Barış, insanın ağzından bir çırpıda çıkan bu kelime, insanların birbirine zarar vermeden, savaşmadan veya kan dökmeden yaşamasıdır. Barışın olduğu toplumlarda korku yoktur. İnsanlar korku içinde yaşamadıkları için daha huzurlu, mutlu ve üretken olurlar. Barışın önemi en çok savaş zamanlarında anlaşılır çünkü bu tür zamanlarda insanlarda bir ölüm korkusu, sevdiklerinden ayrılma kaygısı görülür. Bu korkuları yaşadıkları için de üretmek için verimli çalışmaları neredeyse imkansız hale gelir.

İnsanoğlunun tarihi incelenirse en güzel ve üretken zamanların hep barış dönemlerinde yaşandığına tanık olursunuz. Barışın karşıtı olan savaş her zaman açgözlülük, tahammülsüzlük ve kendini beğenmişlik temelli olarak çıkmıştır. Aslında en büyük savaşlar o doyuramadığımız egolarımız ve kendi bencilliğimizdir. Zengin ülkeler daha zengin yaşayabilmek veya en azında o çizgiyi kaybetmemek için kaç kere barışı bozmuşlardır. Bunun en iyi örneği 20. yüzyılın başlarında başlayan Birinci Dünya Savaşıdır. Birinci Dünya Savaşı, bazı devletlerin kendilerine menfaat çıkarmak, başka ülkelerin topraklarından, yeraltı kaynaklarından, ham maddesinden yararlanmak için başlattıkları bir vahşet örneğidir. Dünya menfaati için insan canının ne kadar önemsiz görüldüğünün kanıtıdır. Bu savaşlarda milyonlarca insan ölmüş, milyonlarca çocuk yetim, belki milyonlarca kadın dul kalmıştır. Çoğu yerde kıtlıklar ve hastalıklar baş göstermiş, savaşın ne kadar kötü bir şey olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Ancak bu durum ne yazık ki, insanlara bir ders olmamıştır zira bu tür savaşlar sonrasında da devam etmiş ve hala devam etmektedir.

Barışı sadece devletler arasında savaş olmaması durumu olarak düşünmemeliyiz. Barış aynı zamanda toplumların içinde de sağlanmalıdır. 10 ekim tarihinde barış ve demokrasi mitinginde meydan gelen üzücü olay, ülkemizin bu konuda hala başarısız olduğunu göstermektedir. Silahlar sussun, ülkeye barış hakim olsun diye yapılan bir mitinge bombalı saldırı gerçekleşiyor. Barış isteyen vatandaşların bir kısmı canlarından oluyor,bir kısmı artık barış istemeye korkuyor. Ama ülkemiz vatandaşları hala bu saldırıyı kimin yaptığını tartışıyor, birilerini suçlamaya çalışıyor, televizyonlarda komple teorileri üretiyor. Bu bizim en ufak sorunumuz. Ülke olarak bu tartışmaları bir kenara bırakıp ülkeye barış getirmek ve katliamları sonlandırmaya odaklanmalıyız.

Barışın ne olursa olsun korunulabilen bir durum olduğu unutulmamalıdır. Barışı keyfi veya açgözlülükleri sebebi ile bozacak her türlü şeyden uzak durabilmeyi başarabilmek için herkesin dirayetli olması şarttır aksi takdirde insanoğlu bir felakete doğru kendi elleri ile sürüklenecektir.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Aytunç UZ | ODTÜ İşletme

 

“Yaşam” kategorisinde benzer yazılar:

Başarılı Olmak İçin Sadece Zeka Yeterli Midir?

Başarılı olmak için sadece zeka yeterli midir? Zeka tüm kilitleri açan bir anahtar mıdır? Zeka kavramı hakkında herkesin az çok bir düşünceye sahip olduğunu varsayarak, muhabbetimize başlamadan önce bir soru sormak istiyorum. Başarı… devamı için tıklayınız.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın