Merhabalar Kaan Bey, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?
Tabii, ismim Kaan Kayabalı, Ankaralıyım. 2001 yılında ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği’ne girdim, 2005 yılında mezun oldum. Daha sonra Bilkent Üniversitesi’nde MBA’e başladım ama bitiremedim. Bir dersim kaldı ve hala duruyor. 2006 yılında girişimci oldum yani ilk şirketimi kurdum, hala devam ediyor. 2011 yılında da Onedio şirketini kurdum. 2012 yılının Ağustos ayında Onedio yayın hayatına başladı. Şu an Onedio’nun genel müdürüyüm ve bu şekilde devam ediyoruz.

Sizi Onedio.com ile tanıdık. Daha önce girişimcilik deneyimleriniz oldu mu? Eğer olduysa bize kısaca bahseder misiniz?
Elektrik-Elektronik 4. sınıftayken, zaten girişimci olmayı aklıma koymuştum. O yüzden mezun olur olmaz sınıf arkadaşlarımdan biriyle Kade adında bir şirket kurduk. Kurmuş olduğumuz bu şirketin kuruluş aşamasında da ODTÜ’nün düzenlediği Yeni Fikirler Yeni İşler yarışması vardı. O yarışmaya katıldık ve ikinci olduk. Ondan sonra bize yaklaşık 10.000 TL gibi bir para ve yine buradan KOSGEB İnkübasyon Merkezin’den bir ofis verdiler, bu şekilde girişimciliğe başladık. Orada edindiğim bilgi ve tecrübe Onedio’da işime çok yaradı. Orada yüzme bilmeden suya atlayıp yüzmeyi öğrendim, burada ise profesyonel yüzücü olarak başladım.

kaan-kayabali

Peki orada edindiğiniz tecrübelerin Onedio’ya ne gibi katkıları oldu?
Her şeyden önce nasıl iş yapılır, nasıl para kazanılır, bir girişim nasıl büyütülür onları öğrenmiş oldum. Vergi mevduatından tutun Ticaret Odası işlemleri, hibe/destek programları, yatırımcılarla ne konuşulur, nasıl konuşulur, şirket nasıl fatura kesmeye başlara kadar bir sürü bürokrasi işlerini öğrendim. Bu öğrendiklerimi de Onedio’da uyguladım. Ayrıca tabii ki her şeyden önemli bir şey daha var o da çevre, tanıdık insanlar. Bu faktörler Türk iş dünyasında etkili olan en önemli şeydir.

Onedio.com’u kurma fikri ne zaman ve nasıl ortaya çıktı? Kaç kişilik bir ekiple başladınız?
Onedio alan adını 2010 yılında kaydettik. Aslında fikir olarak aklımıza gelmesi bayağı geçmişe dayanıyor. İlk çıkış noktası herkesin yeni medyayı konuşmaya başladığı sırada medyana geldi. Yeni medyayı nasıl formülize edebilirdik. Yeni medya demek insanların tamamen haber kaynağı ve içerik kaynağı olduğu ardından da bunları sosyal bir platformda ortaya sunduğu bir alandır. Onedio , Twitter ve Facebook ile aynı mantıkta ama haber ve içerik üzerine konumlandırılmış bir sosyal ağ fikri olarak ortaya çıktı. 2010 yılında bu insanların da kendi fikrini söyleyebildiği ve kendi içeriklerini üretebildiği bir platform olsun diye ismini Onedio koyduk. Biraz da akılda kalsın şeklinde fikirlerimiz oldu. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra Onedio’yu şirketleştirip faaliyete geçirmek için başladık.

onedio

Onedio’nun sosyal medyada bu kadar hızlı bir şekilde yayılmasının ve benimsenmesinin nedenleri nelerdir?
Öncelikle sosyal medyayı kullanan kitleyi hedef almamız. Şu an halihazırda bulunan tüm yayınlar, haber siteleri, içerik siteleri çok geleneksel bir alışkanlıktan geliyor.Türkiye’nin en çok ziyaret alan internet siteleri Hürriyet, Milliyet vs. gibi 40-50 senelik medya şirketlerinin internet siteleridir. Onedio ise tamamen sosyal medyayı aktif kullanan, sosyal medya ile birlikte yaşayan genç kitleyi hedef alıyor. İçeriklerimizi onları göz önünde bulundurarak belirledik, daha kolay ve paylaşılabilen bilgiler verdik.Mesela biz çok detay politika haberleri girmek yerine insanların gerçekten bilmesi gereken politika haberlerini gireriz. Magazin haberlerinde de spor haberlerinde de aynı şekilde çalışırız.Çünkü o kadar çok bilgi ve haber var ki bunlara istediğiniz her yerden ulaşabilirsiniz. Ama biz Onedio’yu gerçekten en önemli ,en eğlenceli haber ve içerikler için buluşma noktası haline getirdik. İnsanlar da Onedio’nun kullanım kolaylığını, konuların ilginçliğini, konuların hap haline getirilip madde madde verilmesini sevdi ve bu şekilde popüler oldu.

