Cinsel tacizler kadınların karşısına sokakta, toplu taşıma araçlarında, alışveriş merkezlerinde; kadın mini etek giyerken, pantolon giyerken, elbise giyerken, şort giyerken, uzun elbise giyerken fark etmeksizin çıkıyor. Tacizden korkmamız, bedenimizi ve cinselliğimizi saklamaya çalışarak yaşamamıza neden oluyor.  Çeşitli araştırmaların gösterdiği veriler de iş yerinde cinsel tacizlerin kadınlar için ciddi bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor. Peki, bu tacizlerden ne kadarımızın haberi var?

Aslında iş yerinde taciz vakaları çok yaşanıyor ama tacizin altında yatanın kadının suçu olduğunu düşünen ve düşündürten zihniyet yüzünden bu yaşananlar dillendirilmediği için bilinmiyor. Suçlanma korkusuyla başına gelenleri itiraf edemeyen kadın ya işten çıkıyor ya da sessiz kalıyor. Cinsel taciz, yüksek mevkilerde çalışan birçok kadından, lise mezunu olmayan düşük mertebede çalışan kadınlara kadar herkesin başına gelebiliyor. Kadının ne kadar eğitim aldığı ya da ne kadar güzel olduğu çok da önem taşımıyor bu konuda.

Yenibiris.com üzerinden yapılan ankette kadınlara işyerinde cinsel tacize uğrayıp uğramadıkları soruluyor. Ankete katılan 1232 kadından yüzde 62’si evet diyor; yüzde 3’lük kısmı ise emin değil. Sözlü taciz oranı yüzde 62; fiziksel taciz ise yüzde 25. Tacizin kim tarafından yapıldığı yüzdeleri ise şaşırtıcı: yönetici tarafından yapılan taciz yüzde 52, müşteri tarafından yüzde 20, çalışan tarafından yüzde 18. Taciz karşısında neler yapıldığı yüzdeleri de ahlaki değer zorlamasıyla baskı altında alınan kararları bize gösteriyor: tacizciyle yüzleşenlerin oranı yüzde 39, ses çıkarmayanlar yüzde 22, işten ayrılma yüzde 19.  Korkma, çekinme, inkâr ve başkalarının bu konuda ne düşüneceğini dikkate alma sonucuyla, yaşanan cinsel tacizin açığa çıkarılmadığı görülüyor. Oysaki kadınlar haklarını bilse ve toplumun ahlaki yargılarını bir kenara bıraksa, erkeklere bunu yapma cesaretini dahi vermeyeceklerdir.

Kadına yapılan tacizin sadece cinsel değil, psikolojik tarafı da var. Bugün birçok çalışan kadın terfi edilmek için bazı şartlarla karşılaşmakta. Fiziksel olarak gerçekleşen bir şey olmamasına rağmen böyle durumlarla karşılaşması, kadının psikolojisini etkilemektedir. Kadını objeleştirmeden, işyerinde eşitliğin kurulması büyük önem taşımaktadır. Erkeğin kadına olan tacizinin yanı sıra kadının kadına olan tacizi de söz konusudur. Kadın yöneticileri çekememe, onların başarısını ya da mevkisini cinselliğe bağlamak da bir taciz türüdür.  Toplumdaki ataerkil bakış, erkeklerin cinselliklerini kısıtlamalarının beklenmediği, kadınların ise bunun bilincinde olmaları gerektiği ve buna göre mesafe koymakla yükümlü olduklarını düşündüğü için taciz olayları bu kadar yaygınlaşmıştır.

Kadınlar herhangi bir taciz türüyle, fiziksel olup olmaması fark etmez, karşılaştığında ne yapabileceklerini çok iyi bilmeliler. İşyerinde cinsel tacize maruz kalan mağdur; iş sözleşmesini fesih edebilir. Hatta cezai şikâyet yoluna gidebilir ve tazminat talebinde de bulunabilir. Suç duyurusunda bulunmak için kanıta ya da tanığa gerek duyulmadığı durumlar da oluyor. Mağdur, başından geçenleri ayrıntılı olarak anlatırsa yeterlidir.

Gelişmekte olan bir ülke olarak lanse ediliyoruz. Ancak asıl gelişimi kadın yaşamı konusunda yaparsak bir şeyleri değiştirebiliriz. Empati kurup, bilinçlenirsek kadın tacizlerinin, sessiz kalmaların, tacizcilerin rahatça dolaşmasının ve yaptıkları şeylere devam etmesinin önüne geçeriz.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Berfin ALKAN | ODTÜ İşletme

 

“Sosyal Sorumluluk” kategorisinden benzer yazılar:

Dünyaca Ünlü Sporcuların Yardım Kuruluşlarına Yaptıkları Akıl Almaz Bağışlar

Kariyerleri kadar hayır işleri yapmayı önemseyen dünyaca ünlü sporcuların yardım kuruluşlarına yaptıkları akıl almaz bağışları hiç merak ettiniz mi?… devamı için tıklayınız.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın