Fırsatlar şehri, ‘I love NYC’ ya da ‘The City that doesn’t sleep!’. Bu şehir hayal ettiğinizden bile daha güzel. New York sokaklarında dolaşırken kendinizi film setindeymiş gibi hayal edebilirsiniz. Sokaklarda dolaşırken ünlü isimleri görebilir, izlediğiniz film ya da dizilerin çekildiği sahnelere rast gelebilirsiniz. Size bu yazımda New York City’de neler yapabilirsiniz ve yolunuz bir gün New York’a düşerse zorluk çekmeden nasıl yaşarsınız, bunlardan bahsetmek istiyorum.

Şehir İçi Ulaşım

Öncelikle New York 3 ana bölgeden oluşuyor. Bunlar Queens, Brooklyn ve Manhattan. Ben yazımda daha çok New York’un belki de dünyanın en canlı bölgesi Manhattan’dan söz edeceğim.  Manhattan’da bir yerden başka bir yere gitmek çok basit. Şehir içi ulaşım metrolarla sağlanıyor.  Bu üç bölgenin birçok noktasına tam 23 tip trenle ulaşabiliyorsunuz ve trenler yaklaşık olarak 10 dakikada bir istasyonunuza uğruyor. Bu demek oluyor ki şehrin altında başka bir dünya var ve ilk kez New York’a hatta ilk kez yurt dışına çıkmış olmama rağmen bu şehirde hiç kaybolmadım. Tek kullanımlık, haftalık veya aylık sınırsız metrocardlar her istasyonda mevcut. Metrolar oldukça temiz fakat tren raylarında fareler görüyorsunuz. Geçen sene ilaçlanmış diye duydum fakat yine de tedbirli olun. Tabii ki de evsizleri de pas geçmemek lazım. (METRO HARİTASI KONULABİLİR) Bunun dışında şehir içi dolaşan birçok da otobüs bulabiliyorsunuz hatta bazıları çift katlı olup şehri bir tık yukarıdan seyretmek belki de fotoğraflarınıza ayrı bir hava katacaktır.

 Şehirde Nerede Kalınır

Tabii ki Manhattan! Manhattan’da olsun ne olursa olsun derim. Neden diye sorarsanız yazımın başında belirttiğim gibi “Bu şehir asla uyumaz!” E haliyle Manhattan’da kalmak size biraz tuzluya mal olabilir fakat yine de uygun oteller civarda mevcut. Ama dert etmenize gerek yok. Dediğim gibi şehrin metro sistemi sayesinde her istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Duyduğuma göre Manhattan’ın Harlem tarafları akşamları biraz tehlikeli olabiliyormuş o yüzden tutacağınız evin ya da otelin Harlem’de olmamasına dikkat edin.

Nerelere Gitmeliyiz

New York cadde düzenlemesi bakımından olağanüstü bir şehir. Manhattan kuzeyden güneye inen avenue yani bulvarlar ve bunları dik kesen caddelerden oluşuyor. Bulvarlar da caddeler de sayılar ile isimlendirilmiş. Bir de Broadway diye bir bulvarı var ki Manhattan adasını boydan boya çaprazlamasına kesiyor. Broadway’in diğer avenue yani diğer bulvarlar ile kesiştiği noktalar genelde görmeye değer meydanların olduğu yerler. Ve şunu da söylemek istiyorum caddeler o kadar temiz ki belki de hiç alışık olmadığımız kadar temiz sokaklarında gezerken ayakkabınız dahi kirlenmiyor!

Times Square herkesin yakından tanıdığı fakat hep televizyonlarda ya da fotoğraflarda gördüğümüz o meşhur meydan. Broadway’in 7. avenue ile kesiştiği, 47. caddede olan bu muhteşem yer belki de “Uyumayan Sehir” lakabının bize nereden geldiğini anlatıyor. Gecesi de gündüzü de ayrı bir tat veren bu meydanda nereye baksanız şaşırıyorsunuz. Büyük büyük televizyonların ve ledlerin yer aldığı bu meydanda turistler ile beraber fotoğraf çekinmeden ayrılmayın. Ayrıca şehrin meşhur tiyatroları Times Meydanı etrafında sıralanıyor. Bu tiyatrolara ve müzikallere giden pek çok insan hayran kaldığını söylüyor fakat benim pek ilgim olmadığından gitmedim. Tabii keyif sizin!

5th Avenue şehrin belki de en ünlü ve en şatafatlı caddelerinden biri.  Bildiğiniz bilmediğiniz pek çok marka bu caddede sıralanmış. Alışık olmadığınız vitrin dizaynları görebilirsiniz ve caddenin başından sonuna kadar  inanılmaz bir insan kalabalığı var. Alışveriş tutkunları bu caddeye uğramadan giderlerse büyük hata etmiş olurlar.

5th Avenue üzerinde bulunan Rockefeller Center şehri tepeden izleme noktalarından biri ve en üst katına da “Top of the Rock” deniyor. Ücreti 30 $ civarı. Aslında çoğumuz biliyoruz burayı, bahçesinde buz pateni yapılan yer.

Bir başka manzaralı bina ise Empire State Building. Turistlerin oldukça ziyaret ettiği bölgeler arasında yer alıyor. Çoğu insan Top of the Rock daha iyi diyor ve ben de onlara  katılıyorum ama yine dediğim gibi. Sizin keyfiniz!

5th Avenue ile 59th Street’in kesiştiği noktada Central Park var ki bu park için ayrı bir yazı yazmak sanırım yanlış olmaz. Şehrin akciğerleri diyebiliriz.  Kocaman binaların arasındaki büyük park belki de dünyanın en güzel yerlerinden biri olabilir. İçeriye girince başka bir dünyaya geldiğinizi anlıyorsunuz ve atmosfere siz de uyum sağlıyorsunuz. Park içinde her türlü sosyal etkinlikle karşılaşılabilir ve siz de insanlara dahil olabilirsiniz. Frizbi’den Amerikalıların çok sevdiği beyzbola, basketboldan futbola voleybola tüm  sporları yapabilir isterseniz kitabınızı, kahvenizi alıp içerisinde bulunan 3  gölden birinin kıyısına oturup mükemmel  manzaranın  tadını çıkarabilirsiniz. Ha bunlar da açmadı derseniz kano kiralayabilir göldeki kuğularla bir  selfie çekinebilirsiniz.

Park oldukça büyük eğer yürümek istiyorsanız yürüyebilirsiniz fakat o gün başka etkinlik yapmaya vaktiniz kalmayabilir ve çok yorulabilirsiniz. Parkta faytonlar mevcut fakat bisiklet bence en mantıklısı. 2 saati 20 $’a bisiklet kiralayabilirsiniz ben pazarlık yapıp 15 $’a anlaşmıştım. Central Park’ta bisikletle gezmek sanırım benim için eşsiz bir deneyimdi.

Yine 5. avenue’un 40. Cadde ile kesişiminde New York Public Library yani New York Halk Kütüphanesi binası da turistlerin uğrak noktası. Kütüphanenin hemen arkasında Bryant Park birçok aktiviteye ev sahipliği yapıyor. Gittiğiniz ayda bu parkta hangi aktiviteler var bakmayı unutmayın. Belki bir jonglörlük kursuna belki de bir yoga gününe denk gelebilirsiniz. Veya bir yaz akşamında açık havada film gösterimine katılabilirsiniz. Sanırım şehrin en sevdiğim noktası burası! Broadway caddesi ile bir bulvar kesiştiyse orada bir canlılık vardır mutlaka dedim ya, Central Park’ın güney batısındaki Broadway – 8th avenue kesişimindeki Columbus Circle da bu noktalardan.

Biraz güneye inip Broadway – 6th avenue kesişimine gelirsek Herald Square ile tanışacağız. Burası önemli bir alışveris meydanı. Bizdeki Boyner mağazaları gibi farklı marka ürünleri bir arada satan çok büyük bir Macy’s burada konumlanmış. Macy’s e gitmek neredeyse bir turistik aktivite, o denli meşhur bir yer.

Yine bu meydanda uğramak isteyeceğiniz bir çok marka var. Broadway ve 4th avenue kesişimindeki Union Square de çok hoşunuza gider. Buradaki parkta bir internet molası verilebilir. AT&T NYC’deki parklara internet hizmeti götürmüş. O yüzden park gördüğümüz yerde telefonları çıkarıp internete girmeye çalıştığımız doğrudur!

Şehrin güney noktalarına indiğimizde ise bizi Chinatown karşılıyor. Tam bir Çin mahallesi ve Çin’in yemeklerine kadar her şeyi burada görmek mümkün. Meraklı gözlerle etrafı seyrederken pişmiş yılanlar gördükten ve kokusunu hissettikten sonra bence o caddeden bir daha geçmeyeceksiniz. Fakat bubble tea denemeye değer hatta enfes.

Little Italy denilen bölgeye geldiğinizi pizzacılar başlayınca anlayacaksınız. Bu küçük bölgede İtalyan yemekleri yenebilir, şöyle bir tur atılabilir. SoHo özellikle bayanlar için çok güzel bir yer. Neden diye sorarsanız tabii ki de cevabı alışveriş. Burada birçok butiğin tadını çıkarabilir, çok sayıda mağazaya uğrayabilirsiniz.

Manhattan adasının en güneyi Financial district, yani finansal merkez. Sadece Amerika’nın degil, belki de tüm dünya borsasının nabzı burada atıyor. Ünlü Wall Street, New York Stock Exchange yani borsa binası, meşhur boğa heykeli hep buralarda. Koca koca binaların arasından güneş zorla sızıyor. Sokağın yarısı turist iken diğer yarısı da takım elbiseli insanlar. Ben buraya sabah 7’de gelip dinamiği yakalamıştım.

Amerika’nın simgelerinden biri olan Statue of Liberty‘e uğramadan olmaz tabii ki. Adanın güneyinden buraya turlar düzenleniyor ve New York manzarasını denizden izleme şansını elde ediyorsunuz. Brooklyn, Manhattan’ın yanında çok sade kalan bir bölüm ve genelde çok turist uğramıyor buraya. Ama Brooklyn Hights ve Williamsburg denilen bölgeleri artık gençler için cazibe merkezi haline gelmiş. Birçok tarz kafe ve restoranlara ev sahipliği yapıyormuş.

Museum of Modern Art (MoMA) New York’un en gözde müzesi, modern sanat eserlerinin sergilendiği müzede Van Gogh’un Starry Night’ını da görebilirsiniz.

Bilim severlerin bayılacağı American Natural History Museum. Friends dizisi hayranları Ross’un çalıştığı müzeyi görecekler. Çocuğum olsa buraya kesin götürürdüm.

 Metropolitan Museum of Art’ta bütün dünya tarihine ait sanat eserlerini göreceksiniz. Türkiye’ye ait çiniler bile var. Çok büyük bir müze. “Met” olarak kısaltılıyor. Met’in merdivenlerinde bir çok New Yorklu oturup bir şeyler yer içer ve caddeyi izlerler. Böyle de ünlü bir yerdir.

Guggenheim Müzesi de modern mimarinin eşsiz örneklerindenmiş. İçeride dönerek yukarı tırmanan bir yokuş var. Perşembe günleri kapalı oluyormuş.

City Pass içerdiği tüm atraksiyonlara öncelikli giriş sağlıyor, sıra beklemiyorsunuz. Şimdi gerek var mı bilmiyorum, bir muhasebe yapılabilir. Hesabı yaparken Metropolitan Museum of Art’a girişin bağış yöntemi ile olup 1 cent bile bağışlayabileceğinizi göz önünde bulundurun. Museum of Modern Art ise cuma günleri ücretsiz. Yine de almak mantıklı olabilir, sizin zevkinize ve programınıza bağlı.

Manhattan’ın hemen batısında Jarsey Garden adlı bir alışveriş merkezi var ki buraya kesinlikle uğramalısınız. Hayal bile edemeyeceğiniz markaları çok ucuza alabilirsiniz. Aman hafta sonu gitmeyin insanlarla boğuşmak istemezsiniz. Ve şehre de sadece yarım saat uzaklıkta! Yine bunu gibi Woodburry Common Premium Outlet de ucuzluk diyarı fakat gidiş geliş birazcık daha tuzlu.

Umarım sizin de yolunuz bir gün New York’a düşer ve bu yazıyı okuyarak şehir için ön bilgi sahibi olursunuz 🙂

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Furkan Şaldır | ODTÜ İşletme

”Pusula” kategorisinden benzer yazılar:

Bir Başkentten Daha Fazlası: Ankara’da Gezilecek 10 Yer

Klasik bir yanılgıdır Ankara’da yapılacak bir şey olmaması. Kimisi deniz yok der, kimisi memur kenti der, ama Ankara’nın olanakları bizlere fazlasıyla yeter! Bu güzelim şehre ilk defa uğrayanlara gezilebilecek … devamı için tıklayın.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın