Eski çağlara ait bazı duvar yazıları, hayvan figürleri aslında birer animasyon örneğidir. O çağlarda kullanılan maskeler, kıyafetler ve yüz boyama teknikleri gibi öğeler animasyonun yapı taşlarını oluşturur. Hatta şimdi bu sektördeki birçok şirkete ilham kaynağı olmuşlar ve milyon dolarlık şirketlerin kurulmasına önderlik etmişlerdir. Yakın tarihimize bakacak olursak, herkesin yakından tanıdığı Walt Disney eğlence sektöründe, dünyanın en büyük medya şirketi haline dönüşmüş, eski yeni animasyonları hala büyük kitlelerce izlenip beğeni toplamıştır. 16 Ekim 1923 tarihinde kurulan Walt Disney şirketi, ilk yıllarda pek yankı yaratamasa da 1928’de çizilen Mickey Mouse karakteri ile büyük ilgi görmüş ve ardından gelen Minik Fare, Pluto, Donald Duck ve Goofy ile bu sektörde ne kadar iddialı olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Çizilen her karakter, her masal kahramanı birer animasyon halini almış ve seri; Pinokyo, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Define Adası gibi animasyonlarla devam etmiştir. Hala animasyon sektöründe en üst sırada bulunan bu şirket, bugün 6 büyük şehirde açtığı eğlence parklarıyla turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

mickey            &                 Minnie-Mouse-Pink-Bow-1

Bir diğer animasyon şirketi olan Pixar, daha yakın zamanlı olarak 1979 yılında kurulmuş birçok insanın keyif alarak izlediği animasyonların altına imzasını atmıştır. Bunlardan Oyuncak Hikayesi, Sevimli Canavarlar, Kayıp Balık Nemo, İnanılmaz Aile ve Arabalar birçok ailenin çocuklarıyla beraber sinemada keyifle izlediği animasyonlardan olmuştur. Bu yapıtların çoğu 2. filmleriyle seriye devam etmiş ve ününü Türkiye’ye de yaymayı başarmıştır. Bu şirket ise 2006’da Walt Disney’in satın almasıyla yayın hayatı son bulmuştur.

Nemo-PNG-Queroimagem.com

Türkiye’deki animasyon sektörüne bakacak olursak Hacivat ile Karagöz ile başlayıp, çeşitli gölge oyunlarıyla sürmüştür. Bu bağlamda bizlerin de animasyona gereken önemi verdiğimizi söyleyebiliriz lakin Hacivat ile Karagöz’den ileriye gidemeyişimiz de ayrı bir problemdir. Bundan sonra animasyonun gerçek anlamda Türkiye’ye girmesi çok sonraları olmuştur. 1930’lu yıllardaki Disney çağdaşları olan sanatçıların filmlerinin, sinemaya uyarlanmasıyla birlikte bu sektör yavaş yavaş Türkiye’de de gelişme göstermeye başladı. Türkiye’de ilk çizgi film denemeleri, 1947–1949 yıllarında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim görevlisi olan Vedat Ar’ın verdiği bir kursla başlamıştır. Ar’ın, 1947 yılında kurstaki on beş öğrencisiyle birlikte yaptığı üç dakikalık, “Zeybek Oyunu” adlı çalışması Türkiye’nin ilk animasyon filmidir. (Onaran, 196)

Ülkemizde Vedat Ar’ın başlatmış olduğu animasyon sektörü, açılan konservatuvarlar, çeşitli akademiler ve bazı üniversitelerin desteklediği projeler sayesinde belirli bir mesafe kat etmiştir. Şimdi kurulan çeşitli şirketlerle ülkemizdeki animasyon sektörü yoluna devam etmektedir. TRT Çocuk’ta yayınlanan Keloğlan Masalları adlı animasyon ile son zamanlarda hızlı bir yol kat ettik. Umarız ki biz de ileride dünya çapında büyük ses gelirecek animasyonlara imza atar ve bu eğlenceli sektörün gelişimine fayda sağlarız.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Furkan Şaldır – ODTÜ İşletme

Kültür&Sanat kategorisinden benzer yazılar:

Erasmus Değişim Programının Öğrenciye Kattığı 5 Avantaj

Fransa, Almanya, İspanya, İtalya… Bunlar bir çoğumuzun hayallerini süsleyen ülkelerden sadece birkaçıdır. Hele bir öğrenci olarak, kendimizi o stresli derslerden, vizelerden, finallerden bir nebze olsun uzaklaştırıp Paris’in sanat kokan sokaklarına, İspanya’nın dünyaca ünlü festivallerine…devamı için tıklayın.

Yorum Yazın