz aslında. Gidip görmek istediğiniz bir yerde arayacağınızniş çoğu özelliği bulundurmasının yanında aramayacağınız özellikleri de barındırmayan bir şehir kendisi. Size şehrin bütün müzelerini, heykellerini ve diğer turistik yerlerini tanıtıp zaten internette bulabileceğiniz şeyleri anlatmak yerine daha çok şehrin kendisine değinmek istiyorum ben:

1-Burada arasanızda iflah olmaz turist avcısı bulamayacaksınız!

Gittiğiniz büyük şehirlerde, turist olduğunuzu anlayınca sizi kazıklayan restoranlardan,dükkanlardan ve taksicilerden size de bıkkınlık geldiyse sanırım doğru yazıyı okuyorsunuz. Niş’te yılın büyük bölümünde pek de fazla turist bulunmadığından ve aynı zamanda pek de taksi kullanmayı gerektirecek kadar büyük olmadığından böyle dertlerinizin olmayacağına emin olabilirsiniz! Taksi burada ki en son ihtiyaçlarınızdan biri olacak çünkü şehrin gezilecek çoğu yeri merkezinin çevresinde bulunuyor ve birbirlerinden çok da uzak noktalarda değiller. Hem siz buraya gezmeye geldiniz, şehrin içinde yürüyüp sokaklarını tanımadan sadece müzeleri gezerseniz hiçte gezmiş sayılmazsınız. Ayrıca burada ki dükkanlar ve restoranlar turistlere alışık olmadığındanişşşşn ve turist görseler bile onlara dolar gözüyle bakmadığından size sürekli pahalıdan bir şeyler satmaya çalışmıyorlar. Hem Sırbistan’ın para biriminin Türk lirasından daha düşük değerde olması isteseniz de bir şeye aşırı paralar ödeme ihtimalinizi ortadan kaldırıyor çünkü ülke gerçekten ucuz.

2-Ülke ucuz!

Evet! Paris’e, Roma’ya, Viyana’ya gidip tanesi üç lira olan Euro’ları saçmak yerine kırk RSD’nin (Sırp dinarı) bir lira ettiği bir ülkeye ziyaret kulağa pek de fena gelmiyor değil aslında. Eğer ülkenin fiyatlarından örnekler vermek gerekirse; bakkaldan alacağınız bir bira 40-120 RSD arası oluyor ve eğer buraya yazın gelmişseniz, bu biraları içmek için her gece insanların arkadaşlarıyla toplandığı birde nehir kenarı var bu şehirde. Tabi eğer soğuk aylardan birinde ziyarete geldiyseniz, soğuk biranızı sıcak bir ortamda yudumlayabileceğiniz çeşitli mekanlar da mevcut. Bu mekanlarda da fiyatlar 120-360 RSD arası değişiyor genelde.Bazı biralarının kötü olmasına rağmen 250-300 RSD’yi gözden çıkararak Türkiye’de ki biralardan çok daha iyi biraları bu mekanlarda da yudumlayabilirsiniz. Eğer danslı ve müzikli bir yer arıyorsanız Niş’in Osmanlı’dan kalma bir kalesi var,o kalenin içinde geceleri gayet canlı olan danslı mekanlarda mevcut. Bensadece birine gittim, büyük bir açık alanda masasıyla barıyla ve istemeyeceğiniz kadar çok dans edebileceğiniz alanıyla güzel bir mekandı. Aynı zamanda rakija diye milli bir içkileri var Sırpların ve fiyatı çokta pahalı değil. Gitmişken bir denemenizi tavsiye ederim ama uyarayım şimdiden, çok da güzel değildir tadı. Bizim rakımızın biraz daha farklı ve susuz versiyonu diyebiliriz rakija için. Alkolün haricinde dışarıda yiyeceğiniz yemekler de Türkiye’den biraz daha ucuz ancak et ürünlerinin çoğunun domuz eti içerdiğini söylemekte fayda var. Çok da domuz sevmeyen biriyseniz,bu sizin için biraz can sıkıcı olabiliyor ama bunu dükkan sahiplerine söylediğiniz de bazen sizin için ürünleri domuz etsiz hazırlayabiliyorlar, bazen de hazırlamıyorlar. Ancak eğer şansınız yaver gitmişse ve iyi bir yere oturmuşsanız çokta güzel domuz etleri tadabilirsiniz burada. Peki ne içeceksiniz? Kola ve benzeri gazlı içeceklerin fiyatlNiš,_večerní_Nišavaarı Türkiye’deki ile hemen hemen aynı. 1 litre kola 80 RSD civarında. Su fiyatları Türkiye’den biraz daha pahalı 40-50 RSD gibi paralar ödemeniz gerekebiliyor yarım litrelik suya ama şehirde her sokak başı suyunuzu bedavaya doldurabileceğiniz, oldukça temiz su akıtan çeşmeler bulunuyor. Özellikle yaz aylarında şehrin çok sıcak olduğunu düşünürsek yüzünüzü yıkayıp ferahlamak ve çeşmelerden akan serin suyu içmek pekte kötü bir fikir değil gibi 🙂 Eğer şehrin bir ucunda bir ucuna gitmek isterseniz kullanabileceğiniz otobüsler var ve bu otobüslerde bizde ki gibi Ankara, İstanbul, İzmir kart gibi bir kart sistemi yok, onun yerine biletçiler var. Ancak bu biletçiler de her otobüse binenden para almıyorlar. Genelde akıllarına esinc
e ve birileri denk gelince ona bilet kesiyorlar. 4 defa otobüse binmeme rağmen hiç para ödemediğim için fiyat hakkında bir bilgim yok ancak size tavsiyem biletçi sizin yanınıza gelmediği sürece siz onun yanına gitmeyin 🙂

3-Ufak, samimi havasıyla herkesle hemen kaynaşabileceğiniz bir yer burası.

Şehrin nüfusunun 200.000 civarında olması ve şehrin büyük bir kasaba görünümünde olması bunda birer etken aslında. Şehirlemenin getirdiği insanlara yabancılaşmadan bir nebze de olsa uzak kalabilmiş bir şehir Niş. Örnek vermek gerekirse;geceleri insanların, arkadaşlarıyla oturup bira içtiği Nišava nehrinin kıyısı, yeni insanlarla tanışıp, arkadaşlıklar edinmek için gayet güzel bir yer. Özellikle sizin turist olduğunuzu anlayınca size ayrı bir ilgi gösteriyorlar. Şehri gezerken bir dükkana girdiğinizde çoğu insanın, turist olduğunuzu anlayınca bir anda yüz ifadeleri değişiyor ve hemen sizinle konuşmaya başlıyorlar. Hatta bazen o kadar ilerletiyorlar ki bunu adres sorduğunuzda tarif etmek bir yana kalkıp sizi o adrese kadar götürüyorlar. Burada ki tek sorun şehirde ki İngilizce bilen insan sayısının düşük olması.Gençler arasında İngilizce seviyesi iyi olmasına rağmen şehrin daha orta yaşlı kesiminin pek İngilizce bildiği söylenemez.

4-İnanmayacaksınız ama Türk olmak burada prim yapıyor!

Hemen başımdan geçen bir anıyı anlatayım size: Ben Niş’e BEST (Board of European Students of Technology) aracılığıyla gitmiştim. BEST bir öğrenci topluluğu ve mevsimlik eğitim kursları düzenliyorlar. Ben yaz kursu için Niş’e başvurmuş ve kabul edilmiştim. Orada ki ilk gecemde Nisava nehrinin kenarında oturmuş, kursun diğer katılımcılarıyla muhabbet ediyordum. Daha sonra organizatörler (hepsi öğrenci) bize birer task verdiler ve yapmamızı söylediler. Taska göre bir kıza gidip “gde si maco” (Sırpça Hello Kitty) dememiz gerekiyordu. Bende Belçikalı oda arkadaşımla beraber 10 kişilik bir grubun yanına gittim ve içlerinden birine “gde si maco” dedim. Önce güldüler sonra bir anda muhabbet etmeye başladık. Şaka yapmıyorum,nişş Türk olduğumu öğrenince ağızlarından çıkan ilk kelime “Hürrem,Sülüman!” oldu. Aşk-ı Memnu’dan tutun Binbir Gece’ye kadar bütün dizileri izliyormuş meğersem bu Sırp halkı ve bizim düşündüğümüz gibi bize karşı bir ön yargıdan ziyade sevgi besliyorlarmış resmen. Daha sonra dizilerden ezberledikleri bir kaç repliği Türkçe söylediler. Üstüne bir de Türkçe şeyler duyunca ben daha da bir şok olmuştum. Sonrasında bu muhabbet aldı yürüdü ve önümüzde ki bir kaç gün boyunca o grupla beraber takılmıştım. Yani evet, Türk olmanın prim yaptığı nadir ülkelerden ve şehirlerden biri burası!

5-Burayı gezmek için haftalara ihtiyacınız yok 🙂

Sizde çıktığınız bir haftalık bir seyahatte tek bir şehre takılıp kalmak istemiyorsanız Niş sizin için iyi bir durak gibi duruyor. Bütün şehri gezip, yaşamak için 3-4 günlük bir süre yeterli olduğundan size tavsiyem böyle bir seyahat düşünüyorsanız Niş’in çevresindeki diğer şehirlere de bir göz atmanız. Niş’e yaklaşık 3 saatlik mesafede Belgrad bulunuyor ve Belgrad’a da 1-.1.5 saatlik mesafede Novi Sad var. Aynı zamanda Niş’in Sırbistan’ın güneyinde, Bulgaristan sınırına yakın bir şehir olmasından dolayı da buraya gelmişken Sofya’ya da bir uğrayabilirsiniz 🙂

Erbuğ ERSOY – ODTÜ İşletme 

About The Author

Related Posts

Leave a Reply

Your email address will not be published.