Onedio’nun gelişim sürecinde olduysa ne gibi sorunlarla karşılaştınız?
En büyük problem geniş kitlelere ulaşmak çünkü bir web sitesi yapmak o kadar zor değil. Onedio’nun altında çok büyük bir teknik altyapı olmasına rağmen AR-GE, ürün geliştirme süreci 6 ay gibi bir süre aldı. Ondan sonra her şey hazırlandı. Bundan sonra yapmamız gereken içeriğe insan toplamaktı. İlk önce insanların içerik üretmesini bekledik ama belli bir kitle olmadığı için insanlar içerik üretmediler. Çünkü orada içerik üretseler kimseye ulaşamayacaklardı. O yüzden biz önce Onedio’da kalabalık oluşturmaya çalıştık. Bu biraz zor bir aşamaydı çünkü yeni bir site ortaya çıkarıp insanların oraya girmesini beklemek için onlara çok farklı ve orijinal bir şeyler sunmamız lazım. Yaklaşık 1 yıl bunu üstüne çok çaba gösterdik. Ancak 1 yılın sonunda belli bir erişime ulaşabildik, ondan sonra insanlar içerik üretmeye başladılar. İnsanları buraya katılımcı olmaları için ikna etmek en büyük zorluklardan biri oldu bizim için de.

Onedio’dan hedef ve beklentileriniz nelerdir?
Hedefimiz; Türkiye’nin ilk ve tek dijitalde yani internette doğan medya şirketi olmak. Biraz önce söylediğim gibi tüm web siteleri aslında geleneksel medya gruplarının uzantısı. İşte Doğan Medya’nın, Doğuş Medya’nın büyük medya gruplarının vs. Bizim amacımız gerçek bir internet girişimciliği kültürüyle, bir start up kültürüyle, doğru ürünle, doğru zamanda, doğru kişilere erişip bunun gerçekten bir Türkiye markası olabileceğini ispatlamak istiyoruz. Hedefimiz Türkiye’nin bildiği ve kullandığı bir internet sitesi, bir medya portalı olmak.

İnternet girişimciliğinden bahsetmişken, internet girişiminin geçmişi ve bugününü değerlendirecek olursak neler söyleyebilirsiniz ve gelecekte sizce nasıl olacak?
İnternet girişimciliği her zaman çok zordur. Ama zorluklar sürekli değişiyor, artık rekabet çok fazla. Mesela eskiden bu kadar fazla rekabet yoktu. İyi bir fikriniz varsa kendisi güzel bir şekilde ilerliyordu. Ama şimdi çok fazla rekabet olduğu ve teknik bilgi de artık her yerden erişilebilir olduğu için, örneğin artık üniversiteler çok iyi öğrenciler yetiştiriyor, öğrenciler ise daha okurken bir takım şeyler yapmaya başlıyorlar, bu nedenle işin teknik kısmı kolay. Şu anki asıl en büyük zorluğu; eskiden güzel bir proje yapmak için kaliteli adam bulmak çok zordu, şimdi ise zor olan şey güzel bir projeyi insanlara ulaştırmak çok ciddi maliyet gerektiren bir durum. Çünkü herkes bir proje yaptıktan sonra aynı araçları kullanıyor. Bir uygulama da yapsanız Onedio gibi bir web sitesi de yapsanız bunu insanlara ulaştırmak için ya Google’a ya Twitter’a ya da Facebook’a reklam vereceksiniz. Böyle insanlarda kulaktan kulağa yayılmasını beklemek biraz hayalperestlik olur ve işlerinizi çok yavaşlatır. O yüzden şu anki internet girişimciliğinin en büyük zorluğu çok ciddi bir nakit ihtiyacı olması. Cebinize 500.000$ koymadan bir internet projesi yapmak biraz hayalperestlik olur ve onu başarıya götürmek çok zordur.

