Şu güne kadar üstümüzde emeği geçenlere, bizlere değer katanlara selam olsun.
Şöyle bir bakıyorum da kutsal günün havasına, gökyüzünü kara bulutlar kapatmış. Bulutlar, dokunduğunda ağlayacak kadar sıkkın. Rüzgarsa bozuk lehçesiyle yine bir şeyler anlatıyor. Bulutların hatrını sorduk mu hiç? Rüzgarın ne demek istediğini anlamaya çalıştık mı?

anneannem-ogrencileriyle-eskisehir-22-nisan-1960

“Diğer meslekler tarafından tatili en bol meslek diye bakılır bizlere. Çocuklara okutmanız gereken kalıp kitaplar listesi, size sistem tarafından verilir. Olur da başka kitaplar okutmak isterseniz titizlikle seçmeniz gerekir. Amcaya göster diyip çocuğunu pohpohlayan veliler, kitapta aptal kelimesini görürse sizi şikayet eder. Kalıp müfredatla, çocukları aynı fabrikadan imal etmek sizin sorumluluğunuzdur. Çocukların öğrenme hızlarına göre çalışmayı ister, programı esnetmeye çalışırsınız. Esnetirseniz, kimileri de sizi esnetmeye kalkar. O uzun tatillerden bahsediyorduk hani. Yaz sıcağında iki aya yakın kuru kuru tatil yaparsınız. Aldığınız maaşla iki hafta bir tatil beldesinde kalacak kadar lüksünüz yoktur. Çünkü öğretmenler için iki ay tatil koca bir lükstür! Akşam eve dönerken işiniz hiç bitmez. Okunacak bir sınav kağıdı, ödev mutlaka sizi bulur. Her öğretmen bu kutsal güne benimdir diye sarılamaz ne yazık ki. Pek çok meslektaşınız atanmayı bekler. Tüm bunlara rağmen hayatına bir ışık katabildiğiniz çocukların varlığı sizi mutlu eder. Her çocuk yeni bir umuttur sizin için. Tüm bu zorlukları göğüslerken, gücünüzü sıcacık bir gülümsemeden alırsınız.” demiş bulutların ardındaki güneş.
Önlüğümüzün yakalarını düzelten, düştüğümüzde bacağımıza pansuman eden, çocukluğumuza verip her türlü hatamızı affeden, ergenliğimizde asabileşsek de alttan alan, derdimiz olduğunda arkadaş gibi konuşan, bizlere öğrenmeyi öğreten bu koca yürekli insanları unuttuk mu yoksa? Belki de bugün bulutları biz kararttık. Belki de bugün rüzgarın lehçesini biz bozduk.
Kutsallığını unutup bozmaya çalıştıysak, fedakârlıklarına nankörlük ettiysek affet bizi öğretmenim. İyi ki sizler varsınız. İyi ki bizleri biz yaptınız.

(Ek olarak, öğrencileri okullarına severek gelsin, dersleri sıkıcı geçmesin, ezber sistemine dayalı eğitim görmesin, iyi hissetsin, özel hissetsin diye küçücük sınıfından kendi elleriyle harikalar yaratan Ahmet Öğretmen gibi öğretmenlerin artması dileğiyle…

563c54d967b0a934e44edafa563c56fd67b0a934e44edb4b

 

 

 

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Furkan ŞENGÜL – ODTÜ

Sosyal sorumluluk kategorisinden benzer yazılar:

Unilever Finans Direktörü: Pelin Gündoğan

1.Unilever’deki hikayeniz nasıl başladı? Bugüne kadar hangi görevlerde bulundunuz? – 2004 yılında Koç Üniversitesi’nden mezun oldum. Mezun olmadan bir ay kadar önce selection board’a girerek başarılı oldum ve ne şanslıyım ki Unilever’e kabul edildim. İşe başvururken finans istediğimi ve…devamı için tıklayın.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın