Günümüzde şirketlerin öncelikli amacı artık sadece kar sağlamak değil. Birçok şirket kar sağlamanın yanında içinde bulundukları topluma karşı duyarlı olmayı da öncelikli hedef haline getirmiş bulunmakta. Sosyal sorumluluk düşüncelerini kurumsal bir hale getiren şirketler iş yaşamında daha başarılı bir rol oynuyorlar. Kurumsal Sosyal Sorumluk kavramı ilk olarak 1950’li yıllarda Howard Bowen tarafından “Social Responsibilities of the Businessman” isimli kitabında kullanıldı ve onun görüşünde iş adamının bazı yükümlülükleri vardı. 80’li yıllarda şirketler sosyal konularda hassas olmanın şirket çıkarlarıyla çatışmadığını gözlemleyerek sosyal sorumluluk konularında daha aktif rol almaya başladılar. 90’lı yıllarda yapılan bir araştırmaya göre müşteriler sosyal konularda daha hassas olan markaların ürünlerine daha fazla talep gösterip, sosyal konularda hassas olmayan markaları ise cezalandırdıkları görülmüştür. Kısacası sosyal sorumluluk bilincine sahip şirketlerin müşteri bağlılığını ve itibarının arttığı, satışlarına hız kazandırdığı ve medyanın ilgisini çekerek marka bilinirliğinin arttığı görülmektedir.

Yapılan bir diğer araştırmaya göre ise iş adamlarının %65’i hayatlarında sosyal ya da çevresel bir fark yaratacak projelere imza atmak istediklerini, tüketicilerin ise %77 si şirketlerin sosyal sorumluluk bilincine sahip olması gerektiğini belirtmiş. Tüm bu bilgiler göz önüne alındığında şirketler işe aldıkları personellerinin o şirket için ne kadar kalifiye bir eleman olup olmadığı, sosyal sorumluluk bilincine ne kadar sahip olup olmadığına da bağlıdır. Son yıllarda şirketlerin yarısından fazlası en az bir sosyal sorumluluk projesi yürütmekte. Sosyal sorumluluk bilincine sahip bir bireyin işe alımlarda ne gibi bir avantajının olup olmayacağı ise öncelikli olarak o şirketin misyon, vizyon, stratejisine ve şirket politikalarına bağlı olarak artı ve eksilere dönüşebiliyor.

Sosyal sorumluluk konusuna önem veren bir şirket için bu konuda hassasiyet sahibi birisi başlı başına bir artıdır. İleriye dönük projelerde hem şirket vizyonuna sahip, hem kurumsal, hem de sosyal sorumluluk bilincine sahip kişi işe alımlarda şirket için de, kendi için de avantaj sağlar. Sosyal sorumluluk öncelikle gönüllü olarak yapılan bir iştir ve şirket öncülüğünde yapılacak projelerde de yine “gönüllülük esastır” bu bilince sahip kişi işe alımlarda bir avantaja sahiptir.

Çalışanların parçası oldukları şirketlerin sosyal sorumluluk projelerinde rol almak, görüş bildirmek ve süreç yönetimine katkıda bulunmaları beklenir. Çünkü sosyal sorumluluk bireysel bir bilinçlilik olsa bile şirketin yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleri daha kapsamlı bir süreçtir. Kişi daha önce şirket politikalarına ters düşmeyecek bir sosyal sorumluluk alanında deneyim sahibi ise bu da bir avantajdır ve şirketin ileriye dönük projelerinde kullanabileceği referanslarının olması, kamu ve sivil toplum kuruluşlarıyla daha önce bir projede yer almış olması yine bir artıdır.

Şirketin yürüttüğü bu sosyal sorumluluk işlerinde de aktif bir rol oynarsa bazı maliyetleri azaltması açısından da şirket için yine yarar sağlayacaktır. Sosyal sorumluluk sahibi kişilerin işe alımlarda karşılaşabileceği eksilere geldiğimizde ise; sosyal sorumluluk örgüt kültürü, liderlerin sahip olduğu değerler bütünü, paydaşların beklentileri ve inançları tarafından belirleniyorsa ve şirketin sosyal sorumluluk anlayışı bireyinki ile bağdaşmıyorsa bu işe alınacak kişi için büyük bir eksidir.

Kişinin içinde bulunduğu sosyal sorumluluk aktiviteleri veya görüşü topluma ve çevreye yarar sağlamak amacıyla yapılmışsa fakat işletmenin mantığına ters düşüyorsa bu da yine birey için eksi oluşturur. Şirketler misyon, vizyon gibi değerlerinin yanında çalışan profilleriyle de bir kültür oluştururlar ve kişinin sosyal sorumluluk altındaki tutumları şirket kültürüne ters düşüyorsa buda bir eksidir. Bunun yanında eğer ki kişi daha önce sosyal sorumluluk adı altında halkı kandırmaya yönelik bir organizasyonda yer almışsa –kendisi de mağdur olmuş olsa bile- işe alımda kesinlikle bir eksi oluşturacaktır. Ya da şirket herhangi bir sosyal sorumluluk hareketinde bulunmuyorsa ve bunu çalışanlarını gereksiz yere meşgul ettiğini ve şirketin esas misyonlarından alıkoyduğunu düşünüyorsa buda yine kişi için bir eksidir.

Dahası şirket içinde istemedikleri bir oluşumun başlamasına öncülük edebileceklerini düşündükleri kişiyi çalışan olarak şirkete almak istemeyeceklerdir. Sonuç olarak sosyal sorumluluk bilincine sahip kişilerin işe alımlarda artı ve eksileri daha önce hangi alanlarda sosyal sorumluluk aktivitelerine katıldıkları ve bunların başvurdukları şirketlerin görüşleriyle bağlantılı olarak değişmektedir.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i FacebookInstagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Cemre ÖVEÇ | ODTÜ İşletme

 

“Sektörel” kategorisinde benzer yazılar:

Son yıllarda dünyamızdaki veri oranı adeta bir patlama yaşıyor. Şirketler müşterileri, tedarikçileri ve kendi operasyonları hakkında trilyonlarca veriyi kayıt altına alıyor. Bunun yanında günlük hayatta kullandığımız telefonlarımız… devamı için tıklayınız.