Avrupa’da hazırlanan birkaç rapora göre 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana, dünya en büyük göç dalgasını yaşıyor. Bu göç krizinin toplumsal ve ekonomik alanlarda sorunlara yol açtığını söylemeden geçemeyiz.

Avrupa’nın zayıf nüfus yapısı ve son yıllarda azalan çocuk doğumları  sebebiyle Avrupalı devletler nüfus açısından epey etkileneceğini  düşünüyorlar.  Ortadoğu ve Afrika’dan gelen göçmenlerin çoğunun  aile yapısında en az 2  çocuk bulunmakta. Özellikle göçmen ülkelerin  nüfusunu ikiye katlama süresi  Avrupa’ya göre katbekat daha az.  Avrupalı devletlerin hesapladığı ve gözünü  korkutan senaryolardan  birisi budur. Yıllar içinde nüfus yapısının  değişebilecek olması, gelen  nüfusun çok çocuk yapması, kendi ülkelerinde  mülteci konumuna  gelebilecek durumda olmaları, göçmenlerin kültürel  anlamda ülkeye uyum sağlama konusunda zorluk yaşayacak olması gibi pek çok olumsuz durum Avrupalı devletlerin kapısını çalmakta.

Ayrıca bu kriz AB’yi verimsiz, dağınık, kalpsiz göstermekle kalmayıp üye ülkelerin anlaşmazlığa düşmesini ve Müslüman karşıtlığının alevlenmesine yol açıyor. Yıllar sonra bir kriz, doğu-batı ayrımını gözler önüne sererken; kimi üyeler mülteci kotasını kabul etmiyor, kimileri ise dini nedenleri buna referans gösteriyor. Bazı Avrupalı siyasetçiler içinse seçmenlere ayak uydurarak göçü engellemek, yüzbinlerce yabancı ve özellikle Müslüman göçmeni karşılamaktan daha büyük bir öncelik.

Bu kriz Hırvatistan-Sırbistan gibi ikili gerilimlere neden olabiliyorken  Macaristan gibi bazı ülkelerinde bu göçmen akınına orduyu devreye  sokarak  sert tepki vermesine neden olabiliyor. Kimi ülkelerin  sınırlarına çekilen tel  örgüleri yıkıp geçen sığınmacı göçmenlere karşı  bazı Avrupa ülkeleri daha  fazla tel örgü çekip duvarları yükseltelim  şeklinde düşüncelere sahip.  Kontrolsüz insan akışından, Avrupa hiç  memnun değil. Avrupa Birliği,  gerçekten  birlik olma konusunda  verdiği sınavda; ekonomik  açıdan da sınıfta kalma tehlikesi yaşıyor. Göçmen krizinin odağındaki komşu  ülkelere, AB kesenin ağzını açmış durumda. Avrupa’ya gelmeye çalışan sığınmacı göçmenler için Balkan güzergahında binlerce kişilik ilk kabul merkezi adında geçici barınaklar oluşturulması plan dahilinde. Ayrıca sınır koruma polisleri sayısı arttırılmaya çalışılırken Avrupa sınırlarını koruyan Frontex’e de ek bütçe açılmış durumda. AB tüm bu çalışmalara ek, gıda gibi alanlarda da çalışmalarını sürdürüyor. 1 milyar 700 milyon avroluk ek mali kaynağın bu yıl ve gelecek yıl için göçmenlerin ihtiyaçlarında kullanılacağı iddia ediliyor.

Avrupa Birliği neredeyse kırılma eşiğine gelen birlikteliğini kurtarması ve imajını geri kazanması için bu kriz sınavını eksiksiz bir şekilde vermek zorunda.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Furkan Şengül | ODTÜ İşletme

 

“Makaleler” kategorisinden benzer yazılar:

İslami Terör Örgütleri, IŞİD ve Avrupa Merkezcilik

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın