MAN Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Müstafa İskifoğlu, otomotivden, tekstil ve boyaya uzanan farklı sektörlerde, Türkiye ve dünya devi birçok şirkette 20 yılı aşkın deneyim sahibi bir yönetici. Glokal okurları için iş hayatındaki deneyimlerini, MAN Türkiye’yi ve kariyerine otomotiv sektöründe sürdürmek isteyenler için sektörün püf noktalarını anlattı.

Bize biraz kendinizden ve MAN Türkiye’den bahseder misiniz? MAN Türkiye’nin Volkswagen tarafından satın alındığını biliyoruz. Bu, şirketteki işleyişi nasıl etkiledi?
Adım Mustafa İskifoğlu. Yaklaşık 20 yıldır İnsan Kaynakları alanında çalışıyorum. İnsan Kaynakları’nın her detayında çalıştım; işe alımdan ücret yönetimine, personel yönetiminden iş planlamasına… Birçok farklı şirkette bulundum ancak kariyerimin büyük bir kısmı uluslararası şirketlerde geçti. İş hayatım boya fabrikasında, DYO’da başladı. General Motors’ta, Opel’de çalıştım. Oradan sonra PepsiCo Şişeleme’de devam ettim. Daha sonra tekstil sektörüne geçiş yaptım ve Hugo Boss’ta 7 yıl çalıştım. Şimdi de MAN Türkiye’de İnsan Kaynakları Direktörü olarak çalışıyorum. MAN Türkiye aslında 250 yıllık bir şirket; endüstriyel sektörün en köklü, ender firmalarından biri. 60’lı yıllarda İstanbul’da kuruldu, 80’li yıllarda Ankara’ya taşındı. O zamandan bu zamana işleyişi devam eden, otobüs üretilen bir firma. Daha önce kamyon da üretiliyordu, ancak şu anda yalnızca otobüs üretiyoruz. Seyahat, şehirlerarası ve bazı özel çeşitlerde otobüsler üretiyoruz. Volkswagen, 2 yıl önce MAN Grubunun hisselerini satın aldı. Her şirkette olduğu gibi entegrasyonda sıkıntılar yaşadık, fakat pozitif etkileri de oluyor. Ki şu anda onları yavaş yavaş görüyoruz. Her şirket evliliğinde olan bazı sancıları da yaşıyoruz tabi, ama bu sancılar önümüzdeki dönemlerde şirketin bir adım daha öne gidebilmesi için faydalı olacaktır.

MAN Türkiye’den önce farklı farklı sektörlerde çalıştınız: Boya, otomotiv, üretim, tekstil… Çalıştığınız her firmada da uzun yıllar emek vermişsiniz, bu sektörler arası geçişin sebepleri nelerdi?
Birçok nedeni var aslında. Sektör, İnsan Kaynakları çalışanı için çok da önemli değil. Çünkü bizim işimiz insanla. Eğer bu anlamda bir deneyiminiz var ise endüstrinin çeşitliliği aslında size bir avantaj sağlıyor. Konuya iki şekilde bakmamız gerekir: Kendinizi geçiştirebileceğiniz, yaratıcı düşüncelerin beslenebileceği bir yerde çalışıyorsanız burada bulunabilirsiniz; ama eğer bulunamıyorsanız o zaman kendinize yeni bir yol çizersiniz. En önemli nedenlerden biri buydu. Bazı sebepler de kendi inisiyatifinizin dışında, operasyonel sebeplerden dolayı ortaya çıkıyor. Ama bunu profesyonel hayatınızda pozitife çevirebilmeniz çok önemli bir şey, tabii ki çok sık değiştirmek iyi bir şey değildir ama çeşitlilik iyidir.

Geçmişte Satış Müdürlerinden sorumlu İnsan Kaynakları Müdürlüğü yaptığınız dönemle ilgili bir soru sormak isterim: Bir firmada satış performansının artan bir grafik çizmesini ne ile ilişkilendirebilirsiniz? Satış olmazsa olmazlardandır bir firma için; MAN Türkiye’de satış performansının artmasını nelere borçlusunuz?
Satışa baktığınızda da yine her şeyin insanla başladığını göreceksiniz. Bir; eğer insanların ihtiyaçlarını iyi analiz edebiliyorsanız ve kendi kaynağınızı bu anlamda etkili bir şekilde kullanıyorsanız, satış performansınızı artırabilirsiniz. Tabii ki ürün gamınızı iyi belirleyemezseniz ve pazarın ihtiyacını önceden göremiyorsanız satış performansınızı artırmak çok mümkün olmayacaktır. İki; üretim araçlarınızı ve insan kaynağınızı da çok iyi kullanmanız gerekir. Bir kere kalite şu an da çok önemli; globalde birçok rakibinizden sizi ayırabilecek en önemli faktör kalitedir. Kaliteli ürün yapamıyorsanız pazarda uzun süre kalma şansınız git gide azalacaktır, çünkü markalaştıktan sonra insanların satın alma dürtüsünü oluşturan şey kalitedir. Üç; servis ağınız güçlüyse ve insanlar ihtiyaç duyduklarında kolay ulaşabiliyorsa sizi tercih ederler; dolayısıyla satış performansınızı artırırlar. Aslında bütün mesele pazarın ve insanların ihtiyaçları doğrultusunda kendi ağınızı oluşturmak. Kalitenizin standart tutabilme becerisi ve rekabet edilebilir bir ücretin piyasaya sunulması gerekiyor.

“MAN Türkiye Beceri Eğitim Merkezi” hakkında bilgi verebilir misiniz? Bunun dışında şirketinizin yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleri var mı? Varsa bunlardan bahsedebilir misini? İşe alacağınız elemanların sosyal sorumluluk bilincine sahip olması sizin için önemli bir faktör müdür?

Sosyal Kulüplerimizin yaptığı bazı çalışmalar var. Beceri Eğitim Merkezimize baktığınızda ise birimimiz Meslek Liseleri ile bir iletişim içerisindeler. Özellikle de Çıraklık Eğitim Merkezi ve Çıraklık Eğitim Okulları ile. Meslek edinmek isteyen öğrencileri Çıraklık Edinme Merkezi ile birlikte çalışarak 2-3 yıl eğitime tabi tutuyoruz, en büyük kurumsal sosyal kurumsal projemiz bu. Herhangi bir mesleği olmayan ve eğitim imkanı bulamamış kişilere burada eğitim vererek topluma kazandırıyoruz. Bazılarını da işe alıyoruz; çoğunlukla otomotivde deneyim edinmiş kişiler burada işe alınıyor. Yaklaşık 400 mezunumuzun yüzde 20’si burada çalışmaya devam ediyor, geri kalanı

MAN Türkiye’de eğitim gördüğünü kanıtlayan bir ustalık belgesi alıp çeşitli yerlerde çalışıyor, bu şekilde hem işsizlik oranını azaltıyoruz hem de kurumsal sosyal sorumluluğumuzu bu anlamda yerine getirmiş oluyoruz. İyi bir birey olarak teknik beceri öğretmenin dışında iyi bir vatandaş olarak topluma kazandırıyoruz. İşe almada da tabii ki adayların bu projelerde yer almalarına önem veriyoruz. Çünkü bu tür projelerde yer almamak aslında başarının bir yanının eksik kalması gibi bir şeydir. Bilgi ve becerinin yanında hiçbir şey yapmayan öğrencilerden bu kişileri ayırıyoruz; bunu, hayat başarısı olarak adlandırıyoruz.

MAN Türkiye’de Kariyer yollarından ve MAN Trainee (MT) programından bahsedebilir misiniz? Yeni mezunlar MAN Türkiye’ye ne şekilde başvurabilirler?
Yeni mezunlar için zaman zaman açtığımız Management Trainee programımız var, ayrıca mezunlar bize her zaman web adresimizden ulaşabilirler. Yalnız MT programının ayrı bir yapısı var. İşe alımı planlı bir şekilde yapabilmemiz için bizim için çok önemli bir program. Yaklaşık 140’a yakın, MT programı içerisinde yer alan çalışanımız var. Bu arkadaşlarımızı nasıl alıyoruz: Önümüzdeki ihtiyaçlarımızı göz önüne alarak bir ilan çıkarıyoruz, bu ilana göre ilgilenenler başvuruda bulunuyor ve buna göre alım yapıyoruz. Aldıktan sonra bir ay boyunca sıkı bir eğitime tabi tutuyoruz, tertip tertip ilerlemelerini sağlıyoruz. MT programı, kişilerin gerek teknik becerilerini gerekse entelektüel kültürlerini geliştirmeyi amaçlayan bir programdır ve bu programdaki süreleri bittikten sonra buradaki tüm arkadaşlarımızı işe alıyoruz.

MAN Türkiye’de üniversite öğrencileri için ne gibi staj programları bulunmaktadır? Mühendislik bölümlerinde okuyan öğrenciler bitirme projelerini MAN Türkiye’de gerçekleştirebilirler mi?
Staj için bulunan belli bir limitimiz var ve her sene de staj imkanı sağlıyoruz. Her üniversiteye eşit mesafedeyiz, ama ihtiyaçlarımız bizim için önemli ve otobüs üreten bir fabrika olduğumuz için daha çok Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Makine Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliğinde okuyan arkadaşlara öncelik veriyoruz. Stajı yapanlara da bir iş fırsatı veriyoruz. Eğer gelen öğrenci buradaki olanaklardan iyi yararlanabiliyorsa ve kendini geliştirmek için çabalıyorsa, yani verdiğimiz staj programını başarı ile tamamlıyorsa önümüzdeki dönemde bizim potansiyel havuzumuzun içine giren adaylardan oluyorlar. Bitirme projelerini de MAN Türkiye’de gerçekleştirebiliyorlar. Biz, üniversitelerle iş birliği içinde olmaya çok önem veriyoruz. Üniversitede burada staj yapmak isteyen öğrenciler, hocaları ile görüştükten sonra bizimle irtibata geçiyorlar ve biz buradaki araştırma projelerimizi hocalarınıza iletiyoruz ve beğendiğiniz bir projeyi alıp bitirme projesi olarak kullanma fırsatı da sağlamış oluyoruz. Yani karşılıklı bir gelişim ortamı sağlıyoruz.

Bir İK Direktörü olarak yeni mezunlara neler önerebilirsiniz? Sizin, işe alım sürecinde önemli bulduğunuz ne gibi kriterler vardır?
Yeni mezunlara verebileceğim en büyük tavsiye, donanımlı olmaları gerektiğidir. Diploma başarısı artık çok çok önemli değil, en azından tek başına yeterli olmuyor. Yeni mezun arkadaşlarımızın üniversite dönemlerinde, bahsettiğiniz sosyal projelerde yer almalarında yarar var. İkincisi, staj dönemlerini verimli bir şekilde geçirmeleri gerekir. Üniversiteyi okurken öğrenci arkadaşlarımız bunu bir kariyer basamağı olarak görmeli, üniversite bittikten sonra iş arıyorum telaşına girip zamanlarını iyi kullanmalı. Dil becerisi de bir diğer önemli husustur. Artık bütün firmalar uluslararası şirket oldu. Uluslararası kültürde çalışabilme becerisine sahip olmak çok önemli bir avantajdır. Stajlarını yurtdışında yapabilen arkadaşlar önemli bir avantaj elde etmiştir diyebilirim. Yani öğrencilerin üniversite hayatlarını dolu dolu yaşamaları gerekir, işverenin karşısına geldiği zaman orada anlatabileceği hikayeleri olmalıdır. Anlatamıyorsanız, o zaman biz de anlatanı işe alırız.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

Sinan Kaya | ODTÜ Makine Mühendisliği

 

“Röportajlar” kategorisinde benzer yazılar:

Röportaj: Güray Gürsel

Evde bir arkadaş gitarını unuttu. Ben bunu çalabilir miyim falan diye merak edip çalmaya başladım. Sonra bir gruptan bir gitarcıyı kovdular. Sen çalar mısın dediler, ben öyle çıktım ve olay ilerledi. Ondan sonra o kadar yoğun çalıştım ki şöyle bir müzik yapmak istiyorum gibi bir şeyim de olmadı… devamı için tıklayınız.