Revo Kapital ile yaptığınız yatırım anlaşmasından sonra Onedio’da ne gibi değişiklikler oldu?
Yatırım bizim hedeflediğimiz noktaya çok daha hızlı gelmemizi sağladı. Normalde bir şirketin para kazanmaya başlaması sonra ekibini büyütmesi bunlar uzun süren süreçler. Ama biz oradan gelen parayla direkt ekibimizi genişlettik. Yaklaşık 9 kişilik bir ekibimiz vardı. Şimdi 27 kişilik bir ekibimiz var. Bu 27 kişiden içerik üreten var, satış personeli var, markalarla anlaşanlar var. Bu çok hızlı büyümemizi sağladı. O büyüklüğe kendi imkanlarımızla ulaşmayı beklesek 1,5 yıl daha kaybederdik. O yüzden o fonu gelişimimizi artırmak ve ekibimizi geliştirmek için kullandık. Bu da işimize çok yaradı. Ekip geniş olunca daha kaliteli içerikler çıkıyor, daha kaliteli içerikler olunca daha çok kişiye ulaşıyorsun, reklam yapmak için bütçen oluyor. O yüzden dediğimiz gibi para önemli.

Peki iş dünyasından örnek aldığınız girişimci ve yatırımcılar var mı, varsa hangi yönlerini örnek alıyorsunuz?
Tabii bir girişimci olarak daha çok girişimcileri kendime örnek alıyorum. Belki çok klasik olacak ama Steve Jobs, Jeff Bezos, Elon Musk benim gerçekten çok hayran olduğum girişimcilerdir. Bunlarında hayran olduğum en büyük yanları kendi ürettikleri ürüne büyük bağlılıkla sahip çıkmaları yani gerçekten kendi ürettikleri ürünle ve şirketle yaşamaları. Her girişimci böyle değildir. Ama baktığımız zaman Steve Jobs, Jeff Bezos, Elon Musk hayatlarını kendi girişimlerine, kendi şirketlerine adamış , onlara çocukları gibi bakan ve her ortamda onları savunan kişiler ve bunu çok iyi başarmışlar. Bir tanesi Apple’ı yaptı, bir tanesi Amazon’u, bir tanesi de şu an Tesla Motors gibi çok önemli işlerle uğraşıyor. Bu yüzden kendime bu kişileri örnek aldım diyebilirim.

Peki Onedio’dan sonra herhangi bir yeni iş planınız var mı?
Bir girişimcinin öncelikli konsantrasyonu şu anki işine odaklı olmalı. Ben Onedio’dan sonrasını düşünürsem bu Onedio ve benim için doğru olmaz. Bu yüzden öncelikli amacım, Onedio’yu olabileceği en iyi yere getirmek. Olabilecek en iyi yere getirdikten sonra onu ya büyük bir medya şirketi satın alır ya halka açılır ya da başka satın almalarla kendi yolunu çizebilecek. Benim günlük operasyonlarından kopabileceğim bir şirket haline gelirse o zaman tabii ki başka projelere bakacağım. Sonuçta bu bir zevk, yeni bir ürün, yeni bir şirket kurup onu büyütmek bir insanı en çok mutlu eden şeylerdendir.

Leaders@METU konuşmacı olarak katıldığınız için teşekkür ederiz. Etkinliğimiz ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
O gün de söyledim, gerçekten en eğlenceli kitle diyebilirim. Şu ana kadar katıldığım bütün organizasyonlar içinde gerçekten sizden bir şeyler almak isteyen ve konuşmak isteyen topluluktu. Seneye yine yaparsanız katılmak isterim.

Genç girişimcilere herhangi bir tavsiye vermek ister misiniz?
Benim en büyük tavsiyem çok çalışmaları olurdu, ama gerçekten çok çalışmaları lazım. Söylemesi belki kolay görünüyor ama haftada belki 7 gün, günde 14 saat, özellikle girişimin ilk yılında çalışmaları gerekecek. O yüzden kendilerini, sosyal ortamlarını, sevgililerini, arkadaşlarını, ailelerini buna hazırlamalarını öneririm. Büyük ihtimalle bu süreç acılı ve parasız geçecek. Ama sabrettikten sonra onu da başaracaklar. Çok çalışınca başarılamayacak bir şey olduğuna inanmıyorum.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Özgen Polat  – ODTÜ İşletme
Gizem Özen – ODTÜ İstatistik

Röportajlar kategorisinden benzer yazılar:

Röportaj: Gürtay Kıpçak

Erdenay Gümüşler: Öncelikle Gürtay Bey Coca-Cola’daki hayatınız nasıl başladı, deneyimlerinizden biraz bahseder misiniz?

Gürtay Kıpçak: Coca-Cola’daki hikayem 1991 yılında başladı. Ondan evvel uzun yıllar İstanbul Başkonsolosluğunda…devamı için tıklayın.

1 Yorum

  1. Başak Ar

    Kaan Kayabalı ile çok tatlı ve verimli bir röportaj olmuş, teşekkürler.