Bu yazımda sizlere Türkiye’deki fast food sektöründen bahsedeceğim.Sizlere öncelikle fast foodun ne olduğundan bahsedeyim.Fast food kısa sürede hazırlanan ve seyyar satıcılarda, büfelerde ve restoranlarda hemen tüketmek veya paket yapılmak üzere satışa sunulan yiyecek. İngilizce fast food kavramı Türkçeye birebir “çabuk yemek” olarak çevrilir. TDK tarafından ”hazır yemek” karşılığı önerilmiştir. Ancak ”hazır yemek” tabiri pek çok dilde kısmen pişirilmiş ve paketlenmiş, ısıtılarak yenmeye hazır yemek anlamına gelir. Hazır halde satışa sunulan ekmek arası döner, hamburger, patates kızartması, pizza gibi pek çok yiyecek fast food kabul edilir.

Gelelim Türkiye’nin devler arenasında boy göstermeye başlayan ürünlerine.  Zorlu ve yorucu serüvenin daha başında olsa da bu ürünlerimiz Amerikan ürünlerinin dünyadaki en büyük rakibi oluyor.

 

Döner


Türk fast food ürünlerinin tartışmasız lideri olan geçmişi 150 yıl öncesi Kastomonulu bir aşçı olan Hamdi Usta’ya dayanmaktadır. Hamdi Usta’dan bugüne bir sürü çeşidi çıkan ve özellikle şu sıralar Antakya usulü moda olan Türk işi bir yemektir.Genellikle ekmek arası olarak yenilen döner pilav üstü olarak ya da klas bir şekil olan iskender olarak da sunulur. Dönerimiz Avrupa’da 60 bin civarındaki lokanta ve büfe’de satılıyor. Dünya’da Döneri tanımayan insan sayısı yok denecek kadar az.  Özellikle Avrupa’da Dönerin tadını bilmeyen yok diyebiliriz.

 

Simit (Gevrek de derler)

Simit adı ilk üretildiği yer olan Smiti’den (İzmit) geldiği düşünülmektedir. İstanbul’a gelen ya da İstanbul’dan doğuya giden kervanların konaklama alanı olarak bilinen İzmit’te yolculara pratik bir yiyecek olarak hazırlanan simit, bu özelliği ile de ilk fast food örneklerinden sayılabilir. Bildiğimiz halka hali dışında peynirli, sucuklu, zeytinli gibi çeşitlere bürünüp kendi markalarını oluşturarak son 5 yıla damgasını vurdu. Bugün sadece 1 simit markası’nın yıllık cirosu 450 milyon doları geçti.Ayda 6 milyon adetlik üretim kapasitesi ile günde 250 bin kişinin ziyaret ettiği Simit Sarayı, Mc Dolands ve Burger Kingi geride bıraktı.Nielsenin yaptığı fastfood ve unlu mamuller sektörü araştırmasında, 150 şubesinde günde 250 bin kişinin ziyaret ettiği Simit Sarayı, Türk halkının gözde markası oldu. 100e yakın ürün çeşidi ile aylık 6 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip olan Simit Sarayı, araştırma sonucuna göre Mc Donalds ve Burger Kingden daha güçlü bir marka haline geldi. Diğer ürünlerimizi şöyle bir kenara koyacak olursak sadece simidimiz Dünya fast food devlerini geride bırakmış durumda.

Simit Sarayı Dünya Geneli Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur, 8 yıl önce fastfood sektörüne girdiklerini ve hızla büyüdüklerini söylüyor. Okutur, bugün yurt içinde 150 şube ile hizmet verdiklerini söyledi. 2004te TÜBİTAK ile ortaklaşa geliştirdiği 7 bin metrekarelik kapalı alan üzerine kurulu merkezi üretim tesislerinde ayda 6 milyon adet üretim gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Okutur, şunları ifade ediyor: ”Simit Sarayı mağazalarını her gün ortalama 250 bin kişi ziyaret ediyor. Dünyanın en büyük fastfood zinciri Mc Donaldstan bir fazla şube açma amacıyla yola çıkan Simit Sarayı, Hollanda ve Kıbrısta açtığı şubelerle dünyaya açılmış bulunuyor. Önümüzdeki günlerde Yunanistan ve Mekkede de mağaza açacağız. İki yıl içerisinde yurt içinde 500, yurt dışında başta Hollanda, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri olmak üzere 500 mağaza açmayı hedefliyoruz. ”

 

Kokoreç

Kokoreçin tarihi ateşin keşfine kadar giden uzun ve efsanevi bir gelişime sahiptir.Orta Asya’daki Türk boylarının keşfettiği yapılan arkeolojik çalışmalarla ispatlanmıştır. O günden bugüne çeşitli sunum farklılıkları yaşasa da aslından hiç bir şekilde vazgeçilememiştir. Günümüzde bile şehirden şehre yapılış ve lezzet farkı bulunan kokoreç bir nevi sarhoş yiyeceği olarak da bilinir. Ama bence kokoreçi yemek için sarhoş olmaya gerek yok güzel bir yerden her an yenilebilir.Avrupa’da henüz varlığı olmasa da Türkiye kokoreçde markalaşmayı dönerden önce başarmış durumda. Şampiyon Kokoreç bunun en iyi örneği. Yarım ekmek arası Kokoreç ve bir içeceği 10 liraya alabiliyorsunuz. Et’den çok ucuz olmasına rağmen dönerden daha pahalıya satılan kokoreç insanımızın fast ürünleri arasında ama Avrupa veya dünya’da ne kadar başarılı olur bilemeyiz. Yıllar evvel Berlin’de denenen kokoreç pek ilgi uyandırmamıştı. Dünya pazarında nasıl bir şansı olur emin olmak için yapılan denemelerin sonuçlarını görmek gerekiyor.

 

Kumpir

Kumpirin hikayesi ise çok yenidir. İngilizlerin içine sos koyarak yediği patates, 1991 yılında ülkemize getirildiğinde bize has zengin mezelerle doldurularak yepyeni bir ürün olmuştur. Türkiye’de yapılan kumpir, tereyağı, kaşar ve çeşitli leziz salatalar, mezeler ve soslar katılarak hazırlanan bir üründür. Şekli benzediği için adını ”Yugoslav krumpir’den” almıştır. Ancak fırında pişirilmesi ve kendine has içeriği ile kumpir Türk mutfağının bir ürünüdür.Fakat sunumdaki eksikliği, kiraların yüksekliği, işçilik maliyetleri gibi etkenler yüzünden henüz ana ürün olmaya hazır değildir.

 

Lahmacun

1960 yıllardan sonra ülkemizin doğu bölgelerinden tüm ülkeye yayılmış ve büyük ilgi görmeye başarmıştır. Bu ilgi bir sürü çeşitliliği de birlikte getirmiştir. Örneğin, biber salçası, fıstık, yeşil biber gibi malzemeler eklenebilir ve de lahmacun Şanlıurfa ve Mardin’de soğanlı, Gaziantep’te sarımsaklı, Kahramanmaraş’ta ise hem sarımsak hem de soğanlı olarak yapılmaktadır. Lahmacun şu anda Dünya’da dönerden sonra en tanınmış ikinci ürünümüzdür. Ne yazik ki birçok Avrupa ülkesinde ismini lahmacun olarak değil de “Turkish Pizza” olarak lanse edilme bahtsızlığı yaşadı. Telaffuz zorluğu düşünülerek ve yabancıların “bu nedir?” sorusuna cevap vermemek için kısaca “Turkish Pizza” denildi. Ama çok büyük bir haksızlığa uğradığı da kesindir. Daha yeni yeni orjinal ismi ile lokanta camlarında ve menülerinde yerini almaya başlamıştır.
Çok çekici bir ürün olmasına rağmen üzerinde ve sisteminde çok çalışılması gerektiği ortadadır.

 

Çiğ Köfte

Çiğ köftenin tarihi hakkında çeşitli rivayetler vardır aslında hangisi doğru hangisi yanlış bilinmemektedir ama özünün Türkiye olduğu bir gerçektir. Çiğ köfte, muhteviyatındaki bulgurun şişme özelliğinden dolayı bekletilmeden, tazeyken yenmesi gereken bir besindir. Çiğ et nedeniyle oluşabilecek başta tenyazis olmak üzere çeşitli hastalıklar nedeniyle etsiz çiğ köfte çeşitleri de üretilmeye başlanmıştır. Bu tür çiğ köftede çeşitli sos ve baharatlarla etli çiğ köfte görüntüsü ve lezzeti taklit edilir. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı kararıyla etli çiğ köftenin satışı yasaklanmıştır.Herhangi bir büfede ya da bozuk parayla çıkan otomatta bile bulabilirsiniz. Tabii hiçbiri bir Urfa’da yapılmış etli çiğ köfte olmasa da oldukça lezzetlidir.

 

Pide

Orta karadeniz bölgesinin markalaşalan pidesi, bireysel olarak sunulan Trabzon, Rize tarzı pide çeşitleri ve Konya’nın Etli ekmeği hepsi ayrı birer ürün olarak fast food yıldızı olmaya aday. Pide markası olarak en çok bilinen Metro Grup bünyesindeki Sampi. Türkiye’de Franchiese sistemi ile şubeleşen Sampi yatırımlarını artırarak devam ettiriyor. Pidemiz doğrudan İtalyan pizzasının rakibi olması dolayısı ile önemli bir ürün. Pişiriliş tarzı ile açık,kapalı, kıymalı, peynirli, sebzeli, yumurtalı versiyonları ile çeşit sayısı artan pidenin daha çok tanıtıma ihtiyacı var. Türkiye’de sevilerek tüketilen pidenin aynı başarıyı yurtdışında yakalayabilmesi için gittiği ülkedeki yerel hassasiyetleri de bünyesine alması ve sunum olarak da farklı tadları kendinde barındırması gerekmektedir.

 

Köfte


Türkiye’de 300’ ü aşkın köfte türü var. Bu anlamda ülkemiz tam bir köfte ülkesi. Her yörenin kendine has köfte çeşidi var. Sokakdaki vatandaşa köfte çeşitlerini say deseniz en az 10 tanesini ezbere sayar. Köfte üzerine kurulu Türkiye’de fast foot markaları çoğalmaya başladı. Köfteci Ramiz bunun en başarılı örneklerinden. Köfte ve açık büfe salata konsepti ile her köşe başında görmeye başladık. Türkiye’nin köfte satan markaları gözlerini yurtdışına dikmiş durumda. İnegöl, Sultanahmet, Tekirdağ, Akcaabat, İsli, Odun köfteleri en çok tercih edilenleri. Avrupa’ya bakacak olursak İnegöl köftesi açık ara önde. Bugüne kadar dönerin yanında ek bir yemek olarak sunulan köfte Avrupada artık dönerin alternatifi olma yolunda ilerliyor. Köfte lokantalarına gelen Alman, Hollandalı, Belçikalılara dikkat ediyoruz “köfte” türkçe ismi ile istiyor. Köftenin tanınırlığı da her geçen gün artıyor.

Tabiiki lezzetli Türk fast food ürünlerini saymakla bitmez.Bu yüzden sizlere kısaca en popüler olanlardan bahsettim. Anlattığım ürünlerden tatma fırsatı bulamadığınız varsa fırsat bulabilmeniz dileğiyle.

 

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Aytunç UZ | ODTÜ İşletme

 

“Yaşam” kategorisinde benzer yazılar:

Henüz Tam Keşfedilmeden Denemeniz Gereken 7 Dünya Mutfağı

Ülkelerin kültürlerinin, gündelik yaşamlarının ve tarihlerinin büyük bir parçası yemeklerine yansımakta; bu lezzetleri ve yemek kültürlerini keşfetmek ise ayrı bir keyif! Şimdi gelin yeni ve herkesçe keşfedilmemiş… devamı için tıklayınız.

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın