İnternetin hayatımıza girmesiyle hayatımız bütünüyle değişime uğradı. Bilgiler, fikirler, haberler çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Birçok şeyi televizyon veya gazeteden önce internetten öğreniyoruz. Hangimiz artık Facebook ya da Twitter’a girmeden gününü geçiriyor ki?! Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) düzenli yayınladığı “Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü” isimli raporun 2013 3. Çeyrek (Temmuz-Ağustos-Eylül) verilerinde toplam internet abone sayısı 33.7 milyona ulaşmış, mobil internette 68.9 milyon 2G ve 3G abone sayısı gibi büyük rakamla karşılaşılmakta. Bu değişimler pazarlamada da yeni hamleleri beraberinde getirdi. Şirketler yeni müşterilere internet yoluyla ulaşmaya çalışıyor. Her gün onlarca sponsorlu hashtaglar, gönderiler görüyoruz. İnsanların dikkatlerini çekmek için viral reklam çalışmaları yapılıyor. Twitter fenomenleri üzerinden kitlelere ulaşılmaya çalışıyor. Firmalar bunlarla da kalmıyor aynı zamanda çeşitli temalı bloglarda, bloggerlara kendi ürünlerinin incelemesini yaptırıyor.

Araç kiralamadan tutun da, elektronik, kozmetik, oyun sektörlerinin hepsi bu uygulamaları pazarda canlı kalmak gerçekleştiriyor. Peki neden? Çünkü klasik metotla (fuar, tv vb.) belli bir yerden sonra yetersiz kalıyor. Tüketicilerin istekleri değişiyor. Televizyon ve gazetede gördüklerini hemen almaya kalkmıyorlar. İnsanlar her gün ortalama 3000 reklam görüyor ve dolayısıyla reklamlara karşı bağışıklık kazandı. Bu yüzdendir ki geleneksel pazarlama yerini dijital pazarlamaya bırakmak üzere. Ayrıca dijital pazarlamaya kısa sürede asıl hedefteki daha çok kişiye ulaşıp geri bildirim alınabilmekte.

Endüstrileşen spor sektörü de bu değişimden nasibini almış. Başta Galatasaray’ın atılımları olduğu sosyal medyada, spor kulüplerinin yeni atılımlarını görmekteyiz. Siyasi partiler dahi seçimler için sosyal medya üzerinden kampanyalar yürütüyor. Brand Week İstanbul kapsamında Siyasi İletişim Zirvesi‘nin moderatörlüğünü üstlenen Necati Özkan, yaptığı bir açıklamada “yeni seçmeni anlamayan siyasi partinin seçimi kazanamayacağı” şeklindeki açıklaması durumu özetleyebilmekte.

Dijital pazarlamada öne çıkanlar neler?

Facebook
Türkiye’de 31.7 milyon aktif ve pasif Facebook kullanıcısı var ve dünyada Facebook kullanımında yedinci sıradayız. Yani Facebook ülkemizin en çok kullanın sosyal medya aracı. Facebook’un 2 milyar dolarlık gelirlerinin 1.8’ini reklam oluşturmakta. Business Insider’ın ayrıntılı araştırmalarına göre en çok reklam veren şirketler Samsung, Procter & Gamble, Microsoft gibi global çapta büyük şirketler.

Peki dijital pazarlamadaki Facebook’un en büyük artısı ne? Billboardlar, televizyon ya da gazete gibi reklam alanları tüm herkese yönelik olmasına karşın, Facebook’taki reklamlar hedef kitleye yönelik oluyor. Facebook bu konuda firmalara oldukça uygun seçenekler sunmakta. Örneğin bir kişi Facebook üzerinden ilişki durumunu nişanlı yaptığında, Facebook o kişiye gelinlik firmalarının reklamlarını gösteriyor ya da bir kişi televizyon fiyatlarına bakıyorsa çerezler yoluyla (internet geçmişiniz) hemen televizyon satan firmalarının reklamını ön plana çıkarıyor. Reklamcılıkta buna “penetrasyon” deniliyor.

Facebook’un pazarlamacılar için sunduğu bir diğer özellikse aplikasyonlar. Özellikle bankaların kullandığı bu aplikasyonlar flash tabanlı, görsel yönden zengin, kullanıcılara ve firmalara çeşitli imkânlar sunmakta. Firmalar yeni ve mevcut müşterilerine ulaşabilirken, kullanıcılar için de farklı bir deniyim oluşturmakta. TEB’in kendi profilini analiz temalı “Sosyal Endeks” aplikasyonu görsel yönden başarılı ve kullanışlı bir aplikasyon örneği.
Facebook, her ne kadar bu olanakları içerse de, diğer sosyal ağlar karşısında gün geçtikçe kan kaybediyor. Ancak yine de Facebook’un karşısına çıkabilecek, içerik ağırlıklı bir sosyal ağ yok. Penetrasyondaki başarısı da Facebook markaların ilk tercihlerinden bir yapmayı uzun süre devam ettirecek gibi.

Twitter
Türkiye’de Twitter furyası çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Her gün binlerce tweet atılmakta. Milyonların bir platformda birbiriyle etkileşim içinde olduğu bir ortamda tabi ki markalarda olacak. İnsanlar memnuniyetlerinde, şikâyetlerinde ya da sinirlendiklerinde bir çok konuda ve tabii ki markalarla ilgili tweet atıyor. Hatta öyle ki bazen bir müşteri o an bulunduğu mağaza, restoran ya da seyahatini gerçekleştirdiği firma hakkında olumlu ya da olumsuz görüşünü bildirmek için tweet atabilmekte. Bu noktada müşterinin beklentilerini, isteklerini ölçme ve kendisine ulaşmak adına Twitter çok önemli bir mecra.
Twitter’ın kullanıma başlandığından beri öne çıkan en önemli özelliği hashtaglar oldu. Öyle ki Facebook’ta sonradan bu özelliği kendilerine entegre etti.

Markalar Twitter’ı nasıl kullanıyor? Öncelikle başvurdukları şey “Promoted Tweet” yani sponsorlu tweet. Öyle ki, geniş kapsamlı bir Twitter operasyonu geleneksel pazarlama araçlarıyla desteklenmekte. Bu tip desteklemeler hızla artarak devam ediyor. Ford’un #güzelbirgün, ING Bank’ın #BirTweetimeBakar (Promoted Trend Topic yoluyla yapıldı) ya da Ülker’in Hanımeli bisküvisi için #annemucizeleri –ki bu kampanya televizyon reklamlarıyla desteklenmiş bir kampanya- başarılı bazı Twitter reklam kampanyaları.

Twitter; canlı, sürekli değişen bir atmosfere sahip platform. Markaların doğru zamanda, doğru içeriği paylaşması, kullanıcılarla doğal bir ilişki kurmayı sağlıyor. Yani “hedef kitle”den çok “hedef an” çok daha önemli konumda. Bunun en başarı örneğini Durex Türkiye’nin 1 Aralık Dünya AIDS gününe dikkat çekmek için yaptığı viralde çok daha iyi görüyoruz. Önce hesaplarının çalındığı imajı oluşturup dikkatleri üzerine çektikten sonra, “Bir gün korunmadık, başımıza neler geldi. #korunmayadevam” tweeti başarılı bir çalışma olmuştu.

Twitter’ı yetenekli kullanıcıların getirdiği başka bir fırsat: Fenomenler üzerinden operasyonlar. Fenomenler Twitter’da geniş kitleye hitap eden ve en çok etkileşim alan –ki bu yazdıkları sadece yazdıklarıyla kalmıyor aynı zamanda dikkatle okunuyor demek- kullanıcılar. Bu kullanıcılar üzerinden çeşitli kampanyalar da yürütülmekte. Bir örnek verecek olursak; gençlik festivali düzenleyen bir organizatör firma daha çok gençlerin takip ettiği bir fenomen aracıyla hatta o fenomeni de festivale ücretsiz davet ederek reklam kampanyasını gerçekleştiriyor.
Türkiye Twitter kullanımında dünyada 11. sırada ve Türkiye’de Twitter’ı kullanan kişi ve marka sayısı gün geçtikçe artıyor. Hatta birçok noktada Türkiye Avrupa’ya örnek olduğunu söylemekte Twitter Türkiye Ekibi.
Hiç şüphe yok ki firmalar bu yöntemlerden oldukça memnun ve bu yüzden bu çalışmalar önümüzdeki günlerde artarak devam edecek gibi. Özellikle 2014’de, Twitter+Televizyon etkileşiminin üzerine kurulu ve bu doğal işbirliği markalara ve kullanıcılar farklı bir sosyal medya deneyimi sunacak gibi.

Instagram
Resim paylaşım platformu olan Instagram; kullanıcılarına, paylaşacakları resimlerine kolay yoldan efekt ekleme imkanı sunuyor. 150 milyon aktif kullanıcı, günlük ortalama 55 milyon paylaşım ile 16 milyar fotoğraf ve video içeriğe sahip gözde bir uygulama. 2013 Nisan ayında Facebook’un bünyesine katılan Instagram’ın reklam özelliği yeni çıkmasına karşın firmalar markaları için zaten halihazırda hesaplar açmışlardı. Fortune 500 şirketlerinden 120’den fazlası Instagramı kullanmaktaydı. Instagram Ekim ayı itibariyle reklam özelliğini hayata geçirdi ve böylelikle sadece yatırımlara ilerlemekten çıkıp kendine sabit bir gelir kaynağı elde etti.

Reklam özelliğinin çıkmasından iki hafta sonra Instagram CEO’su Kevin Systrom’un yaptığı açıklamada reklamların önemli bir kısmının beğeniye dönüştüğünü söylemiş ve Instagram’ın reklam için parlak bir geleceğe sahip olduğunu işaret etmişti. Instagram’a ilk reklam veren Micheal Kors zaten bunun ispatı niteliğinde. Yayınlattığı reklam sayesinde 18 saat içinde 34 bin yeni takipçi kazanmış ve 1.4 Milyondan fazla takipçiye ulaşmıştı.
Instagram reklamları kullanıcıları çok fazla rahatsız etmemekte. Hatta bazı ürün reklamlarında “Fiyatı nedir?”, “Nereden alabilirim?” gibi yorumlarla karşılaşılmakta. Instagram reklamlarının bir diğer özelliği ise Facebook’taki gibi gizlenebilir ve geri bildirim yapılabilir durumda olması. Instagram, reklam özelliğini kullanıma yeni açtığı için henüz Türkiye’den bir markanın örneğini sunmak mümkün değil. Ancak ABD’deki başarısı gösteriyor ki çok yakında Türk kullanıcılarda Instagram reklamlarını göreceklerdir.

YouTube
Dünya’nın lider video paylaşım ağı olan ve Google çatısı altında hizmetlerini yürüten YouTube kaçınılmaz olarak dijital pazarlamanın önemli bir parçası. YouTube’dan yapılan açıklamalara göre aylık 1 milyar tekil ziyaretçi sayısına sahip olduğu (dünyada internet erişimine sahip her iki kişiden birin YouTube girdiği anlamını taşıyor) ve YouTube üzerinden yaklaşık 6 milyar saat video izlenmekte.
YouTube’a verilen reklamlar, açmak istediğiniz videodan önce çıkıyor. 6 saniye sonra “Skip This Ad” butonu ile reklamı geçilmesine YouTube olanak sağlıyor. “TrueView” adlı bu sistem, televizyonda reklam başlayınca zap yapma alışkanlığını bildiğimizden pek olumlu yaklaşım almıyor. Ancak YouTube’dan yapılan başka bir açıklamada kullanıcıların sadece %30’luk bir kısmı videoyu geçiyor geri kalanlar 30 saniyelik videonun tamamını izliyor. Reklamları izlemeden geçenlerse zaten o reklamda geçen ürün ya da hizmetle hiç ilgilenmemekte. YouTube’da 30 saniyelik kısmı izlenen reklamalar için ücret alması olayın gerçekçiliğini ortaya koymakta. Google’dan Bruce Daisley, reklamları geçmeden izleyen kullanıcıların diğerlerine göre etkileşimde bulunma oranlarının daha yüksek olduğunun da altını çizdi. Tabi bu alanda başarılı olabilmek için ürün veya hizmet için dikkat çekici reklam çalışması yapılması gerekiyor ve bu da biraz işleri zorlaştırıyor.

YouTube sitenin trafiği ile ilgili rakamsal bilgileri paylaşırken reklamcılara da mesaj göndermeyi ihmal etmiyor. 6 milyar saatlik video izleyen 1 milyar tekil kullanıcısının çok önemli bir kısmının 18 – 34 yaş aralığında olduğunu ve özellikle genç kullanıcılara ulaşmak isteyen firmalar için önemli bir seçenek sunduğunun altını çiziyor. Dünyanın önde gelen 100 firmasının düzenli olarak reklam paylaşmasını da bu tezi desteklemek için sunuyor.
YouTube TrueView ile verilen reklamlarla birlikte, markalara açabilecekleri ‘marka kanallarında yapabilecekleri paylaşımlarla da pazarlama olanağı sunuyor. YouTube zaten viral pazarlamanın kalbi konumunda. Bunlara rağmen Türk markalar maalesef YouTube’un bu özelliğini yeterince kullanamıyor. En çok izlenen 10 markanın toplam izlenme sayısı 13.8 milyon. Bunun sebebi ise markaların viral pazarlamaya yeterli önemi vermemesi. En çok izlenilen kanal: Samsung Türkiye. Şirketin Dijital Pazarlama Müdürü Ömer Sabuncu başarılarını ‘kullanıcı deneyimini’ ön planda tutmalarına bağlıyor.

Global alanda dijital pazarlamada önemli yer tutan ve fazlasıyla yoğun bir trafiğe sahip YouTube’un ülkemizde de daha başarılı bir şekilde kullanılması gerekmekte.

Foursquare/Swarm
I’m at İstiklal Caddesi (İstanbul, Turkey) w/420 others kalıbına artık hiçbirimiz yabancı değiliz. Sosyal medyayla haşır neşir olan çoğu kişi Foursquare’i kullanmakta. İnsanlar gittiği bir yeri duyurmak isteyince Foursquare üzerinden check-in yapıyor ve takipçileri de ilgili kişinin nerede olduğunu görüyor. Foursquare’in CEO’su Dennis Crowley “Nerede bir ekran varsa, Foursquare olarak orada yer almak istiyoruz. Bu bir telefon, saat veya herhangi ekrana sahip olan bir cihaz olabilir.” diyerek şirketin stratejisinin bu yönde olduğunu bizlere aktarmakta.
Foursquare’in toplam 25 milyon kullanıcısı var bunun bir milyonu markalardan oluşmakta. Yaklaşık 3.5 Milyon kullanıcısı ise Türkiye’den, dünyada ABD’den sonra en fazla chek-in yapan ülkeyiz.

Foursquare’de reklamlar Facebook ve Twitter’dakilerle benzer şekilde ‘promoted updates’ (sponsorlu güncelleme)lerle yapılmakta. Konum bazlı çalışan bir uygulama olması çok büyük artı katıyor Foursquare’a. comScore’un yaptığı bir araştırmaya göre, akıllı telefonları üzerinden yerel arama yapan insanların yüzde 78‘i satın alma yapıyor. Yani üzerinden doğru bir strateji izlenilirse potansiyel müşteriyi doğrudan çekme imkanı doğuyor Foursquare sayesinde. Özellikle küçük işletmeler için bu çok daha büyük bir avantaj. Bunun farkında olan Foursquare, reklam işletmelere yönelik özel uygulamasını da çıkardı. TTNET, Turkcell, Ülker Sports Arena, Media&Markt, DenizBank Foursquare üzerinden reklam yapan bazı şirketler. Foursquare aynı zamanda spor kulüplerinden de ilgi görüyor. Galatasaray, Foursquare yaptığı anlaşma ile ilk marka rozetini alan Türk spor kulübü oldu. Onu Fenerbahçe takip etti.
Foursquare üzerinden yapılan çeşitli kampanyalar. Örneğin ABD’de bulunan restaurant zinciri Chili’s check-in yapanlara bedava cips ve salsa sosu vermesi yada Galatasaray’ın Türk Telekom Arenada check-in yapanlara maçın topunu ya da oyuncuların imzalı formasını vermesi bunlara güzel örnekler.
Foursquare hızla gelişen platform olarak dijital pazarlamada çok konuşulacak gibi.

Bloglar ve Web Siteleri
Blogların hayatımıza girmesi yayıncılık anlayışında büyük değişikleri beraberinde getirdi. Sosyal ağlara zemin oluşturan bloglar zenginleşen içerikleriyle genişlemekte. Hatırlarsanız kullanıcılara ücretsiz blog imkanı sunan Tumblr 1.1 milyar dolara Yahoo’ya satılmıştı. comScore’nin araştırmasına göre Türk internet kullanıcılarının %81.9’u blog okuyor. Bu rakamlar blogların dijital pazarlamada ne kadar önemli bir potansiyele sahip olduğunu göstermekte.
Tabii ki bunlarla birlikte benzer içeriklere sahip ancak daha fazla kurumsallaşmış web sitelerini unutmamak gerek. Örneğin bağımsız teknoloji haber sitesi (sadece haberle kalmıyorlar inceleme ve kendi araştırmaları da var) SDN yani ShifDelete.Net günlük 235 bini aşan ziyaretçi sayısıyla dikkat çekmekte. SDN gibi DonanımHaber.com, BolumSonuCanavarı.com örnekleri de mevcut.

Markalar bu sitelerle neden yakında ilgilenmekte? Çünkü kendi siteleri doğrudan satışı hedeflediklerinden yetersiz kalmakta. Markalar, ürünlerini bloglarla destekleyebilir. Blogcuların kişisel düşünceleriyle yazdıkları her bir blog online dergi işlevi görmektedir. Markalar, ürünlerini bloglarla destekleyebilirler, hatta ürünlerini bloggerlara test ettirip, müşterilerine somut verileri sunulmasını sağlayabilirler. Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta amacın blog okuyucularına sadece reklam yapmak olmaması. Aynı zamanda okuyucunun işine yarayacak bilgiler verilmesine gerek yoksa markaya bunun bir yararı olmayacaktır.

Markalar ayrıca belli bir temada artık diğer bloglardan sıyrılmış ve kendini ispatlamış bloggerlara sponsor da olabilmekte. Erdal Kaplansen’in dünyanın farklı şehirlerinde çektiği fotoğrafları hikayeleriyle birlikte yayınladığı icimdekiler.com bloguna Canon’un sponsor olması buna sadece bir örnek.
Benzer işlevleri yine web siteleri de göstermekte. Tabii daha geniş olanak ve altyapıyla. Bilgisayar ya da telefon gibi elektronik ürün almak için internette kısa bir gezinti yaptığınızda SDN yada Donanım Haber’e girmemeniz mümkün değildir. Yada bir oyun hakkında bilgi edinmek isterseniz BSC’ye.
Markalar bloggerları ve bahsettiğimiz web sitelerindeki yazarlara fazlasıyla önem veriyor, ürün lansmanlarına çağırıyor. Bazı ürünleri piyasaya sürmeden onlara denetiyorlar. Geniş blog dünyası daha da genişlemeye devam edecek ve markaların bu mecralara eğilimleri bitmeyecek gibi gözüküyor.

İnternet, sosyal medya, bloglar, web siteleri… Hepsi çok geniş bir dünya. Artan kullanıcı sayısıyla insanların daha fazla vakit harcamaya devam etmesiyle hayatımızın bir bütünü artık. Geleneksel pazarlama yerini yavaş yavaş dijital pazarlamaya bırakıyor ve saydıklarımız bunu fazlasıyla destekliyor. Bakalım markaların pazarlama stratejileri daha neleri beraberinde getirecek.

Benzer içerikler için GlokalWeb‘i Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip etmeyi unutmayın!

İsmail YILMAZ | ODTÜ İşletme

“Makaleler” kategorisinde benzer bir yazı:

Dünya’nın 10 Güçlü Ekonomisinde Asgari Ücretler

Asgari ücret, dünyanın her yerinde tartışılan konulardan biri. “Asgari ücret nasıl belirlenir?” sorusuna her ülkenin bakış açısı farklı. Genelde asgari ücretin belirlenmesinde sosyal refah koşullarının sağlanmasına önem veriliyor. Hatta kimi ülkelerde bölgesel farklılıklar doğrultusunda… devamı için tıklayınız.