Hepimiz müziğin hayatımızda hava gibi su gibi bir yeri olduğundan bahsederiz, onunla üzülür, onunla sevinir, onunla gaza geliriz, onunla ağlar, onunla güleriz. Onsuz yaşayamayız deriz, hayatımızın her yerine koyarız onu. Anılarımızda hep onun yerinden bahsederiz ama buna somut bir kanıt sunamayız. Atlantiğin öteki yakasında bu somut kanıtı bulmuş hatta alzheimer, bunama gibi yaşlılık hastalıklarını tedavi etmek için kullanan insanlar var. Araştırmalar yapmışlar, makaleler yazmışlar ve bu konuda ciddi adımlar atmaya başlayıp vakıflar kurmuşlar.

Bu konuda faaliyet gösteren vakıflardan biri de Music and Memory Vakfı. Bakımevlerine, huzurevlerine giderek oradaki aileleri tarafından oraya yerleştirilmiş, hayata dair çok az ümitleri, amaçları olan, yalnızlığa terkedilmiş insanlar için bir umut olmaya çalışıyorlar. Geçmişlerini araştırıp hayatlarına yön veren ya da en sevdikleri şarkıları tespit edip, bunu onlara anılarını hatırlatmak için kullanıyorlar, bu konuda oldukça başarılı olduklarını da söyleyebilirim. Amerika ve Kanada sınırları içindeki altmıştan fazla kurumda yüzlerce hastaya umut ışığı olmuşlar. Başarıları ise %75’ler civarında, yani her 4 hastadan 3’üne geçmişlerine dair kendi başlarına hatırlayamadıkları anılarını hatırlatmışlar. Sadece hatırlatmakla da kalmamışlar; baston kullanamadan yürüyemeyen bir hastayı dans ettirmek, yıllardır kimseyle tek bir kelime konuşmamış bir hastaya şarkı söyletmek, yatağında aylardır hareketsiz yatan, makinelerle hayata tutunmuş bir hastaya parmaklarıyla ritim tutturmak müzikle yaptıkları şeylerden sadece birkaçı.

Aşağıda da videosunun linki bulunan Henry, bu hastalardan biri. Hayatının her anında müzik bulunan bir insanmış Henry, yapmaktan en zevk aldığı işlerden biri şarkı söylemekmiş ve yaklaşık 10 senedir aynı bakım merkezinde kendini diğer insanlarda soyutlayarak tek başına yaşayan bir amcaymış. Bir gün gidip Henry’ye gençliğinde söylemekten çok zevk aldığı bir şarkıyı dinletmişler ve Henry çocukluğuna dair anıları bile hatırlamaya başlamış. Size Henry’yi ve müzikle nasıl bunama hastalığını yendiğini daha fazla anlatmak isterdim ama videoyu izlerseniz kat kat daha fazla etkileneceğinizden eminim. İşin enteresan kısmı tüm bunları yaparken gayet basit bir sistemleri var, bir ipod bul, hastaların geçmişini araştır, onlar için önemli olan müzikleri, şarkıları tespit et ve dinlet onlara. Yapılması imkânsız, ya da zor bir şey değil.

Peki, biz bu konuda ne yapıyoruz, neler yapmalıyız, neler yapabiliriz? Bunları çabucak tespit edip hemen harekete geçmemiz lazım, hala geç kalmış değiliz. Bugün ülkemizde 238 adet yaşlı bakım kuruluşu 20 bin kişiye hizmet vermekte. Yaş ortalamaları 65’in üzerinde olan bu insanlar evlerinden, ailelerinden uzakta, yabancısı oldukları bir çevrede hayatlarının son gününe kadar yaşamaya bırakılmışlar. Bir de bunun üzerine alzheimer hastalığını eklediğinizde, herhangi bir insanın hayatına daha kötü bir son düşünmek imkânsız hale geliyor. Kim böyle bir son ister ki hayatına? Kendinizi sadece bir dakika onların yerine koyun ve kendi sonunuzun böyle olacağını düşünün. Hiç mutlu bir son gibi görünmüyor değil mi? Bu yüzden bu insanlar için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Müzikle onlara, geri almak için her şeyi yapacakları anılarını hatırlatmak yapabileceğimiz kolay şeylerin başında geliyor. Bu konuda bir şeyler yapmak isterseniz, hala geç kalmış değiliz.

** Henry’nin Hikayesi

** Bu konuda güzel de bir belgesel çekmişler: Alive Inside (2014)

** Ankara’daki huzurevlerinin iletişim adresleri

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Muhammet Şahin – ODTÜ Elektrik – Elektronik Mühendisliği

Sosyal Sorumluluk kategorisinden benzer yazılar:

Bir gün değil, her gün değerlerini bilmemiz gerekir: 24 Kasım Öğretmenler Günü!

Şu güne kadar üstümüzde emeği geçenlere, bizlere değer katanlara selam olsun. Şöyle bir bakıyorum da kutsal günün havasına, gökyüzünü kara bulutlar kapatmış. Bulutlar, dokunduğunda ağlayacak kadar sıkkın. Rüzgarsa bozuk lehçes…devamı için tıklayın.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın