Spor Türkiye’de yıllardır futbolun tekelinde olan bir alan. En çok ilginin olduğu branş futbol olduğundan yatırımcılar da sporda futbol odaklı girişimler yapıyorlar. Ancak yaklaşık 5-6 yıldır futbola fazlasıyla ciddi bir rakip var, hatta başarılar alanında düşünürsek kesinlikle futboldan daha iyi bir alan: Basketbol. 2010 Dünya Şampiyonasından kazandığımız 2.likten sonra bu sene de göğsümüzü kabartan gelişme Fenerbahçe Ülker’den geldi.

Dünyanın ikinci, Avrupa’nın ise en büyük basketbol organizasyonu olan Euroleague’de Final Four’a kalan Fenerbahçe Ülker özlediğimiz başarılardan birini yaşattı Türk halkına. Zamanında Ergin Ataman önderliğindeki Efes Pilsen(Anadolu Efes) üçünlükle bitirirken bu sene de bu ligi Fenerbahçe dördüncü olarak kapattı. Bu tip başarılar bizleri gururlandırmanın ötesinde Türk sponsorlarının marka değerini ciddi oranda artırmakta. Örneğin, Final Four maçları neredeyse bütün Avrupa tarafından izlendi ve Fenerbahçe’nin yanı sıra Ülker de kendini o arenada göstermiş oldu. Takımlarımız bu tip uluslararası arenalarda kendini gösterdiği sürece Türk sponsorlar da kendi marka değerlerini gittikçe artırıp marketlerini geliştirme şansını bulacaklardır.

“We are globally yours”

Euroleague’in tam adı biraz uzun olduğundan telaffuz edilmiyor ancak burada bizi gururlandıran bir detay daha var: Turkish Airlines Euroleague. Dünyanın en gözde ikinci ligine adını veren firmanın Türk firması olması son derece göğsümüzü kabartan bir durum. Havacılık sektöründe, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında kendini ispat etmiş olan bir firma Türk Hava Yolları. Şu anda Euroleague’in isim sponsorluğunu elinde bulunduran firma, bu yolla marka bilinirliğini ciddi oranda artırmış durumda. Her ne kadar Sponsorluk olarak THY’nin gölgesinde de kalsa Efes markası da Euroleague sponsorlarının arasında. Böylesine büyük Türk firmalarını böylesine büyük uluslararası arenalarda görmek gurur verici. Basketbola hakettiği değer verilirse eğer bu alanda göreceğimiz Türk marka sayısı da artacaktır.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Oğuz Ziya Köseömür | ODTÜ Makine Mühendisliği

 

“Yaşam” kategorisinden benzer yazılar:

Elveda Black Mamba

Yıl 2007, 11 yaşındayım. Yatma saatimin 10 olduğu vakitler. Tüplü televizyonun önünde daha önce hiç ilgimi çekmemiş bir oyunu seyrediyorum. Bir adamdan bahsediliyor. Dokuz kez üst üste 40 sayı atmış, rekor kıracakmış. Basketbolla tanışmam bu adamın onuncu kez 40 sayı… devamı için tıklayınız.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın