Prens Adalar olarak da bilinen İstanbul Adaları büyüklü küçüklü dokuz adadan oluşur. Ancak bu adaların hepsinde yerleşik hayat bulunmaz. Sadece, benim de görme imkanı bulduğum ve birazdan sizlerle de paylaşacağım, dört adada sürekli ve düzenli yerleşim vardır.

Büyükada, adaların en büyüğü ve turistlerin gözde noktalarından biri. Özellikle İranlı turistler adanın müdavimlerinden. Benim orda olduğum süre içinde sayıları Türk turistlerden çok daha fazlaydı ve çevrede konuşulanlara göre satılık evlerin çoğunun yeni sahibi İranlı turistler olmuş. Büyükada’da görülebilecek yerler arasında adanın en yüksek tepesinde bulunan Aya Yorgi Kilisesi ve Manastırı, Reşat Nuri Güntekin’in evi ve Türkiye’nin ilk ve tek çağdaş kent müzesi olan Adalar Müzesi bulunur. Bu müzede Osmanlı arşiv belgeleri, yüzlerce belgesel film, fotoğraflar ve sözlü tarih kayıtları gibi dokümanlara yer veriliyor. Adada resmi araçlar dışında motorlu hiçbir taşıta izin verilmiyor ve ulaşım bisiklet ve faytonla sağlanıyor. Birbirinden güzel ve yeşil sokaklarda bisikletle dolaşmak bisiklet severler için cidden en büyük keyiflerden biri. Tabii ada sadece dolaşma imkanı tanımıyor. Denize girmek isteyenler için de dört adet plajı mevcut.

Heybeliada Prens Adaları’nın ikinci büyük ve en yeşil adası. Gezilebilecek yerleri arasındaysa Deniz lisesi ve Rum Ortodoks Ruhban okul var. Burasıyla özdeşleşen yazarımızsa Hüseyin Rahmi Gürpınar. Görmek isteyenler için ünlü yazarın evi ziyarete açık.

Burgazada büyüklük olarak üçüncü sırada yer alıyor. 1928’de kurulan Burgazada’sı Sanatoryumu, Türkiye’nin en eski sanatoryumlarından biri. Bazılarının bileceği üzere hikayelerinin çoğunda Burgazada’yı anlatan Sait Faik Abasıyanık’ın evi burada. Ev, daha sonraları Sait Faik Abasıyanık Müzesine dönüştürülmüş.

Kınalıada, İstanbul’a en yakın olan ve bu dört ada içinden en küçüğüdür. Maalesef ki en az ağaç da bu adada bulunur. Ve son zamanlarda adanın İstanbul’un küçük bir kopyası haline geldiği söyleniyor.

Genel olarak bahsettiğim bu dört adanın da en büyük ekonomik kaynağı turizm ve nüfusları yaz mevsiminde yaklaşık on katına çıkıyor. Neoklasik tarzda, birkaç katlı ahşap evler, adaların yerleşme ve mimarisinin temeli. Bu şekilde olmasının sebebiyse 20. yüzyıl başlarındaki batılılaşmayla açıklanıyor. Sadece Büyükada’da bahsetmeme rağmen tüm adalarda motorlu araçlar yasak. Yürümek ve bisikletle gezmek istemeyenler için de büyük ve küçük ada turu adı altında faytonlarla dolaşma imkanı tanınmış.

Adalar için İstanbul’dan gün içinde sık bir şekilde vapur, deniz otobüsü ve motor seferleri düzenleniyor. Turistler içinse bir çok otel mevcut.

Hafta sonu rahatlamak isteyenler ya da tatilini doğa içinde geçirmek isteyenler için çok yerinde bir tercih olduğuna inanıyorum. Özellikle benim tavsiyemse adaların sonbahar mevsiminde ziyaret edilmesi.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Ecem Çalı | ODTÜ İşletme

“Pusula” kategorisinde benzer yazılar:

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Doğayla Başbaşa Kalabileceğiniz 15 Yer

Doğa, insanların daha iyi bir yaşam sürmesi için rengarenk güzellikler sunar. İnsanlar doğaya baktıkça güzel şeyler düşünmeye başlar. Göller, ormanlar, şelaleler, mağaralar … devamı için tıklayın.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın